Halk Havuzundan Sosyete Düğünlerine: Çırağan Sarayı – Zeynep Hazal Bayraktaroğlu & Fırat Altıntaş

Çırağan Sarayı sosyete düğünleri, ünlülerin ziyaretleriyle adını duyursa da bir zamanlar halkın girdiği bir havuza ve Beşiktaş’ın Şeref Stadı’na ev sahipliği yapıyordu. O günleri, eski Beşiktaşlı futbolcu Süleyman Oktay anlattı.

Bugünlerde Çırağan Sarayı’nın adını sosyete düğünleri ya da iş dünyasının önemli isimlerinin toplantılarıyla duysak da 89 yıl önce, sarayın olduğu alan halka açıktı.

Osmanlı döneminde çıkan bir yangında dış duvarları hariç tamamen yanan bu sarayın bahçesinde bir futbol sahası vardı. Beşiktaş Kulübü’nün antrenman yapmak için kullandığı bu sahanın adı Şeref Stadı idi. Beşiktaş taraftarları bu antrenmanları yangından kalma yıkıntıların üzerine yerleşerek seyrederdi.

Bahçede bir de insanların İstanbul’un çeşitli yerlerinden gelerek girdiği bir havuz bulunurdu. Burada eğlenceler düzenlenir, insanlar ailece geldikleri bu bahçede güneşlenir, denize veya havuza girer, mangal yapardı. Her gün kadınlı-erkekli kullanılan havuzda çarşambaları kadın matinesi düzenlenirdi. Bizim pek de aşina olmadığımız bu dönemlere şahitlik etmiş, Beşiktaş’ın eski futbolcularından Süleyman Oktay, bakın o günleri nasıl anlatıyor…

“Şeref Stadı’nın son jenerasyonuyduk”

Solda Süleyman Oktay, Şeref Stadı (Çırağan Sarayı), 1975

Şu anki Çırağan Sarayı, 1930’dan 1986’ya kadar Beşiktaş Kulübü’nün, Süleyman Oktay’ın tabiriyle, en güzel günlerini yaşadığı dönemlerinin bir sembolü haline gelmiş Şeref Stadı idi. “Beşiktaş büyüklüğünü bir şekilde Şeref Stadı’ndaki günlere borçludur” diyerek başlıyor anlatmaya Oktay: “Biz de Şeref Stadı’nın son jenerasyonuyduk. O yüzden de orası bizler için ayrı, çok önemli. Oranın bir ruhu vardı.”

O ruhu tanımlaması zor. Ancak yine de deniyor: “Döküntü eski püskü bir Çırağan Sarayı… Çırağan Sarayı’nın içinde kedi kadar büyük farelerin dolaştığı ve olanaksızlıklar içinde bir odada bütün her şeyini hallettiğin soyunma odaları… ama yine de çok güzel günlerdi. Çünkü Beşiktaş o dönemlerde de çok büyük kulüptü. Olanaksızlıklara rağmen mutluyduk.”

“Sahadan saray mermerleri çıkardı”

Süleyman Oktay (27 numara) genç takımdayken, Şeref Stadı (Çırağan Sarayı bahçesi), 1980

Zaman zaman sahada karşılarına çıkan olumsuzlukları ise, “Antrenman sırasında toprak sahanın altından saraydan kalma büyük mermer taşları çıkardı” diyerek anlatıyor. Ancak bunların kendilerini yıldırmadığını da ekliyor ve şöyle devam ediyor:

“Soyunma odamız Çırağan Sarayı’nın kalıntılarının alt katındaydı. Sarayın tavanından bazen taşlar düşerdi. Bu tehlikelere rağmen soyunma odasına girip çıkardık.

“Kışları toprak sahada antrenman yapardık. Her tarafımız çamur olurdu. Üstümüzdeki eşofmanlar çok ağırlaşırdı. Soyunma odasında üç duş yeri vardı. 25 futbolcu burada duş almak için sıraya girerdik. İlk önce takımın büyükleri duş alırdı. Biz de çamurlu çamurlu yaklaşık bir saat duşa girmeyi beklerdik.

“Beşiktaş’ın efsanelerinden Süleyman Seba, Baba Hakkı devamlı oradaydı. Bazen soyunma odasında musluklar çalışmadığında arabalara binerek Ortaköy hamamına giderdik. O da ayrı bir güzellikti.”

Bu imkansızlıklar ve zorluklara rağmen takımına olan bağlılığını ve sevgisini her fırsatta dile getiriyor Oktay.

“Denize girilir, mangal yapılırdı”

Süleyman Oktay Beşiktaş Kulübü’nün küçükler takımında, Çırağan Sarayı bahçesi, 1970

Sarayın bahçesi, eski futbolcu için çocukluk mekanı aslında.

“Orası insanlar için özellikle Beşiktaş ve Ortaköy semtinin, hakiki Beşiktaşlıların her yaz tatillerini de geçirdikleri yerdi” diyor o günleri hatırlarken, “Denize girilir, mangal yapılır, içki içilirdi. Bu anlamda her türlü imkana sahipti. Bugüne nazaran o dönemde deniz çok daha temizdi. Küçüklüğümden beri orada olduğum için ben de yazları antrenman olmadığı dönemlerde giderdim. Oradaki Beşiktaşlılarla top oynardık. Buradaki dostluklarımın hala devam etmesinden mutluluk duyuyorum.

“Şeref Stadı havuzu diye anılırdı. Çırağan Sarayı padişahlıktan kalma bir şey olduğu için, insanlar daha çok Şeref Stadı derdi.”

“Sular kesildiğinde denizde yıkanırdık”

Şeref Stadı havuzu, 1985

“Yazın sonlarına doğru havuz müşterileri azaldığı için havuz bize kalırdı. Antrenmandan sonra da havuza girerdik. Sular kesildiği zaman da boğazda denize girer öyle yıkanırdık. Temmuz’un 20’sinde sezon açılışını yapardık. Kurban keserdik. Alnımıza bu kurbanların kanı sürülürdü. Kaza veya sakatlık olmasın diye.”

Birçok taraftarın antrenmanları izlemeye geldiğini anlatan Oktay, yapılan tezahüratların nasıl motive edici olduğunu hiç unutmuyor:

“Beşiktaş’ın maçlarında 35-40 bin seyirci olurdu. Maçlarda taraftar doluluk oranı çok yüksekti.

“Antrenmanlardaki taraftarın bize verdiği motivasyonla maçlarımıza çıkar, bu enerjiyi sahaya yansıtırdık. O dönemler tesisleşme olmadığı için Beşiktaş’ın sürekli bir tesisi yoktu. Başkanımız Süleyman Seba bu konuyu halletti ve Beşiktaş Kulübü 86 itibariyle Fulya’ya geçti. Böylelikle, Şeref Stadı serüveni de bitmiş oldu.”

“Stad taşındı, Çırağan’la halk arasındaki bağ koptu”

Çırağan Sarayı havuzu, 2019

Oktay, Çırağan Sarayı’nın başka bir yüzüne tanıklık etmemize yardımcı olduğu anılarına şu sözlerle son veriyor:

“Beşiktaş, Şeref Stadı gibi önemli bir yerden nasıl bu kadar çabuk vazgeçti? Bunun sorulması gerekiyor. O yerin değeri parayla ölçülemez. Çırağan Sarayı’nın özelleştirilmesi Şeref Stadı’nın kapanmasıyla, Fulya’ya taşınmasıyla başlıyor. Sarayla halk arasındaki bağ kopmuş oldu.

“Şu an Çırağan Sarayı’na gitmek bir statü belirtisi. Bugün herkes gidemez. Ünlülerin, zenginlerin düğün organizasyonunun yapıldığı bir yer haline geldi.”

Kaynak: BİANET

İlginizi çekebilir