Gezi Davası’nda Osman Kavala’nın tutukluluğuna devam kararı

Gezi Parkı eylemlerine ilişkin Osman Kavala’nın tutuklu, diğer 15 sanığın tutuksuz yargılandığı davanın üçüncü duruşması sonlandı. Duruşmada savunma yapan Kavala, “Ben Gezi Parkı için hiçbir maddi faaliyette de bulunmadım” dedi ve beraatini istedi. Mahkeme heyeti ise Kavala’nın tutukluluğuna devam kararı vererek, bir sonraki duruşmayı 24-25 Aralık’a erteledi.

Gezi Parkı eylemlerinin üzerinden 6 yıl geçtikten sonra açılan, biri tutuklu 16 sanıklı Gezi Davası’nın üçüncü duruşması İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı.

707 gündür tutuklu olan Osman Kavala, Silivri Cezaevi Kampüsü karşısında bulunan salonda yapılan duruşmada hazır edildi.

Tutuksuz sanıklardan Çiğdem Mater, Mücella Yapıcı, Yiğit Aksakoğlu, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Mine Özerden, Ali Hakan Altınay ve Yiğit Ali Ekmekçi de duruşmada yerlerini aldı.

Mahkeme başkanı, duruşma başlamadan alkış veya tezahürat olması durumunda izleyicileri dışarı alacağı konusunda uyarıda bulundu.

Muş’ta bulunan tanık Ercan Orhan Aydın SEGBİS’le ifade verecekti ancak ses sistemindeki teknik sorunlar nedeniyle duruşmaya ara verildi.

Aradan sonra mahkeme başkanı, teknik arıza nedeniyle tanığın bugün dinlenmeyeceğini ifade etti.

Kavala: Eylemlerle herhangi bir temasım yok

Duruşmada daha sonra Osman Kavala savunma yaptı.

İddianamede yer alan Taksim Dayanışması Platformu’nun içinde yer almadığını ifade eden Kavala, sadece birkaç toplantılarına dahil olduğunu söyledi.

Facebook’ta açılan “Ayaklan İstanbul” isimli sayfayla da hiçbir bağının olmadığını dile getiren Kavala, şu ifadeleri kullandı:

“Ben sosyal medya hesabı kullanmıyorum. Benim Mehmet Ali Alabora ile ilk tanışmam da Haziran 2013’te oldu. Bu görüşmede telefon üzerine oldu. İçeriği ise Gezi Parkı’nda başlayan eylemle ilgiliydi. Ben Gezi Parkı için hiçbir maddi faaliyette de bulunmadım. Alabora’nın yapmak istediği oyunu da çok sonradan öğrendim.”

Gezi parkı eylemleri için yapılan hiçbir çağrıya da uymadığını ifade eden Kavala, “Benim ofisim Taksim’dedir. Ofise giderken birkaç kez olaylara denk geldim. Onun dışında eylemlerle herhangi bir temasım yoktur. Taksim Dayanışması’nın sosyal medya hesaplarından yaptığı hiçbir çağrılarına da katılmadım” diye konuştu.

“Açık Toplum Vakfı sürekli denetlenen bir vakıf”

Mahkeme heyetinin Kavala’ya George Soros’u tanıyıp tanımadığı sorusuna ilişkin ise Kavala, “Sorus’u tanıyorum. Soros Türkiye’ye geldiğinden beri tanırım. Soros’un desteklediği Açık Toplum Vakfı’nın kuruluşunda bulundum. Soros Türkiye’ye geldiğinde birlikte toplantılara katıldık. Bu toplantıların bazıları vakıf, bazıları ise lokantalarda gerçekleşti. Zaten bu vakıf sürekli denetlenen bir vakıftır” yanıtını verdi.

“Bu vakıf başka kurum ve kuruluşlara da destek veriyor. Anadolu Kültür Vakfı’na da destek veriyor. Ben Anadolu Kültür’ün kurucusuyum. Açık Toplum Vakfı çok sonradan kuruldu. İddianamede bir film projesinden söz ediliyor. Bu film çekilmiş değil. Eğer çekilseydi sanatsal, düşünsel bir film olurdu. Denildiği gibi bir propaganda olsun diye çekilmezdi.

‘İlgimi çektiği için çektim’

Ardından mahkeme heyeti Gezi Parkı olaylarında çekilmiş bazı fotoğrafları Kavala’ya göstererek, burada orantısız gücün kullanılıp kullanılmadığını sordu.

Kavala’nın yanıtı şöyle oldu: “Bizim söylemlerimiz barışçıl eylemlere orantısız müdahale edilmesinin Türkiye yasalarına aykırıdır biçimindeydi.”

Mahkeme heyeti, Kavala’ya telefonunda bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan’ın fotoğrafları, Türkiye’nin bölünmüş haritasını ve DHKP-C bayrağını sordu.

Kavala, bunun merakıyla ilgili bir durum olduğunu belirterek, “Ben ilginç bulduğum fotoğrafları çektim. Yine Öcalan posteri açılmıştı o da ilgimi çekti. Onun için çektim” diye belirtti.

Osman Kavala son olarak, 23 aydır tutuklu bulunduğunu ve ilk defa bazı soruların burada sorulduğunu söyleyerek beraatini istedi.

Yapıcı: Gezi’yi örgütlemek haddim değil

Duruşma verilen aranın ardından Mücella Yapıcı’nın savunmasıyla devam etti.

İdianameyi “hukuksuzca alınmış tapelerden oluştuğu ve FETÖ üyesi olanlar” tarafından hazırlandığı için kabul etmediğini söyleyen Yapıcı, mahkeme başkanının neden hukuk yolunu değil direnişi seçtikleri sorusuna cevaben Taksim Yayalaştırma Projesi’ne karşı verdikleri hukuk mücadelesini ve davayı kazanmalarına rağmen iş makinelerinin hukuksuz olarak Gezi Parkı’na girdiklerini anlattı.

“Hukuku barışçıl biçimde savunan bizdik. Güvenlik güçleri ise yasadışı iş yapanları savunuyordu. Onların FETÖ’cü oldukları ortaya çıktı” diyen Yapıcı’nın, mahkeme başkanı’nın sorularına verdiği cevaplar zaman zaman salonda gülüşmelere sebep oldu.

Yapıcı sözlerini, “Gezi’yi örgütlemek haddim değil” diyerek bitirdi.

Ali Hakan Altınay ve Mine Özerden’in savunmalarından sonra sıra Taksim Dayanışması’nın avukatı Can Atalay’a geldi. Atalay, mahkeme heyetinin Anayasa’nın 36. ve 37. maddelerindeki “doğal hakim ilkesi”ne aykırı olarak oluşturulduğunu söyledi.

“Bu dava hepimiz için zaman kaybı”

Verilen aranın ardından Tayfun Karaman’ın savunmasına geçildi.

O dönemde Asli Aydın Taşbaş ile yaptığı telefon görüşmesi sorulan Karaman, “Taksim Dayanışması’nın içerisine bir çok siyasi parti dahildir. Oradaki konuşmam da buna ilişkindir. Bizler o dönemde bu ülkenin başbakanı ile görüştük ve eylemcilerin taleplerini onlara da aktardık. Gezi eylemleri o güne kadar bastırılan hak taleplerinin dile getirildiği bir şeydi” ifadelerini kullandı.

Ardından geçen duruşma tahliye olan Yiğit Aksakoğlu’nun savunmasına geçildi.

Aksakoğlu, iddianamede Bilgi Üniversitesi’nde görevli olduğu bilgisinin yanlış olduğunu belirterek, “İddianame yazılmadan 10 sene önce oradan ayrıldım. Garaj İstanbul toplantı ise Gezi’de ne olduğunun konuşulduğu, 31 kişinin katıldığı bir toplantıdır. Bu toplantıda kolaylaştırıcılık yaptım. Bu Siyaset Meydanı’nda Ali Kırca’nın yaptığı gibi bir iştir. Ben 220 gün cezaevinde yattım. Bu okuduğunuz tapelerin hiçbirini dinlemedim. Bu kayıtlar nerede? Bu polisler bunları yaptığı için yargılanıyor” dedi.

Daha sonra savunmasına geçilen Yiğit Ali Emekçi’nin ardından konuşan Çiğdem Mater ise, “İddianamede bizim bir film yaptığımız söyleniyor ve linki veriliyor. Bir mucizeden bahsediliyor. Çekilmemiş bir filmin linki var iddianamede” diye konuştu.

Mater, tapelerin altında imzası bulunan bütün hakimlerin şu an cezaevinde olduğunu kaydederek, “Onun için bu dava hepimiz için zaman kaybıdır” dedi.

Savunmaların ardından avukatların savunmasına geçildi.

Kavala’nın tutukluluğuna devam

Verilen aranın ardından mahkeme heyeti, davanın tek tutuklu sanığı Osman Kavala’nın tutukluluğunun devamına hükmetti.

Alınan ara kararda, Kavala’nın “üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, öngörülen cezanın kaçma şüphesi doğurduğu” savunuldu.

Mahkeme heyeti ayrıca şu kararları verdi:

  • Sanık İnanç Ekmekçi hakkında yakalama kararı çıkarılacak.
  • Murat Papuç dinlenmek üzere çağrılacak.
  • Tanık Hasan Gül hakkında zorla getirme kararı çıkarılacak.

Davanın bir sonraki duruşması 24-25 Aralık’ta yapılacak.

“Hukuk standartlarına uyun”

Gezi Davası’nın üçüncü duruşması öncesinde Almanya hükümetinin İnsan Hakları Sorumlusu Bärbel Kofler ve Fransa Dışişleri Bakanlığı İnsan Hakları Sorumlusu François Croquette ortak bir açıklama yaparak, Türkiye’ye hukuk devleti standartlarına uyma çağrısında bulundu.

Açıklamada, “Türkiye’de sivil toplum ve insan hakları aktivistlerinin durumunu büyük bir endişe ile takip ediyoruz” ifadesi de kullanıldı.

Ayrıca Croquette ve Almanya Dışişleri Bakanlığı Kültür ve İletişim Dairesi Başkanı Andreas Görgen’in Silivri’de bugün yapılan duruşmayı takip ettiği kaydedildi.


Dava hakkında

Silivri Cezaevi Kampüsü karşısında bulunan duruşma salonunda görülen dava kapsamında, tutuklu Osman Kavala’yla birlikte 16 kişi yargılanıyor.

İddianamede Kavala’nın yanı sıra Memet Ali Alabora, Mücella Yapıcı, Yiğit Aksakoğlu, Ayşe Pınar Alabora, Can Dündar, Çiğdem Mater, Gökçe Yılmaz, Handan Meltem Arıkan, İnanç Emekçi, Mine Özerden, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Yiğit Ali Ekmekçi ve Ali Hakan Altınay da suçlanan isimlerden.

Gezi Parkı’nda başlayan “protestoları örgütlemek ve finanse etmek” ile suçlanan 16 kişi hakkında, “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” iddiasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis isteniyor.

Öte yandan iddianamede 746 müşteki bulunuyor. Müştekiler arasında dönemin bakanlar kurulu üyeleri ile AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da bulunuyor.


Ne olmuştu?

Türkiye’de uzun yıllardır sürdürdüğü sivil toplum girişimleri ile tanınan Osman Kavala, 18 Ekim 2017 tarihinde Goethe Enstitüsü ile birlikte gerçekleştirilmesi planlanan bir projenin toplantısından döndüğü sırada İstanbul Atatürk Havalimanı’nda gözaltına alınmıştı.

Kavala, “Gezi eylemlerinin yöneticisi olmak” ve “15 Temmuz darbe girişimine katılmak” suçlamalarıyla 1 Kasım’da tutuklanmıştı.

Diğer yandan 16 Kasım 2018 Cuma günü düzenlenen operasyonla akademisyenler Prof. Dr. Betül Tanbay ve Prof. Dr. Turgut Tarhanlı, Anadolu Kültür’ün Yönetim Kurulu Başkanvekili Yiğit Ekmekçi, Yönetim Kurulu Üyesi Ali Hakan Altınay, Genel Koordinatörü Asena Günal ve film yapımcısı Çiğdem Mater ile Meltem Aslan, sivil toplum çalışanları Yiğit Aksakoğlu, Filiz Telek, Bora Sarı, Yusuf Cıvır, Ayşegül Güzel, Hande Özhabeş gözaltına alınmıştı.

16 Kasım gecesi ifade işlemlerinin ardından Hande Özhabeş, Prof. Dr. Turgut Tarhanlı, Asena Günal ile Bora Sarı ve Meltem Aslan, 17 Kasım’da da Prof. Dr. Betül Tanbay, Yiğit Ekmekçi, Hakan Altınay, Yusuf Cıvır, Ayşegül Güzel ve Çiğdem Mater serbest bırakılmıştı. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde sivil toplum çalışmaları yapan Yiğit Aksakoğlu ise tutuklanmıştı.

Öte yandan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü Gezi soruşturmasında, Taksim Dayanışması’ndan Mücella Yapıcı ve avukat Can Atalay ile şehir plancısı Tayfun Kahraman, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Parti Meclis Üyesi Ahmet Saymadi ve Haluk Ağabeyoğlu İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde 28-30 Kasım 2018 tarihlerinde ifade vermişti.

Kaynak: KARINCA

İlginizi çekebilir