GDO ve NBŞ öldürür!

Türkiye Şeker Fabrikaları 2017 yılı Sayıştay Denetim Raporu açıklandı. Raporda, ölümcül kanser ve benzeri birçok hastalığa yol açan Nişasta Bazlı Şeker kullanımında ve yüksek yoğunluklu tatlandırıcıların ithalatında yaşanan artışı ortaya koydu. Sayıştay, sağlıklı şeker olarak da bilinen pancar şekerinin üretiminin ise her yıl düştüğünü tespit etti. Türkiye’nin yıllık pancar şekeri üretim kapasitesinin 3 milyon 141 bin ton olduğunu ifade eden Sayıştay, 14 fabrikası özelleştirilen Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş’nin üretim kapasitesindeki payının yüzde 65 oranında olduğunu kaydetti.

NBŞ kotaları her yıl arttı

Sayıştay raporunda, şeker pancarında yüzde 65 olan pazar payının yüzde 51 oranına kadar gerilediğini belirtildi. Sayıştay, mısırdan elde edilen NBŞ üretim miktarının yükselmesini NBŞ üreticilerinin maliyet ve fiyat açısından sahip oldukları avantaj sebebiyle pazar payını yükselttiklerine raporunda yer verdi. Sayıştay ayrıca, NBŞ üretim kotalarının her yıl Bakanlar Kurulu kararı ile yüzde 25-50 arasında değişen oranlarda artırılması ve değişik kanallardan yurt içine giriş yapan şekerlerin etkisi nedeniyle pancar şekeri oranlarının artmadığını not etti. Pancar şekeri ithalatında uygulanan yüzde 135’lik gümrük vergisinin kanserojen etkisi bilinen yüksek yoğunluklu tatlandırıcılarda uygulanmadığına dikkat çeken Sayıştay raporu, iktidarın en büyük NBŞ üreticisi olan Cargill’e nasıl destek sağladığını gözler önüne serdi.

GDO’lu NBŞ’ye mahkum edildik

NBŞ kotalarının her yıl arttırılması sonucu Cargill başta olmak üzere Ülker ve diğer NBŞ firmaları şeker piyasasını tamamen kontrol etmeye başladı. ABD’de ve Güney Amerika’nın bazı ülkelerinde GDO’lu (Genetiği Değiştirilmiş Organizma) mısır üretimi yapılırken, üretilen mısırlar gemilerle okyanus ötesine taşınarak halklar hem zehirleniyor hem de geleneksel üretimlerine son verilip köleleştiriliyor. NBŞ’li mısır taşıyan büyük bir gemi Bandırma limanında açığa çıkarılmış, ancak geminin daha sonra akibiyeti öğrenilememişti. NBŞ’lere her yıl uygulanan kota arttırımları nedeniyle toplam 500 bin hektara ulaşan alanda pancar üretimleri durdu. Pancardan şeker üreten kamuya ait Şeker fabrikalarının özelleştirmesi sonrası fabrikalarda bulunan 22 milyon ton pancar işlenmedi binlerce ton pancar ise toprak altında kalırken en az 75 bin tarım işçisi de işsiz kaldı.

GDO açlığa çare olamaz!

Kapitalizm açlığa çare bulma adına Genetiği Değiştirilmiş Organizmaları (GDO) birçok aldatmaca eşliğinde ‘Dünyada açlığı sona erdirme’ iddiasını tartıştırırken, geliştirilen GDO’lu ürünlerin insan sağlığı ve tarım arazileri ile bu alanlarda yaşayan binlerce tür canlı üzerindeki olumsuz etkileri can yakıcı biçimde büyüyerek sürdüğü bilinmektedir. 1947’de Nelson Rockefeller’in kurduğu Uluslararası Temel Ekonomi Ortaklığı (IBEC) ile dünya tarım tekellerinden Cargill, ‘melez mısır tohum’ çeşitlerini üretmeye başladı. GDO’lu tohumlar için “Yeşil Devrim” adı verildi ve Meksika’dan başlayarak, tüm Latin Amerika’ya, ardından da Hindistan ve Asya’ya kadar yayıldı. ‘Yeşil Devrim’in en önemli sonuçlarıysa; zirai zararlılara karşı bağışıklık için kullanılan yeni tür pestisitlerin insan sağlığına olumsuz etkileri, melez türlerin toprağın yapısını bozması ve üretilen ürünlerin azalmasıdır.

300 bin çiftçi intihar etti!

Alman Bayer ve Monsanto, dünyanın önde gelen pamuk üreticilerinden biri olan Hindistan’a tohum satıyordu. Bayer şirketinin sözcüsü Richard Breum, ‘Bt-pamuk’ (GDO’lu pamuk) üretiminin büyük bir başarı olduğunu ileri sürüyordu. Daha pahalı olan Bt pamuk tohumlarını küçük üreticiler satın alabilmek için ekstradan kredi almak zorunda kaldılar. Geleneksel atalık tohumdan üretilen ürünlerden tohumluk ayrılması mümkünken, GDO’lu tohumlar ancak bir kez kullanılabiliyor ve çiftçiler her yıl yeniden tohum için borçlanmak zorunda kalıyorlardı. Hindistan’da 1995 ile 2013 yılları arasında Monsanto’nun tohumlarına mahkum edilen ve borçlar yüzünden arazilerini kaybeden 300 bini aşkın çiftçi Monsanto ve Bayer’in ürettiği böcek ilaçlarını içerek intihar etti.

Kaynak: Yeni Yaşam

İlginizi çekebilir