Gar Katliamı davasında bakanlık ve valiliğe 400 bin TL ceza

İçişleri Bakanlığı ve Ankara Valiliği, Gar Katliamı’nda hayatını kaybeden Mesut Mak’ın ailesine tazminata mahkum edildi. Mahkeme başkanı yetersiz bulduğu karara şerh koydu.

Ankara Gar Kaliamı’nda hayatını kaybeden Mesut Mak’ın ailesinin açtığı tazminat davası karara bağlandı. Dava Ankara 12. İdare Mahkemesi’nde görüldü. Mak ailesi, olayda hizmet kusuru olduğunu belirterek, İçişleri Bakanlığı ve Ankara Valiliği hakkında tazminat davası açmıştı. İçişleri Bakanlığı ve Ankara Valiliği’ni ‘sosyal risk’ kapsamında tazminata mahkum eden mahkemenin kararına mahkeme başkanı şerh koydu. Kararın ‘hizmet kusuru’ kapsamında verilmesi gerektiğini belirten mahkeme başkanı muhalefet şerhinde 10 Ekim saldırısında idarenin ciddi kusuru olduğuna dikkat çekerek, olayda idarenin gerekli ve yeterli özeni göstermemesi nedeniyle hizmet kusuru bulunduğunu, bu nedenle tazminat miktarının buna göre belirlenmesi gerektiğini söyledi.

Artı Gerçek’e konuşan Mak ailesinin avukatı Barış Yıldırım, muhalefet şerhinin yerinde olduğunu belirterek, “10 Ekim’de ciddi bir hizmet kusuru var. Güvenlik hizmeti yasanın öngördüğü şekilde işlemiş olsa belki bu hadise meydana gelmeyecekti” dedi.

İÇİŞLERİ BAKANLIĞI VE ANKARA VALİLİĞİ TAZMİNATA MAHKUM OLDU

Mahkemeye savunma gönderen İçişleri Bakanlığı, olayın terör saldırısı olduğunu belirterek, hizmet kusuru bulunmadığını öne sürdü. Ankara Valiliği de benzer bir savunma yaptı. Mitinge ilişkin bütün tedbirlerin alındığını belirten Valilik, zararların ancak ‘sosyal risk’ ilkesine göre karşılanabileceğini belirterek, davanın reddini istedi. Ankara 12. İdare Mahkemesi, İçişleri Bakanlığı ile Ankara Valiliği’ni 400 bin TL manevi tazminat ödemeye mahkum etti. Kararı oy çokluğu ile alan mahkeme, kararı ‘hizmet kusuru’ndan değil, valiliğin de talep ettiği doğrultuda ‘sosyal risk’ kapsamında verdi.

MAHKEME BAŞKANINDAN ŞERH: İDARENİN KUSURU VAR

Oy çokluğu ile verilen karara mahkeme başkanı şerh koydu. Ankara Gar Katliamı olayında hizmet kusuru bulunduğu belirtilen muhalefet şerhinde, İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği tarafından 25 Şubat 2016 tarihli raporundaki tespitler hatırlatıldı. Karara şerh koyan mahkeme başkanı, 10 Ekim olayında idarenin ciddi kusuru olduğuna dikkat çekti. İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği tarafından hazırlanan 25 Şubat 2016 tarihli raporundaki tespitlerin yer aldığı muhalefet şerhinde, TEM Daire Başkanlığının 14 Eylül 2015 tarihinde Ankara ve 47 İl Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüklerine gönderdiği istihbarat bilgisine yer verildi.

IŞİD SALDIRISINA DAİR İSTİHBARAT VARDI

İstihbarat konusunun, IŞİD’in ses getirecek çapta büyük bir eylem yapma kararı aldığı, bu eylemle ilgili seçtiği grubu Suriye Deyr-ez Zor’da bulunan bir kampta özel eğitime tabi tuttuğu, miting/kalabalık yerde aynı anda çok sayıda canlı bomba saldırısı yapmayı planladığı belirtilen muhalefet şerhinde, şu tespitler sıralandı:

“Canlı bomba patlatmak şeklinde kompleks bir eylem olabileceği bilgisine yer verildiği halde, bu bilginin toplantı ve gösteri yürüyüşlerine ilişkin emniyet tedbirlerinin planlanmasını yürüten Güvenlik Şube Müdürlüğü ile paylaşıldığına dair bir belge bulunmadı.

‘DEVLET AYIRIM YAPMAKSIZIN TÜM YURTTAŞLARIN GÜVENLİĞİNİ ALMALI’

Bugünkü imkanlarla dünyanın en gelişmiş ülkelerinde bile terör olaylarının tamamen önlenmesi mümkün olmamaktadır. Her ne kadar terör olaylarını tamamen önlemek mümkün değil ise de, yapılacak saldırıların sayısını, terörün psikolojik etkisini azaltmak mümkündür. Bunun için özellikle istihbarat faaliyetleri büyük önem taşımaktadır. Her türlü terör saldırısına karşı, ayırım gözetmeksizin tüm yurttaşlar için, ülkenin her yerinde, imkanların elverdiği ölçüde azami güvenlik tedbirler alınmalıdır. Kaldı ki kişilerin can ve mal güvenliğinin korunması Devletin asli görevidir. İdarenin bu görevi yerine getirmek, kamu düzeni ve esenliğini sağlamak üzere kolluk örgütünü kurması, gerekli araç ve olanakları sağlaması, yeterli önlemleri zamanında alması gerektiği açıktır.

‘İDARE GÜVENLİK KONUSUNDA GEREKLİ HASSASİYETİ GÖSTERMEDİ’

Dava dosyasında ve emsal dava dosyası ekinde yer alan tüm bilgi ve belgeler ile Ön İnceleme Raporu’nun birlikte değerlendirilmesinden; yaşanan patlama olayını da kapsayacak şekilde elinde yakın tarihli istihbari bilgi bulunan idarenin, önceki standart uygulamasından dahi ayrılarak, bu bilginin ilgili birimlere iletmesi, güvenlik tedbirlerinin alınması noktasında gerekli ve yeterli hassasiyeti göstermediği ve bu suretle hizmet kusuru bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Manevi tazminatın idarenin kusuru da dikkate alınarak saptanması zorunludur. İstihbari bilgide yer alan doğrultuda gerçekleşen canlı bomba eyleminden kaynaklı elim olayda idarenin gerekli ve yeterli özeni göstermemesi nedeniyle hizmet kusurunun bulunduğu, bu gerekçeyle karara bağlanarak tazminat miktarına hükmedilmesi gerektiği düşüncesi ile sosyal risk ilkesi esas alınarak verilen karara gerekçe yönündedir.”

‘POLİS GÜVENLİK HİZMETİNİ YAPMIŞ OLSAYDI, SALDIRI ENGELLENEBİLİRDİ’

Artı Gerçek’e konuşan Mak ailesinin avukatı Barış Yıldırım, davanın özünü mahkeme başkanın şerhinin oluşturduğunu söyledi. Muhalefet şerhinin, kararın ‘sosyal risk’ ilkesi esas alınarak alınmasına yönelik olduğunu belirten Yıldırım, “Anayasa’nın 129. Maddesi idare kendi eylem ve işlemlerinden kaynaklı zararları gidermekle yükümlü. Tabi 10 Ekim hadisesinde ciddi bir hizmet kusuru var. Yani güvenlik hizmeti orada yasanın öngördüğü şekilde işlemiş olsaydı, belki de bu hadise meydana gelmeyecekti. Dolayısı ile idarenin sorumluluğunun tespit edilmiş olması önemli” dedi.

Kaynak: ARTI GERÇEK (Remzi BUDANCİR)

İlginizi çekebilir