Futbolun ‘iki buçuklukları’ nasıl büyüdü? – Serpil Kurtay

Futbol maçlarının vazgeçilmezi top toplayıcılara eskiden “iki buçukluk” denirmiş. Çünkü 90 dakika boyunca verdikleri emek karşılığında aldıkları ücret iki buçuk liraymış. Gel zaman git zaman bu söylem unutuldu ama onların maçlardaki görevi, unutulmak bir yana daha da önem kazandı. Öyle ki korona salgını nedeniyle statlarda birçok görevliden vazgeçilirken, onların işi baki kaldı. Sadece sayıları azaldı ama bu kez yaşları büyüdü. İşte “iki buçukluk”ların futbol dünyasında “büyüme” öyküsü…

“Futbol maçında olmazsa olmaz şey nedir” diye sorsak, hemen herkes “top” diyecektir. Ancak sorumuzu biraz değiştirip bu kez futbolun vazgeçilmez kişilerini sorduğumuzda, belki de birçoğunuzun aklına onlar hiç gelmeyecektir ya da en son gelecektir. Top toplayıcılardan söz ediyoruz. İsimlerinden de anlaşıldığına göre görevleri, dışarı çıkan topu oyuna sokmak!

Saha kenarında görev yapan bu çocuklara eskiden “iki buçukluk” derlermiş. Bu koşuşturmacadan ve 90 dakikalık emeklerinden iki buçuk lira aldıkları için… Eğer maçta galibiyet varsa galip gelen takımların yetkilileri ya da futbolcuları, bu parayı gönüllerinden ve ceplerinden zamlı çıkarırlarmış. Hem “iki buçukluk” eskiden yalnız taç ve aut toplarını içeri almaz, bazen yan hakemlere de destek olurmuş. Şimdi saha kenarında gördüğümüz yan hakemlerin görevlerini aslında onlar yaparmış, hem de gönüllü olarak. Ofsaytları işaret eder, taçlar için uyarılarda bulunurlarmış. Tabii bu durum yüzünden başları da belaya girermiş. Haksız ama sinirli olan futbolcunun tepkisinden kurtulamazlarmış. Geçmişteki gönüllü fazla mesaide bulunmalarına şimdi asla izin verilmiyor, bu kuralları takip etmekle görevli yeni kişiler var ve onlara “yan hakem” deniyor. Ama yine de halen bazı tepkilerden kaçamıyorlar ve biraz da muzdaripler. Öyle ki topu oyuna geç ya da çabuk taşımak oyunun kaderini değiştirebiliyor ve yine bazı “sinirli” abilerin tepkisini çekebiliyorlar. Ya da sahada iki top bulunduğunda hakemlerin ve taraftarların… Ancak en güzeli de, galibiyeti getiren gole katkıları varsa sevinçlerini doyasıya “mutlu” abileriyle yaşayabiliyorlar.

.

ASİST, İKİ BUÇUKLUKTAN

Şüphesiz akla ilk gelen, 9 Mart 2006 tarihli Fortis Türkiye Kupası çeyrek finalindeki Beşiktaş-Kayserispor maçı olacaktır. Birçok futbol yazarının “maçın kahramanı” diye söz ettiği 15 yaşındaki BJK Yıldız Takım oyuncusu Murat Bulut’un o gün ne yaptığını hatırlayalım. Maçın 77. dakikasında, Kayserisporlu kaleci Ivankov, kalesini terk eder ve topu taca atar. Rakip kaleci geriye dönmek için koşarken top toplayıcı genç, topu hızla Ahmed Hassan’a verir. Onun taç atışıyla Gökhan Güleç, meşin yuvarlağı kale içine çıkarırken, Bobo’ya da topu ağlara göndermek kalır. Asist Gökhan’a yazılır ama hem basın hem taraftar bu golü top toplayıcı çocuğun hanesine yazar.

BU KEZ GOLÜN SAHİBİ

Bir de gerçekten golü atan kişi top toplayıcı çocuk olmuştu desek… İşte dünyanın en ilginç gollerinden birini anlatacağız ve bu gol Brezilya’da atıldı. Sattacruzense-Sorocaba arasında oynanan kupa maçında top toplayıcı çocuğun, dışarı çıkan topu kalenin içine bırakması hakem tarafından gol sayıldı.

Paulista Futbol Federasyonu Kupası, Santacruzense ve Atletico Sorocaba maçında 89. dakika oynanırken ilginç bir olay gerçekleşti. Jose Carlos Vieira adlı top toplayıcı, maçta auta çıkan topu kaleciye vermek yerine ağlara gönderdi. Kalecinin gözleri önünde gerçekleşen olayda sahanın ortasında olan kadın hakem Silvia Regina, kaleye doğru koştu ve golü verdi. İtirazlar sonuç vermezken, golün aslında gol olmadığının tespit edilmesinin ardından maç federasyon tarafından 1-1 olarak tescil edildi. Maçın hakemi hakkında da soruşturma başlatıldı.

SKOR TABELASI BİLE OLDULAR

Top toplayıcı çocukların futbol sevgisini anlatması açısından Haşmet Babaoğlu’nun bir yazısından alıntı yapmak yerinde olacak galiba:

“…O yağmurun bardaktan boşanırcasına yağdığı soğuk cumartesi gününde Karşıyaka Stadı’nda bulunan az sayıdaki seyirci herhalde küçük çocuğun görüntüsünü hiç unutmamıştır. Şimdi yerlerinde yeller esen Ülküspor ve Soma Sotesspor karşılaşıyor. Çocuğun görevi hem top toplayıcılık hem de tabelacılıktı. Bitime yaklaşırken skor Soma lehine 5-2’ydi. Sayı gösterecek başka levha kalmamıştı ama Somalılar bir gol daha attı. Çocuk tabelanın önüne geçti ve iki eliyle ‘6’ işareti yaparak hakem bitiş düdüğünü çalıncaya kadar yağmura hiç aldırmadan dimdik durdu. Futbolu skor tabelasına dönüşecek kadar seviyordu çünkü…” Haşmet Babaoğlu’nun anlattığı o küçük çocuk, Cannavaro gibi bir futbol yıldızı olmadı ama yine futbol dünyasının içinde büyüdü. O günün küçük top toplayıcısı, bugünün gazetecisi ve yazarı Barış Tut’tan başkası değildi.

TOP TOPLAYICILIKTAN DÜNYA KUPASI’NA

Top toplayıcısı çocukların en büyük hayali, bir adım ötelerindeki abilerinin yerinde olabilmek şüphesiz. İşte bu hayalini gerçek yapan bir dünya yıldızı…

Cannavaro, 1990 Dünya Kupası yarı finalinde İtalya, Arjantin’e penaltılar sonunda mağlup olurken, evi Napoli’de saha kenarında top toplayıcı çocuklardan biriydi ve o zamanlar henüz 16 yaşındaydı…

2006 Dünya Kupası finalinde İtalya, Fransa’yı penaltılar sonunda devirerek tarihinde dördüncü kez Dünya Şampiyonu olmayı başardığında ise Cannavaro, tam 100. kez milli formasını taşıyan bir efsaneydi ve 32 yaşındaydı. İşte Cannavaro’nun bu konuyla ilgili görüşleri: “İtalya 90’da saha kenarında top toplayıcılık yapan ve 2006’da 100. kez milli formayı giyerken Dünya Kupası’nı kaldırmak bir insanın hayallerinden bile daha öte. Burada son kez Dünya Kupası gördüğümü biliyordum ve takım arkadaşlarıma söyledim: Bana yardımcı olun, ben de size ve burada bu rüyayı gerçekleştirelim.” Cannavaro gibi başka “iki buçukluklar” hayallerine kavuştular. Ne diyelim, darısı diğer top toplayıcıların başına!

SAYILARI AZALDI, YAŞLARI BÜYÜDÜ

Korona salgını nedeniyle maçlarda birçok kural değişikliğine gidildi. Birçok görevliden vazgeçildi. Hatta futbolun en temel unsurlarından görülen seyirciden bile… Ama onlardan asla!

Türkiye Futbol Federasyonu’nun son olarak yayınladığı talimatlara göre, artık maçlarda, taç çizgilerinde ikişer, kale arkalarında birer olmak üzere altı top toplayıcı görev yapıyor. Yaşları ise eskiden çok daha küçükken artık 18 ve 25 arası olarak belirlendi. Eldiven ve maske takmaları zorunlu. Her top toplayıcıda topları dezenfekte etmek için dezenfektan ile hijyenik tek kullanımlık bez bulunuyor. Maç sırasında oyun dışında kalan toplar, top toplayıcılar tarafından dezenfekte edilerek saha kenarındaki yerine konuluyor.

Bu yaş büyümesi olayına muhtemelen en çok gazeteci Uğur Meleke sevinmiştir. Bakın 22 Haziran 2008 tarihli Milliyet Gazetesi’ndeki yazısında neler yazmıştı:

“Bazı maçlarda top toplayıcı çocukların yaş ortalamasının artık tek haneli rakamlara indiğini görüyoruz şampiyonada… Bir çeyrek final maçının 115’inci dakikası, sinirler gerilmiş… Stres ve heyecan yüklü koca koca adamlar, 12-13 yaşlarındaki şirin bir kız çocuğunun 80-90 kilometre hızla taca çıkmış topu tutup getirmelerini bekliyorlar! Birincisi, Allah korusun, o top o kız çocuğuna çarpsa ölümcül olabilir. İkincisi, o kız çocuğu topu zamanında getiremese bazı milli takım oyuncularından azar işitebilir, hatta tokat yiyebilir(!). Doğrusu, ben yüreğim sıkışarak izliyorum o ufak çocukların sağa sola koşturmalarını…”

Kaynak: DUVAR

İlginizi çekebilir