Feminist yazar Enloe: Kadın hareketinin kilometre taşları önemlidir

SU Gender feminist yazar ve kuramcı, Profesör Cynthia Enloe’yu ağırladı. Enloe, uluslararası feminist hareketin kadınların bugünkü haklarını elde etmek için yürüttüğü mücadele tarihi içerisinde #MeToo hareketine uzanan yaklaşık 30 yıllık süreci anlattı.

Sabancı Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Mükemmeliyet Merkezi (SU Gender) feminist yazar ve kuramcı, Profesör Cynthia Enloe’yu ağırladı.

Clark University’den toplumsal cinsiyet ve militarizmle ilgili çalışmalarıyla ve feminist uluslararası ilişkiler alanına yaptığı katkılarla bilinen Enloe, Karaköy Minerva Palas’ta düzenlenen seminerde Charlotte Bunch’ın ”Kadın hakları insan haklarıdır, bütün insan hakları da kadın haklarıdır’ sözünü hatırlattı.

Enloe, tüm dünyayı saran ve #MeToo hareketine uzanan yaklaşık 30 yıllık süreci ve kadınların cinsel tacizle ilgili mevcut yasal düzenlemelere nasıl ulaştığını dönemlere ayırarak katılımcılarla paylaştı.

#MeToo hareketi

ABD’li aktris Alyssa Milano’nun 15 Ekim 2017’de sosyal medya hesabından ”Cinsel tacize uğradıysanız bu tweete cevap olarak “me too / ben de’ yazın” satırları yazmasıyla flört, taciz ya da cinsel saldırıların ifşasını içeren çığlığa dönüşen ”MeToo” (Ben de) hareketi 100 gün boyunca Twitter’da güncelliğini koruyarak dünya çapında bir tepki hareketine dönüştü.
Kampanyaya katılan ünlüler arasında Lady Gaga, Debra Messing, Anna Paquin ve Evan Rachel Wood yer aldı. Geçen zamanda hareketin toplumsal sonuçları akademik inceleme konusu haline geldi.

“Kadın hareketinin kilometre taşları önemlidir” diyen Profesör Enloe, uluslararası feminist hareketin kadınların bugünkü haklarını elde etmek için yürüttüğü mücadele tarihi içerisinde #MeToo hareketine uzanan yaklaşık 30 yıllık süreci ve kadınların cinsel tacizle ilgili mevcut yasal düzenlemelere nasıl ulaştığını dönemler ve önemli kazanımlar başlıklarıyla şöyle özetledi:

1969: İlk kadın araştırmaları programı

Bu yılın kadınlar açısından çok önemli olduğunu belirten Enloe, Kaliforniya Üniversitesi, San Diego’da ilk kadın araştırmaları programının açılışından söz ederek “Entelektüel ve kolektif bir çalışmayla kadınlara odaklanarak, dünya yorumlanmaya çalışılıyordu. Sıkı bir çalışmayla 1976´da ilk dersleri vermeye başladık. Bugüne gelişte önemli kilometre taşları bunlar. Unutmamak gerek” dedi.

1979: Cinsel taciz kavramsallaştırıldı

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantısından bahseden Enloe, “Öncelikle örgütün kuruluşundan tam 34 yıl sonra, Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Yok Edilmesi Sözleşmesi (CEDAW) kabul edildi. ABD ve Sudan sözleşmeyi onaylamadı. İkinci önemli konu ise cinsel tacizin kavramsallaştırılmasıdır: Basılı, entelektüel ve kamuya açık bir yayında ilk kez cinsel tacizden bahsedildi. Cinsel taciz kadınlara yönelik bir davranış kalıbıdır. Adını koymazsanız meydan okuyamazsınız” dedi.

1987’deki kadın yürüyüşü

Kadınlar o dönemde yaygın olarak sokaklara çıkıyordu, İstanbul’da da 1987’de Yoğurtçu Parkı’nda şiddete karşı böyle bir eylem düzenlendiğini öğrendim. (Dayağa Karşı Kampanya İstanbul eylemi, Yoğurtçu Parkı)

1991: Politikadaki ilk taciz ifşası

Genç bir Afro-Amerikalı kadın olan Anita Hill, Yüksek Mahkeme adayı olan Clarence Thomas tarafından cinsel tacize uğradığını ABD senatosunda anlattı. Muazzam bir etki yaptı. Politikada bunun örneği ilk kez görüldü. Afrika kökenli bir kadının sözlerine kimse itibar etmedi.

1993: Dünya İnsan Hakları Konferansı’nda kadın hakları

Viyana’da düzenlenen Dünya İnsan Hakları Konferansı’nda, kadına yönelik insan hakları ihlallerini sona erdirmek isteyen ve dünya genelinden gelen kadın hakları aktivistlerinin olağanüstü başarısına tanık olduğunu ifade eden Enloe, “Uluslararası insan hakları, gündemini toplumsal cinsiyete dayalı hak ihlallerini içerecek şekilde genişletti. Ev içi şiddet, savaş döneminde sistematik tecavüz… Hepsi insan hakkı ihlali midir? İşte bu tartışmalar yapıldı ve uluslararası feminist hareket, Viyana’ya giderek bunda ilk kez ısrar etti” diye konuştu.

1994: Savaş dönemi tecavüzü nedeniyle mahkumiyet

Ruanda soykırımıyla ilgili yargılamaların yapılması için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından kurulan Arusha Mahkemesi’nde görülen bir davanın, insanlık tarihinde ilk kez bir kişinin savaş dönemi tecavüzleri yüzünden mahkum edildiği olay olduğunu ifade eden Enloe, “Bu mahkumiyetin nedeni radyodaki konuşmalarıydı. Ayrıca, o esnada Lahey’de Yugoslavya Savaşı üzerine kurulan ceza mahkemesi de tecavüzün savaş suçu olarak kabul edilmesi için çalışıyordu” dedi.

1998: Savaş suçunun tanımı yapıldı

Roma Sözleşmesi’nin, Birleşmiş Milletler Konferansı’nın karara bağladığı Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) kuruluş belgesi olduğunu belirten Enloe, “Roma’da sadece UCM kurulmadı aynı zamanda neyin mahkemeye götürülebileceği ince ince tartışıldı. Yani savaş suçunun tanımı yapıldı” dedi.

Cynthia Enloe hakkında

Cynthia Enloe, Worcester, Massachusetts’teki Clark Üniversitesinde, Siyaset Bilimi ve Kadın ve Cinsiyet Çalışmaları’na bağlı olarak Uluslararası Kalkınma, Toplum ve Çevre (IDCE) Bölümünde Araştırma Profesörüdür. Kariyeri Malezya ve Guyana’daki Fulbrights, Japonya, İngiltere, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’da misafir profesörlüklerin yanı sıra İsveç, Norveç, İzlanda, Almanya, Portekiz, Şili, Vietnam, Kore, Kolombiya, Bosna, Türkiye, Brezilya ve ABD’deki üniversitelerdeki derslerini içerir. Yazıları İspanyolca, Türkçe, Fransızca, Portekizce, Japonca, Korece, Çekçe, İsveççe, İzlandaca ve Almanca’ya çevrildi. Ms. Magazine ve The Village Voice’da yayımladı.

Feminist öğretimi ve araştırması, küreselleşmiş fabrikalarda (özellikle spor ayakkabı fabrikalarında) kadınların emeğinin nasıl ucuz hale getirildiğine ve kadınların duygusal ve fiziksel emeğinin nasıl kullanıldığına özel bir dikkat göstererek, hem ulusal hem de uluslararası arenadaki cinsiyetçi politika etkileşimini araştırdı.

Kaynak: Bianet

İlginizi çekebilir