ERG-EĞİTİM İZLEME RAPORU – “Yaşam eve sıkıştığı için çocuklar kendi alanlarını yaratamadı”

Eğitim Reformu Girişimi’nin “Eğitim Ortamları” raporu yayınlandı. Olağanüstü durumla gündeme daha çok gelen okullardaki temizlik ve hijyen şartları, sınıflardaki fiziksel düzenlemeler, psikolojik danışma hizmetleri, salgın sürecinde bir eğitim ortamı olan ev, veli katılımı ve işbirliği raporun öne çıkan noktaları arasında.

Eğitim Reformu Girişimi (ERG), Eğitim İzleme Raporlarının üçüncü dosyası, “Eğitim Ortamları“nı ERG YouTube kanalında düzenlediği canlı yayınla kamuoyuna duyurdu.

Olağanüstü durumla gündeme daha çok gelen okullardaki temizlik ve hijyen şartları, sınıflardaki fiziksel düzenlemeler, psikolojik danışma hizmetleri, salgın sürecinde bir eğitim ortamı olan ev, veli katılımı ve işbirliği raporun öne çıkan noktaları arasında.

ERG Araştırmacısı Umay Aktaş Salman’ın moderasyonuyla gerçekleşen etkinlik, ERG Eğitim Gözlemevi Koordinatörü Burcu Meltem Arık’ın açış konuşmasıyla başladı. Ardından, dosyanın yazarı, Yeditepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Ayşen Köse raporun temel bulgularını sundu.

34 binin üzerinde öğretmene eğitim verildi

Köse, raporda eğitim ortamlarına yönelik gelişmelerin güvenlik ortamı, topluluk ortamı ve kurumsal ortam boyutlarında değerlendirildiğini, pandemi sebebiyle psikososyal destek ihtiyacının öne çıktığını belirterek şöyle devam etti:

“Atılan önemli adımlar arasında okullarda travmatik durumlarla ilgili Psikososyal Koruma, Önleme ve Krize Müdahale Hizmetleri Yönergesi’nin yayımlanarak yürürlüğe girmesi var. Yeni ‘Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri Yönetmeliği’ de yürürlüğe girdi ve ‘psikolojik danışman’ ünvanı kadro ismi olarak tanımlandı. MEB-UNICEF ortaklığında farklı travmatik yaşam olayları karşısında eğitimcilerin neler yapabileceklerine yönelik bilgilendirme ve müdahale önerileri içeren kitaplar yayımlandı ve 34.000’in üzerinde öğretmene eğitim verildi. Bunların etkilerini önümüzdeki yıl değerlendireceğiz.”

Çocukların mekânsal farkındalığı

Rapor sunumunun ardından gerçekleşen tartışma bölümünde, Şehir Dedektifi İnisiyatifi’nden Şehir Plancısı Gizem Kıygı söz aldı:

“Mekânsal farkındalık, mekânda var olduğumuzu duyularımızla algıladığımız ve o mekânda kendi bedenimizi fark ettiğimiz çok bileşenli bir bilişsel beceri. Ekranda geçirilen zaman, çocukların mekânsal olarak daha fazla birliktelik kurmasının ve hareket etmesinin karşısında bir durumdu. Tamamen ekranla iletişim kurduğumuz bir düzene geçilmesinin çocukların mekânsal farkındalığını nasıl etkileyeceğini hep birlikte göreceğiz.”

Evin yeni bir eğitim ortamı olmasını da değerlendiren Kıygı, “Çocuğun bireyselleşmesi için kendi gelişimsel düzeyi ve ihtiyacına göre, refakatçisi olmadan, kendi akranlarıyla sosyalleşmesi önemli. Yaşam eve sıkıştığı için, çocukların kendi alanlarını yaratamadığı bir dönemdeyiz. Bu mekânsal dönüşümde, okul, ev ve sokağın çocuğun bireyselleşme ihtiyacına cevap verebilecek şekilde bütüncül olarak düşünülmesi gerekiyor” dedi.

“Travmaya duyarlı okul tüm paydaşlarını kapsayan bir ortamdır”

Kıygı’nın ardından sözü alan Köse ise konuşmasında, travmaya duyarlı okul kavramına dikkat çekti. “Olumsuz davranışlar fiziksel, sosyal, duygusal olarak kötü muameleye maruz kalındığında oluşur. Travmaya duyarlı okul modeli, travmaya neden olan güvensizliğin çocuğu çevreleyen ortamlardaki kaynaklarını keşfetmeyi önceliklendirir” dedi.

Köse, travmaya duyarlı okulda öğretmenin rolüne değinirken, öğrencilerine destek vermek isteyen öğretmenlerin de travma deneyimlediğini unutmamak gerektiğini belirtti. “Travmaya duyarlı okul tüm paydaşlarını kapsayan bir ortamdır” dedi.

Raporun tamamını incelemek için burayı tıklayın. 

Kaynak: Bianet

İlginizi çekebilir