Efemçukuru’ndan Kazdağları’na yürüyüş üçüncü gününde

Su, Vicdan ve Yaşam Yürüyüşü sloganlar eşliğinde başladı. İlçelerin sorunları dile getirildi.

Efemçukuru’ndan Kazdağları’na yürüyüş devam ediyor. Çevre aktivistleri bugün de Burhaniye, Edremit, Altınoluk ve Küçükkuyu’da doğa ve yaşam savunucularıyla buluştu. Su, Vicdan ve Yaşam Yürüyüşü’nün üçüncü günü Burhaniyeli yaşam savunucuları ile birlikte sloganlar ve alkışlar eşliğinde yürüyüş yapılarak başladı.

‘SERMAYE BÜYÜTÜLÜRKEN YAŞAM YOK EDİLİYOR’

Cumhuriyet meydanında, altın madenciliğinin doğaya ve ülkeye verdiği tahribatla ilgili konuşma yapan Ertuğrul Barka şöyle dedi:
“Truman Doktrini ve Marshall yardımlarıyla başlayan, az gelişmiş ülkelerin borçlandırılarak yeni sömürgecilik uygulamaları politikaları sonucunda; ekonomik, siyasal, politik, kültürel olarak bağımlı hale getirilen ülkelerle birlikte ülkemiz de ekolojik yağma ve talana uğramaktadır. Yani ne kadar madencilik o kadar toplumsal ekonomik çöküntü ve ahlaksızlık! Topraktan sonra sular, denizler de sermayeye katılıyor. Sermaye büyütülürken yaşam yok ediliyor. Bu nedenle direniyoruz ve kazanacağız; özgürlük için bağımsızlık için mutlaka kazanacağız.”

‘BİZLER ÖLÜRKEN BİRİLERİ ZENGİN OLACAK’

Burhaniye Çevre Platformu (BURÇEP) adına basın açıklamasını okuyan Eşref Dağ, Efemçukuru’ndan Kazdağları’na yola çıkan, Su, Vicdan ve Yaşam Yürüyüşü Koordinasyonu’nu selamlayarak sözlerine başladı. Mitingin tertip komitesinin ortak kararı olmadan, Çanakkale Belediyesi ve Ege Marmara Belediyeler Birliği’nce, Suriye’ye başlatılan askeri operasyonun gerekçe gösterilerek iptal edilmesini eleştiren Dağ, “Ekolojik tahribat yerli-yabancı hiç fark etmeden sürdürülüyorsa ve altın şirketlerinin yağma ve talanı bu topraklarda devam ediyorsa, bizim mücadelemiz de devam edecektir” dedi.

Burhaniye’nin ve toplamda tüm Edremit Körfezi’nin en yakıcı ve en hayati sorununun Burhaniye/İvrindi sınırındaki TÜMAD Altın Madenciliği’nin en ucuz ve en vahşi yöntemlerle siyanürle altın ayrıştırma yapmaya hazırlanmasının olduğunu söyleyen Dağ, ekolojik kirlenmenin bu bölgeyle sınırlı kalmayacağını çok büyük bir coğrafyanın yaşamsal sorunu haline geleceğinin altını çizdi. Madenin yaptığı kırma, eleme ve ayrıştırma işlemleri esnasında kullanılan siyanür ve diğer ağır metallerin Burhaniye’nin içme suyu olarak çeşmelerinden akan suya karışacağı tehlikesine dikkat çeken Dağ, “TÜMAD Madenciliğin toplam ruhsat alanının büyüklüğü aynı zamanda Türkiye’nin en büyük maden ocağı olduğunun da göstergesidir. Devlet, çıkan altının sadece yüzde 2’si üzerinde hak sahibi olurken, maden şirketi yüzde 98’ini alıyor. Bizler ölürken birileri zengin olacak. Ağır metallerle ve siyanürle ölmek bizim tercihimiz değildir. Ama buna karşı çıkmak da bizim tercihimizdir” diyerek Burhaniyelilere seslendi: Burhaniye Sen Susma!

Su, Vicdan ve Yaşam Yürüyüşü daha sonra Burhaniyeli Yaşam savunucuları ile vedalaşarak Edremit’e doğru yola çıktı. Edremit’te Edremit Çevre Sağlığı ve Doğayı Koruma Derneği, Akçay Bisiklet grubu, Edremit Çevre platformu üyeleri ve çeşitli doğa savunucularıyla buluşan yürüyüşçüler bir kortej oluşturarak şehir meydanına kadar alkışlar ve sloganlarla yürüdüler.

‘HER DAĞA HER OVAYA BİR MADEN DAĞITIYORLAR’

Edremit çevre platformu (EDÇEP) adına basın açıklamasını okuyan Kubilay Öztürk, “Bizim de dağımız var, ama altın madenimiz yok. Ancak dağı olan herkes gibi bizim de sorunlarımız var. Biliyorsunuz her dağa, her ovaya bir maden dağıtıyorlar” diyerek Edremit’in çevre sorunlarını şöyle özetledi:

“Edremit’in etrafı kurşun, altın molibden madenleri ile çevrili. Biz bu olumsuz gelişmelerin tam ortasındayız. Havran’la Edremit sınırında bir molibden madeni var. İşletme kapatıldı ama ocak açık. Şu ana kadar rehabilite edilmedi Davamız devam ediyor. Çanakkale sınırımızda bir termik santrali var. Yenice’de kurşun madenleri var, kapasite artırmaya devam ediyorlar. Kendi şehrimizde de olumsuz yapılanmadan, kötü şehirleşmeden dolayı sorunlarımız var. Denizimiz can çekişiyor, körfez ölmek üzere. Arıtma tesislerimiz yeterli değil. Bunların hepsi bizim denizimize boşalıyor. Ayrıca Kaz Dağları’ndan doğan güzel derelerimiz körfezde kirlilik taşıyan kanallar haline geldi. Ayrıca 3 tane de vahşi katı atık depolama alanımız var. Tamamından metan gazı çıkıyor.”

Çevre aktivistlerini Altınoluk’ta Kaz Dağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği Başkanı Süheyla Doğan ve dernek üyeleri alkışlarla karşıladı. Yaşam savunucuları ile birlikte yapılan yürüyüşün ardından basın açıklamasını dernek adına Harika Şişmanlar ve Ali açıkgöz okudu. Açıklamada, altın madenlerinin yarattığı tahribata dikkat çekilerek Kaz Dağları ve çevresinde yapılmak istenilen projeleri durdurmanın önemine değinildi.

Kaynak: DUVAR

İlginizi çekebilir