DTK Yerel Demokrasi ve Sağlık Çalıştayı’na Rojava Sağlık Akademisinden Mesaj

3 Ağustos 2019 tarihinde DTK Sağlık Meclisi tarafından düzenlenen “Yerel Demokrasi ve Sağlık Çalıştayı” na Rojava Sağlık Akademisi tarafından gönderilen mesaj içeriği dolu ve orada yürütülen sağlık çalışmaları ve eğitimine ilişkin ön açıcı bilgiler bulundurmaktadır.

“Sağlık tartışmalarında yürütülen bu zeminde hegemonik ilişkileri tanımlamak ve hegemonyaya karşı koyabilmek için çarpıtılmış sağlık algısını doğru tanımlamayı ve bu tanımlama ışığında mücadele pratiğini geliştirirken kendi kendine yetme ve alternatif yaratmanın adına “DOĞAL SAĞLIK” kavramı ile geliştirmeye çalışıldı.”

diye ifade edilen sağlık anlayışınına ilişkin mesaj aşağıdadır.

DTK SAĞLIK ÇALIŞTAYINA

Değerli Arkadaşlar…                    

Toplumların yaşamında en önemli bir yer tutan başılkların başında  sağlık ve sağlık eğitim sorunları, gün geçtikçe özünden koparılmış erilleşen algılarla içinden çıkılmaz hale gelinmiştir. Gerek Ortadoğu’da özelde de Kürdistan’da da bunların yansıması en derin bir biçimde yaşandığı görünmektedir. Ancak sizlerin emeklerinizle tüm alanlarda olduğu gibi Rojava’da da bu algılar kırılmaya çalışılmaktadır. Bu çerçevede sizlerin yaklaşık on yıldır başlatmış olduğu Sağlık ve Sağlık Eğitim Modeli olan “Doğal Sağlık” kavramını sürekli olarak geliştirmek adına bir tartışma içerisinde olduğunuzun bilincindeyiz. Bu anlamda geçen bu süreyi değerlendirmek, tartışmak, gerçekçi ve uygulanabilir çözümler üretmek amacıyla gerçekleştirmekte olduğunuz DTK Sağlık  Çalıştayını ve tüm katılımcıları saygıyla selamlıyoruz.

Değerli Arkadaşlar…

Geçmiş süreç içerisinde mücadelenin birçok alanında devrimsel süreçler yaşadık. Bu gelişmelerin bir parçası da kuşkusuz sağlık alanında yaşadığımız gelişmeler olmuştur.

Halk olarak demokratik özerklik politik duruşunun ve kararlılığının tek başına yetmediği, yetmeyeceği de bilinmektedir. Kapitalizmin ve ulus devletlerin her türlü iktidarcı politikalarına karşı, politik toplum olarak ayakta kalmanın, bir sistem dâhilinde kendini inşa edebilmek, iyi bir örgütlenme ile başarılması gereği de ortadadır. Sağlık alanın tam da bu noktada toplumsallaştırıcı zihniyetle demokratik özerkliğin somutlaşma gücü olduğu açığa çıkmaktadır.

Bundan hareketle sağlık politikalarımızın Bakur’da on yıl öncesinden başlayıp bu gün Rojava’da da devam eden beş yıllık bir süreçte sağlık alanında örgütlülüğümüzün, mücadelemizin gelişmelerine paralel biçimde etkili eylemler geliştirilmesi kadar, kendi alanıyla ilgili sorunlar üzerinden sistemin politikalarına karşı bir mücadele içerisinde olduğununu söyleyebiliriz. Ancak geçen mücadele süreçlerinin muhasebesini yaptığımızda, istenilen bir başarının ve amacımızın bir hayli gerisinde olduğumuzu da söylemeliyiz.

Tüm çalışmalarımız araştırma, iç tartışma ve hareketimizle yapılan tartışmalar şeklinde yürütülmüştür. Doğal Sağlığın kavramsallaşmasının anlaşılabilmesi için toplumsal doğayı bozan iktidar-uygarlık-devletin sağlığı çarpıtarak nasıl bir bağımlılık ilişkisi kurduğunun anlaşılması gerekiyordu. Uzun süredir yürütülen sağlık tartışmalarında gelinen nokta itibarı ile görüldü ki; sermayeci iktidar çözümlenmedikçe sağlıkta alternatif arayışları sonuçsuz kalacaktır.

Sağlık tartışmalarında yürütülen bu zeminde hegemonik ilişkileri tanımlamak ve hegemonyaya karşı koyabilmek için çarpıtılmış sağlık algısını doğru tanımlamayı ve bu tanımlama ışığında mücadele pratiğini geliştirirken kendi kendine yetme ve alternatif yaratmanın adına “DOĞAL SAĞLIK” kavramı ile geliştirmeye çalışıldı.

Sağlık Politikamızda Amaçlanan; Evrensel, ulaşılabilir, anadilde, ücretsiz, toplumcu, ekolojik, demokratik  ve özgür bir sağlık algısını yaşamsal kılmaktır. Sağlığı, İnsan-doğa karşıtlığına düşmeksizin, insanın doğanın bir parçası olacağı anlayışı ile sağlıklı bir ekosisteme vurgu yapılarak, Demokratik-Ekolojik-Kadın Özgürlükçü paradigmanın esas alındığı ahlaki ve politik toplum için özgürlük temelli bir sağlık perspektifi ile yürümektir. Şunu da unutmamak gerekir ki ekosistemdeki tanımlama aynı zamanda insan-doğa, birey-toplum, kadın-erkek, emek-sermaye ilişkilerinin de düzeyini belirlemektedir.

Topluma dayalı sağlık ve sağlık eğitim modeli; bilginin toplumsallaştırılmasının ve demokratikleştirilmesinin en vazgeçilmez koşuludur. Bunun örgütlenme ve yaşamsal kılınması adına toplumun genel işleyişini esas alan Meclis ve Komin örgütlenme biçimidir. Bu aynı zamanda sağlık eğitim modelinde toplumsal ihtiyaç gereksinimlerinin esas alınmasıdır. Bu anlamda her türlü tahakkümcü, eril anlayışların (sınıf, otorite, cinsiyet,) eğitimle ilişkisi koparılmalı ve bu öncelikli olmalıdır.

Toplumumuzun sağlık sorununa çözüm gücü olmak için gerekli olan dişil değerler olan her türlü tarihsel, toplumsal, zihinsel mirasa ve birikime sahip olduğumuzu biliyoruz. Tıbbın ve sağlığın tarihsel damarlarının ilk attıldığı Ortadoğu ve Kürdistan’da toplum sağlığı konusundaki birikim görmezden gelinmektedir. Tüm bu yaratılan değerler devletçi sağlık politikalarınca kendilerine mal edilerek eril bir anlayışla sürdürülmektedir. Toplumun en temel hakkı olan sağlık ve eğitim hakkı, halkın elinden alınmış, sağlık ve sağlık eğitim politikalarının eril-devletçi sistemin insafına terk edilmiştir. Bu anlamda hedeflerimizden biri de halka ait kültürel bir olgu olan geleneksel sağlığı güncelle buluşturup tekrar ait olduğu topluma kazandırılmasıdır.

Sağlık çalışanlarına düşen görevlerinden biri de “Demokratik kurtuluş ve özgür bir yaşam inşasının” ruhuna uygun olarak fikir, zikir ve eylem birliği içinde bütünlüklü bir sağlık felsefesinin geliştirilmesine yöneliktir.

 

Dünya Sağlık Örgütü’nün sağlığın tanımındaki “sosyal iyilik hali”’nin yetersiz kaldığı “siyasal iyilik hali” yani “Özgürlük Hali”’nin yaşam içindeki düzeyinin de belirleyici olduğu bilinmektedir. Bir varlığı “varlık” yapan ötekidir. Öteki olmayınca “o varlık” tan söz edilemez. Bu anlamda sosyal iyilik halinin siyasal iyilik hali ile birlikte tanımlamak önemlidir. Toplum özgürleşmedikçe birey sosyalleşemez. Sosyal olmak ancak ötekini görmezden gelmeyen özgür bir irade ile mümkündür. Özgürlük; tıpkı evrenin var oluşundan bu yana sürekli genişleyerek özgürlüğü aradığı gibi sonsuz bir arayıştır. Yaşam var oldukça bu arayış devam edecektir. Yaşamın farkındalığına varmak ve bunu yaşamsallaştırmak adına örgütlenerek mücadelesini vermek özgürlük düzeyinin belirleyici unsurudur. Özgürlük idealline en yakın olabilmek için de bunun örgütlülüğünü oluşturmak ve devamlılığını sağlamak ta ancak sosyal iyilik hali ile mümkündür. Aksi durumda nasıl ki, madde tarafından sıkıştırılmış enerji kontrolsüz-örgütsüz bir şekilde açığa çıktığında etrafını tahrip ediyorsa, bireysel özgürlük arayışlarıda bu etkiyi yaratacağı bilinmelidir.

 

Değerli Arkadaşlar…

Rojava gibi bir yandan savaş, diğer yandan Demoratik ve Özgür yaşamı inşaa sürecinde başarı, kendi toplumsallığını örgütleme hızına ve bu örgütlenmenin devamlılığına bağlı olduğu bilinmektedir. Bu anlamda;

Rojava’da ki çalışmaların alt yapısını da, 3-4-5 Aralık 2010 tarihinde Amed’de yapılan Sağlık Kurultayı’nın çizmiş olduğu çerçeve belirleyici idi. “Kim için Sağlık?”, “Nasıl bir Sağlık?”, “Kim ile sağlık?”, “Hangi sağlık modeli?”  sorularına cevap aramak için yapılan yoğun tartışma sonuçları ile daha sonra, 27-28 Ocak 2013 te Amed’de, 05 Haziran 2013 tarihinde Batman ve 17 Eylül 2015’te yapılan Rojava Cizire Kantonu Sağlık Kongresi’nin sonuçları yol haritamız oldu.

Bu çerçevede sizlerin emekleriniz ile şekillenen “Doğal Sağlık” modeli ve çerçevesi, Rojava Sağlık Örgütlenmesinin temelini oluşturmaktadır. Bu anlamda Rojava’da ki savaş koşullarıda göz önüne alınarak, topluma ve sürece cevap olabilecek bir kısım çalışmalar yapılmış olup tüm yerleşim birimlerinde meclis ve komin örgütlenmesinin büyük bir çoğunluğu tamamlanmıştır. Gerekli örgütlülüğün yanında pratik tedavi alanları olan hastane, sağlık ocakları ve sağlık kominleri açılmış, teknik yetersizlikler olsa da bir çalışma içerisindedir. Halk Sağlık Hizmetleri olarak; hastane, sağlık ocakları ve topluma dayalı halk sağlık taramaları, cephe ve savaş mağduru halk kamplarında yürütülen sağlık hizmetleri şeklinde verilmektedir.

Bilinmektedir ki tüm savaşlar sadece bireyi değil, tüm toplumsal kesimleri ve ekosistemi etkileyen bir olgudur. İnsanlar ölür, yaralanır, sakatlanır, sağlık hizmetlerine erişim aksar, yeterli ve dengeli beslenme bozulur, doğa tahrip olur ve en önemli sonuçlardan birisi de kitlesel göç ve travmatik ruhsal bozukluluklardır. Çatışmalı ortamlarda madde bağımlılığı, cinsel istismar vakaları ve bireysel şiddet olguları artar. Bunların hepsi savaşın toplumun ruh sağlığı üzerindeki etkilerinin de bir yansımasıdır. Sağlıkçılar her zaman için barışçıl yöntemlerin siyasal, sosyolojik ve ekolojik sorunların çözümünde en etkili bir biçimde rol alarak çalışmalı ve savunmalıdır. Bugün bu olguların Rojava’da yansımaları en asgari düzeyde de olsa görülmektedir. Bakur’da, Başur’da ve Rojava’da buna yönelik politikalar oluşturulup yaşama geçirmek asli görevlerimiz olmalıdır. Bunun için gerekli olan politik çalışmaları diplomatik yollarla gündemde tutmak önemlidir.

Değerli Arkadaşlar…

Kavramlar, kuramsallaşarak yaşam bulmayı hedefler. Bu anlamda 13. Yüzyıllarında bir araya gelen -tümü erkeklerden oluşan- bilim adamlarının oluşturduğu “lonca” tipinde topluluklar için kullanılan, “Studyolar” yani “Universal” hedef olmamalıdır. Bu studyolar, akademik bir nitelikleri olmayan ve devlet tarafından finanse edilen, toplum içinde ayrıcalıklı bir konuma sahip olan ve mevcut devlet sistemlerini yaşatma görevlerini üstlenmiş azınlıklardır. Oysa öğrenme etkinliklerinin toplum içinde olduğu, sadece öğrencilerin değil, eğiticilerin, toplumun, eğitim deneyimlerine aktif olarak katıldığı, Topluma Dayalı bir eğitim modeli olan “AKADEMİLER” le sağlanabilinir.

Kalıcı, nitelikli ve sağlık bilgisinin toplumsallaşması açısından Sağlık Akademilerinin rolü önemli bir yer tutmaktadır. Bu amaçla toplum sağlıkçısı dediğimiz hemşire ve ebe toplamı Amatör Sağlıkçı Devrelerimiz ve Tıp Akademimiz iki yıldır bir çalışma içerisindedir. Kobani ve Serikaniye de Amatör Sağlıkçı Akademilerimiz ve Qamışlo da ise Tıp Akademisi eğitim devrelerine devam etmektedir. Haseki, Minbiç ve Şengal Sağlık Akademileri hazırlık çalışmalarımız devam etmektedir. Buradaki amaç merkezi bir eğitim modeli değil, yaygın bir eğitim modelini yaşama geçirmektir. Ayrıca pratik çalışmaları olarak hastane, köy ve savaş mağduru halk kamplarında toplumla birlikte bir eğitim modeli uygulamaktır.

Değerli Arkadaşlar….

Başta Önderliğin özgürlüğünü sağlamaya ve Kürdistan’da halkımızın statüsünü belirleyecek bir sürece ve çalışmalarda olduğunuzu bilerek Sağlık çalışmalarında yer alan tüm arkadaşlara üstün başarılar diliyor ve siz değerli kongre katılımcılarını saygıyla selamlıyoruz.

Yaşasın Özgürlüğe Kilitlenen Halk Gerçekliğimiz!

“Tenduristiyekî Azad, Jîyanekî Azade”

ROJAVA SAĞLIK AKADEMİSİ

Kaynak: Ata Soyer Sağlık ve Politika Okulu

İlginizi çekebilir