Dr. Grotewold: İklim Değişikliği İnsan Hakları Sorunudur

COP24 Polonya’da yapılırken, Paris Anlaşması’ndan sonra neler değiştiğini, iklim değişikliği ve önleme mücadelesinin ne aşamada olduğunu Berlin’de Dr. Grotewold ile konuştuk.

İklim değişikliği, dünyanın her yerinde beklenenden önce hissedilmeye başlarken, Polonya’nın Katowice kentindeki BM İklim Zirvesinde (COP24) yapılıyor.

Almanya’nın Essen kentinde bulunan Stiftung Mercator İklim Değişikliği Merkezi Başkanı Dr. Lars Grotewold ile G20 ülkelerinin de imzaladığı Paris İklim Anlaşması, yapılması gerekenler ve iklim krizi hakkında sorularımızı yanıtladı.

Emisyonun yüzde 80’i G20 ülkelerinden

G20 ülkeleri küresel GDP’nin (Gross Domestic Produce/Gayri Safi Yurt içi Hasıla) yüzde 85’ini ve dünya çapındaki CO2 emisyonunun yüzde 80’ini oluşturuyor.

Climate Transparency tarafından iklim ve finans konularında uzman 14 araştırma kurumunun beraber hazırladığı yeni “Brown to Green” raporuna göre G20 ülkeleri 2016 yılında toplam 147 Milyar ABD Doları’nı kömür, petrol ve doğal gaz teşviğine harcadı.

2013’ten 2015 yılına kadar, tüm G20 ülkeleri yılda ortalama 19 Milyar ABD dolarını fosil yakıt projelerine aktardı.

Türkiye ise enerjisinin yüzde 88’ini fosil yakıtlardan temin ediyor. G20 ortalamasında bu oran yüzde 82.

Türkiye, özellikle gıda, sağlık, ekosistem servisleri alanlarında iklim değişikliği yüzünden yüksek ekonomik hasarlar ile karşılaşacak ülkeler arasında yer alıyor.

Groteword: Son 1 yıldır giderek kötüleşiyor

Fotoğraf: Stiftung Mercator

Dr. Lars Grotewold, iklim değişikliğini ‘bir insan hakları sorunu olarak’ görüyor. “Evet, iklim değişikliği yarattığı ve yaratacağı sorunlar açısından bir insan hakları sorunudur, cinsiyet eşitliği sorunudur sadece iklim değişikli sorunu değildir” diyor.

Paris İklim Anlaşması çerçevesinde birçok ülkenin birlikte önemli bir adım atarak vaatlerde bulunduğunu hatırlatan Dr. Grotewold, bunu birinci etap olarak niteliyor ve ekliyor:

“İkinci etap ülkelerin gerçekten ne yaptığı. Almanya’nın kömür enerjisinden vazgeçmediği yönündeki sorunuza gelirsek, federal hükümetin kömürden çıkış komisyonuna kulak vereceğini ve 2050’ye kadar kömürden tamamen vazgeçmek adına bir plan onaylayacağını düşünüyorum.

“Bir yılda bile tehlikeli boyutlara ulaştı”

Son bir yıl içinde dahi iklimde ciddi değişiklikler yaşandığını kaydeden Dr. Grotewold, “Birçok insan havadaki olağanüstü değişiklikler nedeniyle zorluk yaşamaya başladığını” belirtirken şöyle devam ediyor:

“İklim değişikliği Paris Anlaşması ile birlikte ilk kez somut olarak ciddiye alınmaya başlandığı, önümüzdeki problemin farkına varıldı. Bu yüzden şimdiye kadar atılan en büyük adımdı.

“Ancak başta Almanya adına konuşacak olursam iklim değişikliği hala politikacıların ajandasında arka sıralarda yer alıyor. Politikacılar bu sorunda oy potansiyeli görmüyor, bu nedenle göçmen/mülteci sorunu ve diğer politik krizler gibi ele alınmıyor.

“Paris Anlaşması’nın işlevsel kılınarak iklimde büyük krizlerin önüne geçmek için şansımız var. Hükümetler bu şansı değerlendirmeli.

“Politikacıların sivil toplumu iklim değişikliğiyle mücadelede teşvik etmesi ve bunun diğer bütün sorunlar kadar gerçek olduğunu anlaması gerekiyor.

“Türkiye de sorumluluğunun farkına varmalı”

Grotewold, bu hafta Polonya’da gerçekleştirilen COP ile ilgili büyük beklentilerini olmadığını ama en azından Paris Anlaşması’nın detaylandırılmasının sağlanacağıını umduğunu söylerken Türkiye’nin anlaşmayı hala imzalamamasıyla ilgili şöyle konuşuyor:

“Türkiye ekonomik açıdan gelişmiş ülkeler arasında olduğunu belirttiği için iklim değişikliğinden ve emisyonların artmasından her ‘gelişmiş’ ülke gibi sorumluluklara sahip.

“Endüstrisini yenilenebilir enerjiye çevirmek de diğer her ülke gibi sorumlulukları arasında ve bunun bilincine varılacağını umuyorum.”

 

Kaynak :Bianet

İlginizi çekebilir