DER-MEZ: Bu coğrafyada travma sonrası stres bozukluğu münferit değil

2016 yılında kurulan Mezopotamya Psikologları İnisiyatifi (DER-MEZ), sokağa çıkma yasakları ve ardından gelen OHAL dönemlerinde yaşanan hak ihlalleriyle birlikte ortaya çıkan psikolojik sorunları ifşa etmeyi ve yeniden bir inşa süreci oluşturmak için çalışmalarını sürdürüyor. “Bizler travma sonrası stres bozukluğunun Mezopotamya coğrafyasında münferit bir olay olarak değil de bunu doğuran savaşın yıkıcılığını ön plana çıkarmak istiyoruz” diyen inisiyatifin İstanbul’daki üyelerine mikrofonu Gazete Karınca’dan Neğşirvan Güner uzattı.

Mezopotamya Psikologları İnisiyatifi (Derûnas ên Mezopotamyayê) hangi amaçla kuruldu ve nasıl bir yol haritanız var?

Mezopotamya coğrafyasına duyarlı olan psikologlar ve ruh sağlığı çalışanlarıyla bir arada olmak, ruh sağlığı çalışanlarını bir araya getirmek amacı ile böyle bir oluşuma ihtiyaç vardı.

Ayrıca tüm ruh sağlığı çalışanları ile birlikte Mezopotamya coğrafyasında yaşayan insanlara yönelik hak ihlalleriyle birlikte ortaya çıkan ve çıkabilecek tüm ruh sağlığı sorunlarını ifşa etmek ve mümkün mertebe imkanlar dahilinde yeniden bir inşa süreci oluşturmaktır.

İnsanlara nasıl ulaşıyorsunuz ya da onlar size nasıl ulaşabilir?

Biz bir inisiyatifiz ve sosyal medyada üzerinden örgütlenen oluşumuz. Bundan dolayı insanlar daha çok sosyal medya üzerinden bizlere ulaşabiliyor.

Biz henüz kitlesel olarak insanlara ulaşma faaliyetine geçemedik ancak orta vadedeki amaçlarımızdan biri de birtakım etkinliklerle oluşumumuzu daha çok duyurmak ve insanların bize daha hızlı ulaşmalarını sağlamak.

Teşhirin çok önemli olmasıyla birlikte ne yazık ki insanlar kendilerini ifade etmekte temel sorunlar yaşıyor. Özellikle anadilinde eğitimin olmaması buna örnek gösteriliyor. Bu konuda neler yapmayı düşünüyorsunuz?

Tabii ki ilk amacımız ifşa. Ama bununla birlikte bir inşa süreci de hedeflerimiz arasında. Bunu da bir araya gelerek, birtakım üretimlerde bulunarak yapmaya çalışıyoruz. Örneğin; çocuklar için Kürtçe tedavi edici bir kitap çıkarma sürecini bitirdik. Bu kitabımız yayımlanma aşamasında.

Ayrıca birtakım etkinliklerle ifşa ve inşa süreçlerini tartışıyoruz. Bunlar dışında inisiyatifimiz gönüllüleri arasında anadilinde terapi yapan birçok arkadaşımız bulunmaktadır.

‘Psikolojik manipülasyon’dan da söz ediyorsunuz. Bununla neyi kastediyorsunuz, örneklendirerek anlatabilir misiniz?

Örneğin; Mezopotamya coğrafyasında süregelen savaşlar sonucunda birçok psikolojik yıkım olmaktadır. Ana akım psikoloji bu yıkımları birtakım psikolojik kavramlarla etiketleyip öncesini ve sonrasını kapatmaktadır. Bunlardan bir tanesi travma sonrası stres bozukluğudur.

Travma sonrası stres bozukluğu kavramı ile savaşın ortaya çıkardığı büyük yıkımı sadece bireysel ve münferit olaya indirgemektedir. Bizler travma sonrası stres bozukluğunun Mezopotamya coğrafyasında münferit bir olay olarak değil de bunu doğuran savaşın yıkıcılığını ön plana çıkarmak istiyoruz.

Belirttiğiniz hususlarda raporlamalar yapacak mısınız?

Elbette ki raporlama yapacağız ve bunu herkesle paylaşacağız. Zaten etkinliklerimizi ve yaptığımız toplantıların raporlarını tutuyoruz ve gönüllülerimizle paylaşıyoruz.

Peki, son olarak savaştan etkilenen çocuklarda en çok neler gözlemlediniz kısaca anlatır mısınız?

Her birey, çocuk birbirinden farklıdır. Her çocukta ya da bireyde savaş sonrası bu durum gözlemlenir diyemeyiz ancak karşılaştığımız kadarıyla içine kapanma, altına kaçırma, militarist güçlere karşı öfke, aidiyet duygusunda azalma veya yok olma, korku, uyku ve iştah problemleri, fizyolojik nedenlerle açıklanamayacak fiziksel yakınmalar (yürüyememe, ellerin tutmaması, karın ağrıları, baş ağrıları vb.) gibi durumlar gözlemleniyor.

Kaynak: KARINCA

İlginizi çekebilir