Denizli Demokrasi Buluşmasından “Yerel demokrasi, kent sözleşmesi ve AKP’nin geriletilmesi için mücadele etme” kararı

‘Denizli Demokrasi Çağrı Grubu’’nun çağrısı ile “Şimdi Yerellerde Buluşuyor, Demokraside Ortaklaşıyoruz” şiarıyla yoğun bir katılımla bir araya gelen Denizli demokrasi güçleri; yerel demokrasi, kent sözleşmesi ve AKP’nin geriletilmesini masaya yatırdı

 

Çok sayıda sol-sosyalist-demokrat siyasi parti, sendika, demokratik kitle örgütü, dernekler ve bağımsız yurttaşın katıldığı toplantıda demokrasi güçlerinin bir araya gelmesinin coşkusu yaşandı. Etkinliğin forum kısmında söz alan neredeyse her konuşmacı bu bir araya gelişin önemine dikkat çekti. Konuşmacılar 2004 yerel seçimi öncesi bir araya gelişleri hatırlatarak mücadele açısından bellek tazelediler.

Toplantı  ‘Demokrasi Çağrı Grubu’ adına Sedat Şenoğlu’nun grubun amacı ve ne yapılmak istendiğine yer veren kısa konuşması ile başladı. Şenoğlu konuşmasında, toplumun özgücünün ve değiştirme arzusunun Gezi süreci, 7 Haziran, 16 Nisan ve 24 Haziran seçimlerinde ortaya çıktığını, demokrasi güçlerinin ortaya çıkan bu gücün örgütlenmesi ve devamlılığının sağlanmasında, başarılı olamadığının altını çizdi. Çağrı grubunun yerel örgütlenmelerin güçlendirilerek toplumun yerelde örgütlü hale gelmesi ile demokrasiye sahip çıkılabileceği ve tek adam rejiminin geriletilebileceği görüşü ile yola çıktığını aktardı. Eylül ayından bu yana devam eden çalışmaların Türkiye’nin 24 yereline yaygınlaştığını ve Aralık sonunda İstanbul’da yerel demokrasi güçleri ile bir araya gelineceği bilgisi ile sözlerine devam etti. Şenoğlu sözlerinin son kısmını  31 Mart seçimleri ve sonrasına ayırdı. Çok farklı duyarlılıklara sahip demokrasi güçlerinin biraya gelmesinin ve herkesi tatmin etmesinin zor olduğunu, aday ismi yerine demokrasi güçlerince hazırlanacak bir kent sözleşmesinin, kentlilerin siyasete nasıl dahil olacaklarının biçimlerinin-mekanizmalarının geliştirilmesi ve bunların yaşama geçirilmesinin daha ön açıcı olacağını ve böylelikle 31 Mart seçimleri sonrası da nasıl devam edileceğinin yolunun açılmış olacağını belirterek sözlerini tamamladı.

Şenoğlu’nun konuşması sonrası foruma geçildi. Forum, Lerzan Süzük ve Mehmet Sarıca’nın kolaylaştırıcılığında gerçekleştirildi. Söz alan kişilerin bireysel olarak sözlerini dile getirmesi, herhangi bir siyasi oluşumun adının geçirilmemesi istendi. Forumda çok sayıda kişi söz alarak görüşlerini aktardı. Forumda öne çıkan görüşler şu şekilde özetlenebilir:

Mevcut kentin ve belediyenin eleştirisi:

*Hepimiz mevcut rejimin ötekileriyiz.

*Denizli’nin yeşili bitirildi, doğası tahrip edildi, yapay bir doğa ve betonlaşan bir Denizli yaratıldı.

*Denizli Belediyesi borçlulukta ilk sıralarda. Borcu tüm Denizli’liler ve çocuklarımız ödeyecek, keselerini dolduranlar değil.

*Kent suçları işleniyor (şehir tiyatroları kapatılıyor, sendikalı işçiler toplu işten çıkartılıyor, ormanlar yok ediliyor, sular kirletiliyor vb.).

*Rant belediyeciliği

*Doğayı tahrip eden kentleşme politikaları

*Suyun, havanın, toprağın kirlendiği Denizli

*Menderes havzasının kirletildiği, bitirildiği Denizli

*Yapay çevreciliğin hakim olduğu çevre politikaları

*Dağları delen ve betonlaştıran anlayışın hakim olduğu bir kent

*Tarihi ve kültürü yok eden, belleği silen bir kent

*Sosyal alanların olmadığı bir kent

*Trafik keşmekeşinin hakim olduğu bir kent

*Genç işsizliğin yüksek olduğu bir kent

*İş kazalarına bağlı ölümün yüksek olduğu bir kent

*Bitmeyen alt-yapı projeleri

*Borçlu belediye

*Dinci, gerici eğitim

*Ortaçağ zihniyeti hakim olan bir anlayış

*Mevcut büyükşehir meclisi katılımı demokratik değil, toplumun tümünü temsil etmeyen bir temsiliyet söz konusu. Yeni yasa ile temsiliyet ilçelere-kırsala kaydı. Büyük nüfuslar temsil edilmiyor.

*Temsili demokrasinin krizi ile yönetilen kent. Yönetimi temsiliyetlere bağlayan halkı yok sayan anlayış.

*Kent örgütsüz, emek ve demokrasi güçleri bir arada değil. Sendikalaşma neredeyse yok. Mevcut sendikalar, meslek odaları ve demokratik kitle örgütleri alanında güçlü değil, kentin politikalarını etkileme gücünden yoksun.

*AKP belediyelerinin eleştirisinde toplumsal muhalefet zayıf.

Kentin yönetimine katılım:

*Yerel yönetim sadece belediyecilik hizmeti değil, demokratik toplumun da inşası, insanın özne olması.

*‘Bizler daha iyi yaparız’ anlayışı doğru değil. Hizmette yarışmamalıyız. Mevcut kent ve hizmet anlayışının terkedilmesi, zihniyet değişimi şart. Yerel kalkınma modelleri üretmeliyiz.

*Doğa ve insan yararına bir kent anlayışı. Kadını ön plana çıkartan bir kent anlayışı.

*Tüm vatandaşların kenti ile ilgili söz üretmesi, karar alma sürecine katılması. Karar alma süreçlerinin tabana inmesi: Mahalleler, köyler, sokaklar.

*Demokratik kitle örgütlerinin, sendikaların, derneklerin kendi alanları ile ilgili konularda etkin hale gelmesi.

*Yerel demokrasinin yolu, toplumun içine gömülü meclislerden geçer. Yerelden adım atmak önemli. Yerinden yönetimin mekanizmalarını yaratmalıyız.

*Halkın muhtarları ve mahalle meclisleri çok önemli.

*Kent/İlçe meclisleri meşru karar organları olmalı. Yapılacak kent sözleşmesinde meclislerin yetkilendirileceğine yer verilmeli. Adaylar ve partilerin bunu programlarına koymasını zorlamalıyız.

*Demokratik, katılımcı, şeffaf, denetlenebilir, demokrat bir belediye. Toplumcu, sol ve sosyal belediyecilik.

*Kamucu belediyecilik, katılımcı demokrasi.

*Toplumu ve bireyi yeniden özne yapmalıyız, tekçi adam rejimi her yerde; ülkede, belediyede, üniversitelerde, evlerde.

*Tek adam rejiminin panzehiri çoğulcu demokraside, insanların ve toplumun değerli hale gelmesinde. Bunun yolu insanların söz üretme ve karar süreçlerine katılımdan geçer. Halkı yeniden özne haline getiren mekanizmalar; mahalle-sokak meclisleri.

*Toplumsal katılımın gerçekleşmesi için belediye meclis toplantılarının herkese açık yapılması, toplumun içinde (pazaryerinde, kahvede vb.) yapılması, televizyon-internet ortamları ile toplumla paylaşılması, gündemin toplum tarafından bilinmesi.

 

Nasıl bir kent, nasıl bir belediyecilik hizmeti:

*Ötekileştirmeyen kent.

*Çok sesli kent, orkestra gibi (çok dilli, çok kültürlü, çok inançlı vb.)

*Kadınlar, çocuklar, gençler öncelikli.

*Farklılıklarımızı zenginlik olarak gören bir anlayış geliştirmeliyiz.

*Kültürel zenginliklerimizi yaşayabileceğimiz ve geliştirebileceğimiz bir kent.

*Çocuklarımıza nasıl bir kent bırakacağız sorusuna yanıtlar üretmeliyiz.

*Bizlerle birlikte diğer canlılar, hayvanlarda var. Hepsini gören bir kent anlayışını ortaya koymalıyız.

*Şiddetten arınmış, savaş ve çatışmanın olmadığı bir kent.

*Kutuplaşmaların olmadığı bir kent

*Kent ile ilgili konularda ortaklaşmamızı sağlayacak çalışmalar yapmalıyız. Her alanda (şehir planlama, mimari, doğa, tarım, gıda, eğitim, sağlık, turizm, sanayi, tarih, kültür, kadınlar, çocuklar, gençler, emekliler, yaşlılar, engelliler, mülteciler, ötekileştirilen toplumsal kesimler vb.) fizibilite raporları çıkarmalıyız. Meslek odaları ve akademi bu çalışmalara destek vermeli.

*Akademinin desteği ve üniversite öğrencileri ile buluşma çok önemli.

*Vatandaşın statüsünün yükseltilmesi, belediyecilik değil bireyin geliştirilmesi, kendini özne olarak hissetmesi.

*Üreten kent.

*Akıllı, bilgiyi kullanan.

*Çiftçiliği geliştiren belediye.

*Kırsal ile bütünleşen kent.

*İş atölyeleri.

*Kooperatiflerle, toplumsal üretimi önüne koyan kent (Bozkurt, Ovacık örnekleri)

*Yenilenebilir enerji.

*Bilgi toplumun gerekliliklerini önüne koyan bir kent.

*Tüketici olmayan bir kent.

*Ulaşım ücretsiz olmalı.

*Yerel yönetim çalışanlarının sosyal güvenceli ve sendikalı olması. Geçici değil, kalıcı çalışan olarak devam etmesi. İş güvencesi endişesi yaşamaması, AKP giderse işsiz kalırım endişesinden kurtarılması.

Yerel seçimlere nasıl hazırlanmalıyız:

*Öncelikle biz varız.

*Birbirimize ihtiyacımız var.

*Sonuç önemli. Aşama aşama gitmeliyiz. AKP faşizmini geriletmeliyiz. Belediyeleri yeniden demokrasi güçleri almalı. Bunun için asgari müştereklerde anlaşmalıyız. Somut ve sonuç alıcı programlar önümüze koymalıyız.

*Tek hedefe kilitlenmeliyiz; AKP’den belediyeleri almak.

*AKP-MHP karşıtlığının en geniş cephesini kurmak için, ortaklıklarımızı konuşmalıyız.

*Nasıl bir belediyenin ilkelerini belirlememiz yeterli, ayrıntı bizi boğar.

*Referandum çalışması yol gösterici, herkesin hayırı kendine çalışmasındaki yöntem izlenebilir. Ortak hazırlanacak deklarasyon adaylara imzalattırılmalı.

*İlçeleri de önümüze koymalıyız.

*Umut çok önemli. Umudu diri tutmalı, her gün yeşertmeliyiz.

*Seçim çalışmasında teması, halkın örgütlülüğünü ve meclis inşasını da öne koymalıyız.

*Seçimlere odaklanmadan öncesi ve sonrasını gören bir mücadele içinde olmalıyız.

*Geçmiş demokrasi mücadelesi birikimlerine sahip çıkmalı, mücadelenin belleğini görünür hale getirmeliyiz. Nerelerde hata yaptık, bunları bulup aşmalıyız.

*Demokrasi cephesinin inşası.

*Nasıl bir demokrasi istiyoruz sorusunun da yanıtını üretmeliyiz.

*Demokraside buluşmalıyız.

*Adaylarda olması gereken özellikler ve ilkeleri belirlemeliyiz.

*Barış, özgürlükler, kadınlar, doğa, emek mücadelesi değerlerine sahip başkan, meclis ve muhtar adayları.

*Tüm farklılıkları belediye meclisine taşıyabilmeliyiz.

*Muhtarlık seçimlerine odaklanmalıyız.

*Dini, etnik vb. ötekileştirmelerden uzak durmalıyız.

*İlkeler doğrultusunda bir araya gelmeliyiz, dayatmacı anlayışlardan uzak durmalıyız.

*Büyük ya da daha çok oya sahip partilerin hegemonya kurmasına ve her şeyi belirlemesine dayalı siyasetten vazgeçmeliyiz.

*Toplumsal muhalefet güçlerinin iradesine el koyan, sadece oy ver diyen anlayışlardan uzak durmalıyız

*Örgütlü yapıları yok saymamalıyız. Matematiksel olarak da düşünmek zorundayız. Yerelde en güçlü olanın yanında yer almalı ve destek vermeliyiz.

*Etnik yapı ve dinsel yapılardan siyaseti arındırmalıyız. AKP bunlar üzerinden oy devşiriyor.

*Adayları bütünüyle sahiplenmeli ve sokak çalışmaları ile desteklemeliyiz.

*Eşbaşkanlığı öne çıkarabiliriz. Kadınları mutlaka öne çıkarmalıyız.

*Olumlu kent modellerini örnek almalıyız.

*Mevcut belediyelerin yolsuzlukları, ihaleleri deşifre ve teşhir etmeliyiz. Nasıl ve kimlere kaynak aktarıldı, vatandaşın parası nasıl çarçur edildi teşhir edilmeli.

*Yolsuzlukları deşifre etmeli ve halka anlatmalıyız.

*Sahada olmalıyız.

*Olağanüstü bir dönem yaklaşımı ile her zamankinden daha fazla çalışmalıyız.

*AKP seçmeni pozisyonunda olan işçi, emekçi ve köylülerin oylarını almak için onların umudu olacak politikalar üretmeli ve onları ikna etmek için temasları artırmalıyız.

*Ekonomik krizin faturasını ödemeyeceğiz üzerine kurulu bir seçim çalışması yürütülebilir.

*Mitingler ve kitlesel etkinliler moral verici olur.

*Seçimlere maddi-manevi katkı önemli.

*Teşhir-kent suçlarının teşhiri (örgütlü teşhir, tüm Denizlilerin ayağına giderek).

*Fizibilite çalışmaları (Sayıştay raporu ve kentsel dönüşüm).

*Sahalarda daha çok olmalıyız, konuşarak olmaz.

*Ekmeği büyüten politikalar önermeliyiz.

*Önyargılardan uzak durmalıyız, bir arada olmalıyız, temaslarımızı artırmalıyız, samimi olmalıyız.

*Katkı koyucu olmalıyız.

*Hassas olmalıyız, manipülasyonlara gelmemeliyiz

*Birbirimizin sinir uçlarına dokunmamalıyız

*Bu toplantılar devam etmeli, nasıl ilerleyeceğimizi belirlemeliyiz. Gündemleri netleştirmeli, biriktirerek gitmeliyiz.

Demokrasi Çağrı Grubu genişleyerek çalışmalarına devam edecek. Önceden belirlenen gündemlerle halk toplantıları ile bir araya gelecek. Yerel yönetim seçimlerinde hazırlayacağı ‘kent sözleşmesi’ ile yerel demokrasiye güç verecek.

 

 

İlginizi çekebilir