‘Demokratik sosyalist’ CHP’li gençler harekete geçiyor

CHP içinde ya da CHP’ye yakın bir grup genç, partide ‘reform girişimi’ başlattı. Marksist solu eleştiren gençler CHP’nin ‘merkeze’ yaklaşmasından da rahatsız. Sanders’tan, Corbyn’den ilham alıyorlar. Devletçi ve milliyetçi değiller. HDP’yle daha iyi ilişki kurulmasından yanalar. ‘Suriyelilere düşmanlık sol anlayışımıza aykırıdır’ diyorlar.

'Demokratik sosyalist' CHP’li gençler harekete geçiyor

İvme Hareketi (İVME), 2016 Anayasa referandumundan sonra Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) ‘edilgenliğine’ tepki olarak doğdu. 20 Nisan 2017 tarihinde CHP Genel Merkezi’nde buluşan gençler, partide ‘ideolojik ve kuşaksal yenilenme’nin nasıl yapılacağına dair bir tartışma başlattılar.

2018 yılında o dönem CHP Avcılar Belediye Başkan adayı olan Turan Hançerli’yle birlikte ‘Toplumcu Belediyecilik Çalıştayı’ yaptılar. 2020’de YouTube’da ‘İvme TV’yi açtılar. 35 kişiyle yola çıkan grup, sosyal medyadan katılımlarla kısa sürede üç haneli sayılara ulaştı.

29 Ekim 2020’de bir manifesto yayımlayarak kuruluşunu ilan eden hareketin öncelikli amacı ‘gerçek sosyal demokrasi’… Ancak Türkiye’de ve dünyada sosyal demokrat partilerin fazlasıyla merkeze yaklaşması onları “demokratik sosyalizm” tanımını kullanmak zorunda bırakıyor. Bununla birlikte içlerinde kendisini sosyalist olarak tanımlayanlar da liberal olarak tanımlayanlar da var.

İVME’nin ikinci amacı da muhalefet blokunda bütünlüğün sağlanması… Bu nedenle Millet İttifakı’nın bileşeni partilerin gençleriyle ve HDP’lilerle de iletişim halindeler. Bu nedenle amaçlarının CHP’de hizipçilik olmadığını ısrarla vurguluyorlar. Hatta uğraşlarının CHP’den ibaret olmadığını da…

İVME üyeleri Ali Tirali, Özgür Hacıoğlu ve Kemal Büyükyüksel’le konuştuk…

CHP Türkiye’nin en eski partisi ve bir geleneği var. Siz de CHP orijinli yenilikçi bir grupsunuz. Zor bir işe kalkıştığınızı düşünüyor musunuz?

Özgür Hacıoğlu: Tabii ki… CHP’yi değiştirmek zor ama bizim hedefimiz CHP’yi değiştirmek değil, ona yeni fikirler sunmak… Sosyal demokrat görüşlerin değer bulması halinde Türkiye kurtulacaktır ve parlamenter sisteme geri dönecektir.

Kemal Büyükyüksel: Bu çok yenilikçi bir süreç… Vizyon bir partiden öte ülkeye çıkış yolu sunabilmek… Nitekim İVME’nin içinde, ben de dahil olmak üzere, herkes CHP’li değil…

“Geniş tabanlı bir demokratik konsensüsün kurgulanması gerekiyor ve bunu sadece parti elitlerine bırakamayız.”

Medyascope TV’deki programda Momentum Hareketi’ni, Jeremy Corbyn’i, Bernie Sanders’ı örnek aldığınızı ya da onlarla bir paralellik kurduğunuzu söylemişsiniz…

Kemal Büyükyüksel: 1980’lerden sonra hükümetler değişse de çok değişmeyen politikalar uygulandı. Sosyal demokrat partiler de bunun içine sıkışıp kaldılar. Şimdi Sanders, Ocasio-Cortez, Democratic Socialists of America vb. ile neo-liberal konsensusu yıkmaya çalışan bir anlayış gelişiyor. Demokratik sosyalizm lafı da söz konusu sosyal demokrat çizgiden ayrışmak için kullanılan bir laf… Tabii ki bahsettiğiniz küresel hareketlerle paralel ilerleyen bir sürecin parçası olarak görüyoruz kendimizi…

‘SHP, KÜRT SORUNU’NDA GÜVENLİKÇİ POLİTİKALARA TESLİM OLDU’

Demokratik sosyalizm lafını biraz daha açar mısınız?

Ali Tirali: Momentum’dan da başka demokratik sosyalist hareketlerden de ilham alıyoruz. Fakat Türkiye’nin özel koşulları gereği, bir açıdan CHP’nin içinde ya da sosyal demokrat cenahta bir ideolojik ve kuşaksal yenilenme yaratırken, öbür açıdan da kendi dışımızdaki muhalefeti yok sayma lüksümüz yok. Geniş tabanlı bir demokratik konsensüsün kurgulanması gerekiyor ve bunu sadece parti elitlerine bırakamayız. Gramsciyen manada bir tarihsel blok kurmak zorundayız. Sosyal demokrasi, Bruno Kreisky’le, Willy Brandt’la, Olof Palme’yle temsil olunan çalışan sınıflardan yana ve merkezdışı pozisyonunu kaybetti. İngiltere’de Labour’un, Almanya’da SPD’nin orta sınıflardan ibaret bir daralmaya gittiğini müşahade ediyoruz. Buna karşın sosyal demokrasiye düzene karşı kendi toplumsal alternatifini üreten çizgiyi yeniden kazandırmak gerekiyor. Türkiye’de de aynısı oldu. DYP’nin küçük ortağı olan SHP deneyimi de kötü bir sınav verdi. SHP çalışanlarla bağını kaybetmişti ve Kürt sorununda 93’ten itibaren DYP’nin güvenlikçi politikalarına teslim oldu. “Demokratik sosyalizm” ismini de işte bu tarihsel yükten azade olmasından dolayı kullanıyoruz.

İngiltere’deki İşçi Partisi 60’larda Vietnam Savaşı’na karşı çıkmışken, Blair döneminde Bush’un Irak Savaşı’na bilfiil destek olmuştu. Labour, PASOK vb. geleneksel sosyal demokrat partiler sağa ya da merkeze yaklaşırken, bunların boşluğunu dolduran SYRIZA vb. radikal sol partilerin iktidara geldiklerinde ancak sosyal demokrat olabildikleri düşünülüyor…

Ali Tirali: PASOK, 80 sonrası merkeze yaklaşmanın tipik bir örneğiydi. 2000’lerden itibaren gittikçe zayıfladı ve bugün epeyce küçük bir partiye dönüştü.

Kemal Büyükyüksel

Kemal Büyükyüksel: Krizden çıkış formülünü kemer sıkma politikalarında bulan konsensüs kırılmış değil. Bu küresel konjonktür sol partileri merkeze itiyor halen… Ama Yunanistan dediniz, ben bunun karşısına Portekiz’i koyabilirim. Portekiz’deki Sosyalist Parti o politikaları reddetti, kısa dönemli harcamaları artırdı ve tamamen tersini uygulayarak krizden çıkmayı başardı. Yunanistan 2008 ekonomik krizinde ilk darbeyi yiyen ülke olduğundan oradan çıkışı zor oldu.

‘BAYKAL’IN CHP’Sİ ULUSALCILIĞA VE LAİKLİĞE HAPSOLMUŞTU’

Az önce eleştirmeseydiniz, siz CHP’yi SHP’leştirmeye mi çalışıyorsunuz sorusunu soracaktım…

Ali Tirali: SHP iyisiyle kötüsüyle geçmişte kaldı. O parti Türkiye için 12 Eylül faşizminden çıkış ihtimaliydi. Başarılı olabilse Yunanistan’da “Baba” Papandreu’nun PASOK’u, İspanya’da Felipe Gonzalez’in PSOE’si, Portekiz’de Mario Soares’in Sosyalist Parti’si gibi merkez solun öncülüğünde cuntadan çıkış ve demokratikleşme dalgası yaratabilecekti. 1989 yerel seçimlerini kazanarak bunun işaretini verdi ama 91’de başarısız oldu ve sonrasında kurulan DYP koalisyonunda gittikçe bundan uzaklaştı. Buradan hareketle SHP’nin iddiası ve başarısızlığı bizim için tarihsel bir ders olabilir. 80’lerin şartları bugün olmadığından SHP yeniden inşa edilemez. CHP’nin dönüştürülmesi gereken şey çağdaş bir sol partidir. Ancak İVME’nin nihai hedefi salt CHP’ye dair bir uğraş vermek değil zaten.

Ne yazık ki CHP 2001-2010 arasında kendisini kapalı bir kutuya çevirdi. Sayın Baykal döneminde partinin sosyal demokrat geleneğine dair kafası önemli ölçüde bulanmıştır. Ulusalcılık, Anadolu solu vs. ile siyaseti bir kültür savaşına, AKP’yle laiklik-İslamcılık kavgasına dönüştürmüştür. Bununla da yüzleşmek gerekir. Ancak yüzleşirken CHP gibi bir partinin herhangi bir dönemini tekil bir şekilde yorumlamıyoruz. Bu haksızlık olur. Bugün Türkiye’ye mahsus bir demokratik sosyalizm geleneği kurulabilir. Bu üç kaynaktan gelebilir. Birincisi sosyal demokrasinin Türkiye’deki tarihsel deneyiminden, ikincisi Avrupa’daki tarihsel deneyimden, üçüncüsü de dünyada 2008 sonrası gündeme gelen yeni arayışlardan…

Özgür Hacıoğlu: Kendimize geçmişten örnek arayacaksak saltanatın kaldırılmasına bakabiliriz. Biz tek adam rejimine karşı birleşmeyi hedefliyoruz. Partiye bayrak açmadık.

Kemal Büyükyüksel: SHP yenilikçiydi, dünyada 80 sonrası oluşan sol vizyonun Türkiye’deki tezahürüydü ama sınıf siyasetinden değerler siyasetine kaymış bir soldu. Dünyada ekonomik çatışmalar yeniden sahneye çıkıyor. Bugün geldiğimiz noktada SHP’nin mantığı yok.

Geçenlerde Ahmet Şık ve Ayhan Bilgen’in açıklamaları üzerinden yeni parti konuşulmuştu. Ya oralardan bir SHP gelirse?

Ali Tirali: Kulağımıza çalınan şeyler oldu. Tam bilmediğimizden köşeli şeyler söyleyemeyiz. Türkiye’de Marksist sol partilerin üzerinde ölü toprağı var. Bu parti yeni bir örgütlenme isteği, yeni bir hareketlenme sağlayacaksa bunu olumlu karşılarız. Bahsi geçen insanlar hem söyledikleriyle, hem de yaptıklarıyla Türkiye siyasetinin yüz akı insanlardır. Bu parti ittifaklar stratejisi içinde kilit rol oynayabilir.

Özgür Hacıoğlu

Özgür Hacıoğlu: İkisine de bakışımız olumlu yönde… İmkânımız olsa Bilgen’le görüşmek, fikir alış verişinde bulunmak isteriz. Sadece fikirlerinden dolayı biri hapiste, öbürü de yıllarca hapis yattı ama onlar susmadılar, susmuyorlar; destek olmalıyız.

‘HDP’Yİ YALNIZ BIRAKIRSAK, SIRA CHP’YE GELECEK…’

CHP’nin HDP ile reel politikle de çelişmeyecek şekilde daha iyi bir ilişki kurması gerektiğini düşünüyorsunuz. Oradan devam edelim isterseniz.

Ali Tirali: Bir demokrasi için en önemli olan şey oy ve temsildir. Elbette HDP’yi eleştirdiğim konular var ama Türkiye’de bir kesimin temsilcisidir. Ona siyaset alanının bırakılmaması hem demokratik kurumları tahrip edicidir, hem de terörizmin ekmeğine yağ sürmektedir. Biz CHP ve HDP arasında diyaloğun ve işbirliğinin geliştirilmesini isteriz ama bu her şeyden önce siyasi aritmetik meselesidir. Türkiye’de muhalefet blokunun bir oya bile ihtiyacı vardır. Bir oy bile küstürülmemelidir. Bu ittifakın mimarlığını yapacak olanlar da tabii ki tüm bunları düşüneceklerdir…

Özgür Hacıoğlu: HDP’yle bir şekilde ittifak yapılması gerekiyor. Aksi, demokrasiyi reddetmek olur. Tamamen Türkiye Cumhuriyeti anayasasına göre kurulmuş bir parti… Hapse giren HDP’liler de devletin kurumlarından temiz kağıdı alarak aday olmuş kişiler. Burada olay İYİ Parti’nin milliyetçilerini terörize ederek CHP’yi terörle işbirliği halinde göstermek… CHP, HDP’yi kesinlikle yalnız bırakmamalı, çünkü HDP yalnızlığa terk edilirse, peşinden gelecek saldırı CHP’yi açıkta bırakacaktır.

Kemal Büyükyüksel: Şunu da unutmamak lazım, 7 Haziran’da HDP’nin çok başarılı olması sadece iktidarı zayıflatmadı, PKK’yı da zayıflattı. Çünkü sivil siyasette var olabildiklerini gördüler. Yani HDP’nin dışlanması kime yarıyor, onu da sormak lazım. HDP’yi şeytanlaştıracak bir konuma ittiğinizde, onunla diyaloga girebilecek bir muhalefet partisini de töhmet altında bırakıyorsunuz. HDP’yi terörizmle eşleştir, HDP’yle konuşan herkesi terörizmle özdeşleştir. Kolay bir stratejik söylem geliştirebilirsin bununla…

Ali Tirali: Bir de şu iki yüzlülük var. HDP’nin terörizmle ilişkisi sabit görülürse AYM kapatır. Ama bu parti kapatılmıyor. Belediye başkanları suç işlemişlerse YSK kararıyla aday yapılmazlar. Fakat bu partiden birileri başkan, meclis üyesi seçiliyor, ondan sonra bir anda üyelikleri düşürülüyor. Onların bir şekilde kum torbası gibi, vebalı, cüzzamlı gibi sistemin kenarında bulundurulmasından yarar umuluyor. Cumhur İttifakı tabanı bununla konsolide ediliyor.

‘BAZI İYİ PARTİLİLER CUMHUR İTTİFAKI’NDAKİLERDEN FARKSIZ’

Gündemde yeni anayasa tartışması var. CHP, İYİ Parti, SAADET ve HDP’nin birlikte bir taslak hazırladığı söyleniyor. Bu konu İYİ Parti’nin içinde de bir krize neden oldu. Siz ne düşünüyorsunuz?

Ali Tirali: Türkiye’ye çağdaş demokratik bir anayasa lazım. Muhalefet partilerinin bir taslak hazırlaması olumludur. Hatta buna TKP, TİP, DEVA, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve diğerlerinin de girmesi gerekir. Çünkü 61 ve 82 anayasaları, askeri müdahalelerden sonra süngülerin gölgesinde yapılmıştı. Bugün gücünü uzlaşmadan alan geniş katılımlı bir anayasa yapmak gerekir. Bunu İYİ Parti’deki bazı simalar eleştiriyorlar. Fakat bunlar zaten demokratikleşmeyi çok da içine sindiremeyen ve aslında zihniyet olarak Cumhur İttifakı içindekilerden farklı olmayan politikacılardır.

Kemal Büyükyüksel: Anayasa ideolojik değildir, kapsayıcı bir şeydir. Herhangi bir siyasi partinin önerisi alınabilir, bundan doğal bir şey yok. Sadece muhalif gruplarla değil, tüm gruplarla görüşülmeli. Çünkü bu Türkiye’nin anayasası olacak. AK Parti’yle ve MHP’yle de diyalog kurmak gerekir. Böyle olmak zorunda…

DEVA’nın ve Millet İttifakı’nın bileşeni partilerin gençleriyle de görüşüyorsunuz ama bu temaslar sizin için ikincil amaç galiba?

Ali Tirali: Evet, ikincil amaç… DEVA’dan birileriyle görüşen arkadaşlarımız var ama resmi bir ilişkimiz olmadı. DEVA’daki bazı genç siyasetçiler özgürlükler konusunda hakikaten övgüye layık çıkışlar yaptılar. Kendilerince Batı tarzı, liberal merkez siyaseti ortaya koymaya çalışıyorlar. Bu önemli… Onlar da bir toplumsal kesimi temsil ediyorlar. Türkiye’deki demokrasi bloku içinde yerleri olacaktır. Dikkatle izliyoruz.

‘STALİNİSTLERLE YAN YANA GELEMİYORUZ, ÇÜNKÜ…’

Sizi liberallikle itham ettiler hatta CHP’den çok DEVA’ya yakıştıranlar oldu.

Ali Tirali: Bunlar gülünç şeylerdir. Türkiye’de özellikle Marksist sol içinde bir kesim var. Bunların son derece Ortodoks Marksizm algıları var. Kendilerini 30’lu yılların Sovyetler Birliği’nde sanıyorlar. Ve solun tek muteber biçiminin kafalarındaki Stalinist sol olduğunu düşünüyorlar. Biz demokratik sosyalizm yapıyoruz. Biz de neticede Marksist literatürü, daha sonra özellikle II. Enternasyonel çizgisini, 1910’daki 20’lerdeki sosyal demokrat partilerin teşekküllerini ve genel sol çizgiden farklılaşmalarını inceledik. Bizim onlarla paylaştığımız bir sol vizyon yok. Fakat onların Türkiye’deki demokratikleşme ajandası adına bizimle yan yana durmalarını isterdik. Yan yana gelmiyorsak, bu onların sekterlikleridir, dar kafalılıklarıdır.

Özgür Hacıoğlu: İVME, DEVA’dan önce de vardı. DEVA’ya yakın gösterilmemizin sebebi mavi rengi kullanmamız. Sosyal medyada birbirimizi takip etmek, birbirimize belirli konularda mesaj atmak dışında yakınlığımız yok. Bu arada SOL PARTİ’nin (eski ÖDP) rengi de mavidir. Mavi

Ali Tiralı

renk hoşumuza gitti. Bu kadar basit. A Haber tipi düşünce tarzı bizi bu kadar zehirlememeli.

Fakat aranızda tek tük de olsa liberaller var…

Özgür Hacıoğlu: Kendine liberal sol diyen de var, liberal diyen de var, hatta TKP çizgisinde arkadaşımız da var. Ama bunların hepsi oturup tartışırken konuya kendi açılarından açıklık getirmeye çalışıyorlar. Bu da bizim istediğimiz armoniyi yaratıyor. Öbür türlü CHP’nin Gençlik Kolları gibi olurduk.

CHP Gençlik Kolları’ndan farkınız nedir?

Ali Tirali: Öncelikle tüzük gereği Gençlik Kolları 30 yaş altı insanların örgütlendiği bir kurumdur. Bizim içimizde 30 yaşın altında da üstünde de insanlar var. Neticede Gençlik Kolları özerkliği olsa da parti hiyerarşisi içinde bir kurumdur. Biz de ideolojik anlamda yakınız ama parti dışında bir şey yapıyoruz. Onlarla aramızda bir çelişki yoktur. Orada görevli olan birçok kişi de arkadaşımızdır.

‘Z KUŞAĞI GENÇLİĞİ RAP ŞARKILI KLİPLERLE KAZANILMAZ’

Peki Z kuşağı konusu da gündemde… CHP’nin bu kuşağın sorunlarına ve beklentilerine yönelik yeterli çalışması var mı?

Ali Tirali: Gençliği böyle harflere hapsetmemek gerekir. Türkiye’de genel olarak bir gençlik sorunu var. Bunu ne CHP, ne de diğer partiler, ne kadar derinlemesine kavrayabiliyor, bununla ilgili kuşkularım var. Türkiye’de genç işsizliği ve yoksulluğu korkunç düzeyde ve bununla ilgili hiçbir şey yapılmıyor. Anketlerde gençlerin yurtdışında yaşamak istediği görülüyor. İktidara aday bir partinin bu gençleri ülkeye kazandırması gerekiyor ve bu böyle rap şarkılı klipler hazırlayarak olmaz. Bu arada deminki Stalinizm konusuna bir şey daha ekleyeceğim. Stalinizmin solu lekeleyen bir şey olduğunu düşünüyorum. Gulaglarla, korkunç insan hakları ihlalleriyle, Holodomor’la, Kırım Tatar sürgünüyle tarihsel olarak özdeşleşmiş bir anlayıştır Stalinizm. Stalin’i 2020 yılında “halkların babası” gören bir zihniyet günümüz solunu yansıtamaz.

‘Y KUŞAĞI CHP’LİLER DEVLETÇİ MİLLİYETÇİ DEĞİL’

CHP’ye yönelik şöyle bir eleştiri, daha doğrusu bir algı var. CHP’lilerin son tahlilde devletçi, milliyetçi ve Kemalist olduğu, partinin bugün açılımlar ve ittifaklar yapsa da gelecekte aslına rücu edeceği… Siz bana röportajdan önceki sohbetimizde Y kuşağı CHP’lilerin devletçi milliyetçi olduğunu düşünmüyoruz demiştiniz. Buradan devam edelim isterseniz…

Ali Tirali: Bu imaj 2002-2010 arasında CHP’ye yapıştı. Mesela Canan Arıtman diye bir milletvekili vardı. “Abdullah Gül’ün ailesi Ermeni kökenlidir” demişti. Ve ben çok üzülüyorum, bunu dediği için ihraç edilmemişti. Ermeni vatandaşlarımız da Türkiye’nin bütün vatandaşları kadar saygındır. Vatandaşlık etnik kökene değil, bu ülkeye ait olmakla ilgili bir kavramdır. Aslında CHP’nin bu dönemde kendi iç tartışmaları, bu tavrın ötesinde çok daha çoğulcu çabaları da mevcuttu. Ama bunlar çok yetersiz kaldı. Maalesef HDP’lilerin kafasında da CHP’liler hakkında böyle bir ön yargı vardır. Bunları değiştireceğiz demeyeceğim, çünkü çoktan değişmiş olması gerekir.

Kemal Büyükyüksel: Türkiye’de bu kadar uzun süre ayakta kalan parti yok. Dolayısıyla CHP’nin yükünü taşıyan parti de yok. Ama dünyada onunla karşılaştırabileceğimiz örnekler var. Mesela Amerika… Bir zamanlar Demokrat Parti güneyden, beyazlardan oy alırdı. Bugünkü Cumhuriyetçi seçmeni temsil ediyordu. Irkçı ve köleliği savunan fikirleri vardı. Yani bu kadar uzun partiler dönüşürler. Öyle kapanıp yeniden açılmazlar. Her yeni fikir bulmaya çalıştığımızda yeni bir parti açalım! Bu bizim ilerleyemediğimizi gösterir. Biz sürekli parçalanarak yenileniyoruz ama bakıyorsunuz dünyanın en sağlıklı demokrasilerinde partilerin ömrü uzun oluyor.

Kemalist olmayan biri CHP’de yer alabilir mi?

Kemal Büyükyüksel: Niye olmasın? Ayrıca Kemalistten kastınız ne? Onu da size sormak isterim.

Ben sadece soruyorum. Tarif yapamıyorum.

Kemal Büyükyüksel: Altı ok mu? Ne? Yani o kadar yoruma açık ki. Kendilerine Kemalist diyenler Kemalist olmayabilir, demeyenler Kemalist olabilir. CHP’nin bu etiketle tanımlanmasının döneminin geçeceğini tahmin ediyorum. CHP’nin ayakta kalabilmesi kendini yenileyebildiğinin göstergesidir. Yoksa 60’lardaki ve 70’lerdeki dönüşümünü sağlayamazdı.

Ali Tirali: CHP tarihinde en kritik dönemeçlerden biri 1959’da 14. Olağan Kurultay’da ilan edilen ilk hedefler beyannamesidir. Bu aslında CHP’nin çağdaş politik vizyonunu yaratmıştır. Ve ortanın solu açılımına da temel olmuştur. Çoğulcu demokrasi, sosyal adalet, hukukun üstünlüğü, bütün kavramları kendisinde toplar. Daha sonra 60’larda 70’lerde CHP gittikçe sosyal demokrat bir partiye dönüşürken Atatürk ilkeleri dediğimiz şey Türkiye’deki sosyal demokrasinin yerli köklerinden birini oluşturmuştur.

‘CHP HAZIR, ÇÜNKÜ SELİN SAYEK BÖKE’Sİ VAR’

Siz CHP’nin iktidarın ürettiği kültürel gündemlerden çok ekonomi konusunu gündemleştirmesi gerektiğini söylüyorsunuz. AK Parti bakanını değiştirdi ve bugünlerde yeni ekonomik planını açıkladı. Sizce CHP buna cevap verebilecek hazırlıkta mı?

Ali Tirali: CHP saflarında ülkemizin en iyi iktisatçılarından Selin Sayek Böke vardır. Ülkenin bütün sorunlarına bihakkın vakıf ve gerekli çözümleri de sosyal demokrat çizgide sağlayabilecek önemli bir iktisatçıdır. İkinci olarak da sayın Albayrak’ın görevden alınması bir göz boyamadır. Uzun vadede gidişatı etkilemeyecektir. Zira AKP’nin ekonomi vizyonu iflas etmiştir. Türkiye’de yüzde 99 yüzde 1’e bakıyor. Geniş halk kitleleri yoksulken, türedi bir sermaye sınıfı ülkenin nimetlerini ve doğal kaynaklarını insanı isyan ettirecek bir pervasızlıkla tüketiyor. İşte Ünye’deki, Soma’daki, Ermenek’teki direnişler bunu göstermektedir.

Kemal Büyükyüksel: 18 yıllık iktidarın iflasını halka ödetecekler. Çözüm yöntemleri çok eski tip, IMF’den ve Dünya Bankası’ndan da kabul görmüş çıkış yöntemleri… Acı reçete falan biraz eski laflar ve aslında IMF’ye bu kadar karşıyken IMF’nin klasik geleneksel pozisyonunu uygulayarak krizden çıkmaya çalışmaları da çok ironik… Fakat bunu yapsalar bile yatırım için güven ortamı gerekiyor. 2001’de güven kaybı olmuştu, çünkü kurumlar arasındaki çatışma çok yüksek bir noktaya ulaşmıştı. Bugün de güven kaybı var, çünkü kurumlar çöktü…

Selin Sayek Böke’yle samimi bir ilişkiniz var anladığım kadarıyla… CHP’de kendinizi yakın hissettiğiniz başka siyasetçiler de var mı?

Özgür Hacıoğlu: Samimiyetin ötesinde belirli ilkeler üzerinden çalışma yürütmek çok daha gelecek vaat eden bir şey. Halihazırda kuşağımızdan partide önemli görevlerde olan ve birlikte çalıştığımız arkadaşlarımız da var.

‘SURİYELİLERİ HEDEF GÖSTERMEK SOSYALİZM ANLAYIŞIMIZA TERS’

Partide beğenmediğiniz bir şey var mı? Mesela Suriyeliler konusunda parti çevrelerinin tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Özgür Hacıoğlu: “Halkın alamadığı yardımları Suriyeliler aldı” diyerek hedef gösterirsek bir çatışma ortamını sahaya sürmüş oluruz. Bu bizim demokratik sosyalizm anlayışımıza aykırıdır. En son Aykut Erdoğdu’nun tekneyle gezip, “efendim bu tekneler de pahalı değil, sadece 150 bin TL demesi” mesela… O tekne 64 asgari ücrete denk geliyor ve bir kişinin 5.5 yılda kazanması demek… Biz halkı dinleyip arkasından bu görüntüyü paylaşırsak bunda bir çelişki var. Nitekim Erdoğdu bir arkadaşımızla münakaşaya girdi ve tweet’ini silmek zorunda kaldı.

Kemal Büyükyüksel: Sosyal medyada CHP’nin bazı şeylere geç cevap vermesi, pasif kalması ya da bazı konularda AKP’nin peşine takılması eleştiriliyor. Açıkçası bu eleştirilerin haklı bir tarafı olduğunu düşünüyorum. CHP çok eski bir parti, o yüzden yerleşik bir düzeni de var. Anti-sistem bir parti olması çok zor. Yani sistemi eleştirirken tamamen sistemci bir parti pozisyonuna düşmemeleri gerektiğini düşünüyorum.

İVME üyeleri kimlerdir?

Ali Tirali: 1985 doğumlu. İtalyan Lisesi’ni bitirdi, Doğuş Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler okudu, École des hautes études en sciences sociales’de (EHESS) tarih yüksek lisansı yaptı, halen EHESS ve Boğaziçi Üniversitesi’nde Bizans tarihi alanındaki doktorasını sürdürmektedir. Sosyal Demokrasi Vakfı (SODEV) yönetim kurulu üyesidir.

Özgür Hacıoğlu: 1990 doğumlu. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde Konaklama İşletmeciliği okudu. Marmara Üniversitesi’nde Global Pazarlama üzerine yüksek lisans yaptı. Halen İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilimler ve Uluslararası İlişkiler bölümü öğrencisi. 2010’dan beri CHP’nin üyesi.

Kemal Büyükyüksel: 1991 doğumlu. Sabancı Üniversitesi’nde Toplumsal ve Siyasal Bilimler okudu. Central European University’de Siyasal Bilimler üzerine yüksek lisans yaptı. Koç Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler bölümünde doktora yapıyor. Demokrasi, demokratik gerileme, ekonomik eşitsizlikler ve siyasi ideolojiler üzerine yoğunlaşıyor.

Kaynak: DUVAR – Alper Budka

İlginizi çekebilir