David Garrett: Müziğin sınırı yok – Işıl Çalışkan

Keman performansıyla Guinness Rekorlar Kitabı’na girmeyi başaran David Garrett, İstanbul konserine hazırlanıyor. Müzisyen Niccolo Paganini’nin hayatını konu alan ‘The Devil’s Violinist’ filminde başrolü üstlenen ve müziklerini hazırlayan Garrett, “Tüm zamanların en büyük keman sanatçısını canlandırmak büyük bir onurdu. Bir keman sanatçısı olarak yapabileceğim daha büyük bir şey olduğunu sanmıyorum” diyor.

Son dönemin en önemli keman virtüözlerinden David Garrett, sadece klasik müzikle değil “November Rain”, “Nothing Else Matters” gibi rock ve “Viva la vida”, “Hey Jude” gibi dünyaca ünlü pop parçalarına getirdiği farklı yorumlarla milyonlarca hayran edinmeyi başardı. Garrett, 2008 yılında ‘Flight of the Bumblebee’ şarkısını, saniyede 13 nota basarak, 1 dakika 6.56 saniyede çalıp Guinness Rekorlar Kitabı’na adını ‘Dünyanın en hızlı keman çalan insanı’ olarak yazdırdı. Bugüne kadar Hong Kong, Almanya, Meksika, Tayvan, Brezilya, Singapur ve daha birçok ülkede milyonlarca bilet satan müzisyen, 24 altın ve 16 platin plak kazandı.

Niccolo Paganini’nin hayatını anlatan ‘The Devil’s Violinist’ filminde başrolü üstlenen Garrett, oyunculuk planlarının olmadığını ancak bunun kendisi için inanılmaz bir deneyim olduğunu anlatıyor: “Bu projenin bitmesi bir buçuk yılımı aldı ancak buna kesinlikle değdi.”

Müziğin dahi ve hızlı çocuğu, “Unlimited Live” dünya turnesi kapsamında, 75. yılını kutlayan Yapı Kredi’nin ana sponsorluğunda, 21 Eylül akşamı Volkswagen Arena’da sahne alacak. 10 yıllık müzik kariyerini “Unlimited – LIVE” dünya turnesi ile taçlandıran müzisyen, Türkiye’deki ilk crossover konserinde hayranları ile buluşuyor. Müzisyenle konser öncesinde konuştuk. Sözü kendisine bırakalım…

David Garrett

Guinness Rekorlar Kitabı’na “Dünyanın en hızlı keman çalan insanı” olarak adınızı yazdırdınız. Bu ifade sizin için nasıl bir anlam taşıyor?

Bu benim için çok fazla bir şey ifade etmiyor çünkü bu sadece benim keman çalabildiğimin göstergesi. Hoş bir şey ama bir sanatçı olarak olay, müzik çalabilmeniz; olabildiğiniz kadar hızlı olmak değil… Elbette teknik çok önemli ve zorunlu; çalabilir ya da çalamazsın. Nathan Milstein’in ünlü deyişiyle, “Asıl sanat, kendi düzenlemelerinizle ve kompozisyonlarınızla ortaya çıkan harika yorumlar yapmaktır.”

‘BAZEN EN GÜZEL ANLAR YAVAŞ ÇALINDIĞINDADIR’

Kemanda başarı için sadece hız yeterli midir?

Kemanda sadece hız asla yeterli değildir, kabiliyet anahtar olduğunda hızlı çalabilmek önemlidir. Ancak hız, sizin bir sanatçı olarak karar verdiğiniz şeydir ve bazen en güzel anlar müziğin yavaş çalındığı anlardır.

Klasik müzik haricinde pop, rock gibi birçok türde yorumlarınız var. Coverda nelere dikkat ediyorsunuz?

Öncelikle ve en önemlisi şarkıyı ve kompozisyonu sevmem gerekiyor. Sonraki adım yorumlama ve düzenleme üzerinde farklı bir açıya sahip olup olamayacağımı görmek. Son bölüm mutlaka vokalin melodisini takip etmeye gerek olmayan bir keman parçasıyla ortaya çıkmak. Ancak şunu da göz ardı etmemek gerek ki, bazen baş gitarla vokaller arasında gidip melodi fikrini uyarlamakla, kemanda kendi yorumunuz oluşur.

‘HER BİR PARÇA FARKLI BİRER İNSAN GİBİ’

“November Rain”, “Nothing Else Matters”,“Viva la vida”, “Hey Jude”… Repertuarınızda farklı türden parçalara yer veriyorsunuz. Parçaları seçerken kriteriniz ne oluyor?

Ben Julliard’da kompozisyon okudum, bu yüzden takip edilmesi gereken tüm kuralları orada öğrendim. Teknik detaylara girmeden, yıllarca müzik yazarak kazandığınız bir müzikal içgüdüye sahip olmalısınız.Her bölüm, insan gibi farklıdır. Yani her bir parçanın farklı bir karakteri vardır. İyi taraflarına çalışıp kötü olanları örtmeniz gerekir. Benim için bir enstrümantasyon bu şekilde çalışır.

Bir parçada güçlü bir melodiler, güçlü armoniler, hatta güçlü bir ritm olması gerekiyor. Mesela Michael Jackson’ın ‘They Don’t Care About Us’ isimli şarkısı… Bu parçada çarpıcı olan melodi değil, ritmik unsurdur. Her parça melodi, ritm veya uyuma sahip olmalıdır.

‘MÜZİĞİM GİBİ TURNEM DE SINIRSIZ’

Müziğin sizin için bir sınırı var mı?

Bu turneme ‘sınırsız’ adını verdim, dolayısıyla yok (Gülüyor).

Kemanınızla aranızdaki ilişkiyi nasıl anlatırsınız?

Bazen kemanın bana kattığı, bazen benim kemana kattığım güzel bir arkadaşlığımız var.

‘YAPABİLECEĞİM DAHA BÜYÜK BİR ŞEY OLDUĞUNU SANMIYORUM’

Hem müziklerini hazırlayıp hem de başrolü üstlendiğiniz “The Devil’s Violinist” film deneyiminizi nasıl anlatırsınız?

Gerçekten inanılmaz bir deneyimdi. Bu projenin bitmesi bir buçuk yılımı aldı ancak buna kesinlikle değdi. Geriye baktığımda çok gurur duyuyorum. Tüm zamanların en büyük keman sanatçısını canlandırmak büyük bir onurdu. Bir keman sanatçısı olarak yapabileceğim daha büyük bir şey olduğunu sanmıyorum.

‘FİLM MÜZİĞİ KLASİK MÜZİĞİN UZANTISIDIR’

Bu bağlamda filmin müzikler üzerindeki etkisi hakkında neler söylersiniz?

Bence çoğu insan senfonik film müziğinin hala nasıl olduğunun farkında değil. Örnek olarak Hans Zimmer’ın notunu alın. Günün sonunda film müziği, klasik müziğin uzantısıdır. Çok duygusal, çoğu da çok iyi orkestrasyona sahip. Örneğin John Williams’ın “Star Wars” ve “Indiana Jones” filmlerini düşündüğünüzde, bu filmlerin müzikleri film notunu arttıran orkestrasyona sahiptir. Bu müzikler bugünün çağdaş klasik müziğidir ve bu müziklerin çok büyük etkisi olduğunu düşünüyorum.

Oyunculuk adına gelecek planlarınız var mı?

Aslında yok. Benim için bu hayatımdaki tek oyunculuk tecrübesi ve şanstı. Kendimi tekrar kamera önünde görmüyorum, fakat film müzikleri yapmak her zaman istediğim bir şeydir.

‘TURNENİN İLK KONSERİ OLACAK’

Yapı Kredi 75. Yıl Konserleri kapsamındaki İstanbul konseriniz için dinleyiciyi nasıl bir repertuvar bekliyor?

Grubumla turneye çıkıyorum ve bu konser Türkiye’deki ilk konserimiz olacak. Çok heyecanlıyım. Klasik müzikten rock müziğe, pop müzikten film müziklerine uzanan bir repertuvarımız var. Sevdiğim müzikleri çaldığım çok eğlenceli bir gece olacak ve umarım insanlar da ben çalarken heyecanlandığım kadar heyecanlı olacaklar.

‘BOĞAZDA YÜRÜMEK İÇİN SABIRSIZLANIYORUM’

İstanbul deyince aklınıza ilk olarak ne geliyor?

Harika insanlara sahip harika bir şehir olduğunu düşünüyorum ve boğazda yürümek için sabırsızlanıyorum. Bu bir konserden çok bir İstanbul gezisi olacakmış gibi hissettiriyor. Bu da en az turne kadar güzel bir şey benim için!

Türkiye’den takip ettiğiniz müzisyenler var mı?

Türkiye’nin zengin tarihinde harika müzikler olduğunu düşünüyorum; Fuat Güner gibi bazı müzisyenleri biliyorum ama kariyerleri boyunca takip ettiğim belirli müzisyenler yok. Yeni müzikleri keşfetmeyi her zaman çok seviyorum; o yüzden umarım İstanbul’dayken yerel müziği inceleyebilirim.

Kaynak: DUVAR

İlginizi çekebilir