Çivril, Büyük Menderes Nehri için toplandı

Çivril’li çevreciler, Büyük Menderes İnisiyatifi Denizli Bileşeni ile birlikte genelde Işıklı Gölü’nün kirlenmesi, özelde KÜFİ Çayı’nın kirliliği konulu bir toplantı gerçekleştirdi.

Toplantı, 20 Nisan 2019 Cumartesi günü saat 16:00’da Çivril Ziraat Odası toplantı salonunda yapıldı.

Toplantıya, Çivril sivil inisiyatifi üyelerinin yanı sıra, Büyük Menderes İnisiyatifi Denizli Bileşeni, Çivril Belediye Başkanı Niyazi VURAL, Işıklı Gölü’ne yakın mahallelerin muhtarları ve vatandaşlar katıldı.

Oturum rehberlik öğretmeni Erkan ATİLA yönetiminde gerçekleşti.

Erkan ATİLA, açış konuşmasında şunları söyledi:

Şöyle bir şey için buradayız;

Küfi Çayı’nın kirlenmesi ile ilgili sorunlarımız vardı. Bununla ilgili Kaymakamlığımızın, Belediyemizin ve İlçe Tarım Müdürlüğünün çalışmaları oldu. Bizlerin de sivil inisiyatif olarak girişimlerimiz oldu. Ancak, çevre konularıyla ilgili çok deneyimli olan “BÜYÜK MENDERES İNİSİYATİFİ Denizli Bileşeni” adı altında Büyük Menderes Nehrinin her alanında çalışmalar yapan, örnekler alan ve kirlenmeyi adeta adım adım takip eden arkadaşlardan yardım istedik.

Bu ekiple saha gezisi yaptık. Kirlenmenin nedenini bulma düşüncesiyle önce temiz suyu bulma arayışına girdik. Araştırmalarımızda Sandıklı dahil temiz suyu bulamadık. Giderek kirlenen bir suyumuz olduğunu tespit ettik. Saha çalışmalarında çok çeşitli ölçümler yapıldı. Sonuçları çıkınca bunları kamuoyuyla paylaşacağız.

Bu araştırmalarda 4. Derece canlılık tespit ettiler. “Nedir 4. Derece canlılık?” sorusunun yanıtı ise oldukça düşündürücü. 4. Derecede canlılık; “Yaşam belirtisinin olmaması” anlamına geliyormuş.

KÜFİ’DEN SUYUN GELMEMESİ BİZİ KORUMUŞ

Bizler yıllardır Küfi’den suyun gelmemesinden kaygı duyarız. Çünkü gölümüzü besleyen önemli bir kaynak Küfi. Ancak suyun gelmemesi, özellikle Sandıklı bölgesindeki kirlenmenin göle gelmemesi anlamına geliyor ki, bu durum bizi çevre sağlığı olarak korumuş.

Bu konuyla ilgili tüm muhtarlarımızı, sivil toplum örgütlerini, belediye başkanımızı ve tüm siyasi partilerimizi bilgilendirdik ve duyarlılığa davet ettik. Temel amacımız, bu konunun sadece çevre olarak kalmaması, siyasallaştırılmaması.

Hepimizin ortak konusunun Çivril ve Çivril’in çevre konusuna duyarlılık  olduğunu düşünüyorum.

 “BÜYÜK MENDERES İNİSİYATİFİ Denizli Bileşeni” dönem sözcüsü Ahmet ERGUN, ve Kimya Mühendisi Nadi ÇELİK başta olmak üzere konuklarımızı düşüncelerini bizimle paylaşmaya davet ediyorum.

Ahmet ERGUN: Öncelikle Çivril’den arkadaşlarımızın yaklaşık 2-3 aydır Çivril’deki Küfi Çayının kirliliği, Işıklı Gölü ve Adıgüzel Barajındaki kirliliklerle ilgili yapmış oldukları çalışmaları takdir ediyor, kendilerini kutluyorum. Çünkü en büyük sorunumuz, içinde yaşadığımız coğrafyanın sorunlarını, bu sorunların önemini anlayamamaktır. Arkadaşlarımız duyarlılıklarıyla bunu anlamış ve çalışmalara başlamışlar.

Çivril’de yaşıyoruz. Çivril’in  sorunu büyük. Kirlilik var. Canlıların ölümleri söz konusu. Suyun giderek ağır koku alması söz konusu. Hatta suda ağır metallerin olduğunu da düşünebiliriz. Ama olayı sadece Çivril olarak değil, Büyük Menderes Havzası olarak ele almak gerekiyor.

Bir bilim insanı diyor ki; Büyük Menderes 580 kilometre kat ediyor. 7000 yıllık uygarlığın alanı olan Büyük Menderes’de 2019 yılına geldik. 580 kilometrelik Büyük Menderes Havzasında temiz alan olarak göstereceğimiz bir yer maalesef yok.

Büyük Menderes İnisiyatifi olarak bizler yaklaşık 7-8 aydan beri Büyük Menderes havzasındaki belirli çevre sorunlarını, ekolojik anlamda ortaya çıkmış olan yaşamsal sorunları ele alıp kamuoyuyla paylaşıyoruz. Bizim esas misyonumuz, yaşanan yerlerdeki sorunları konuşarak, tartışarak, belgeleyerek, bunları insanların duyarlılık noktasında ön plana getirebilmek, resmi anlamda belediyelerden, Bakanlıklardan duyarlılıkları ortaya çıkarmak için çaba sarf etmektir.

Erkan ATİLA: Bu konularla ilgili alan gezisi yaptığımızda köylülerimizden şunları dinledik; “Hayvanlarımız, sulardan bazı kokuları alıyorlar ve onları içmek yerine, sudan uzaklaşıyorlar. Hayvanlarımız düşük yapıyorlar. Döllenme konusunda daha fazla sıkıntı yaşamaya başladılar. Küçükbaş hayvanlarda ölümler fazlalaşmaya başladı.”

Sandıklı bölgesindeki kirliliği görünce, bunun kısa sürede bu tarafa taşınacağını biliyoruz.

Daha sonra salondakiler görüşlerini belirtmeye başladılar.

Mustafa ASLAN (Gökgöl Muhtarı): Mahallemize 10-15 metre mesafede alabalık tesisleri var. Bunların  kokuları artık mahallemizi rahatsız etmeye başladı. 5-10 sene önce pırıl pırıl olan suyumuzun kirliliği, gözle görülür hale geldi. Bunun nedeninin alabalık tesisleri olduğunu düşünüyoruz.

 

 

 

 

Turgay ÜNAL (Doktor): Büyük Menderes, iktisadi olarak bu bölge için çok önemli. Eğer burada duyarsızlık gösterirsek, bunun acısı gelecekte ekonomik olarak bizlere veya bizden sonrakilere yansıyacaktır.

Bu bölgede temiz yer olmadığı belirtildi. Aslında temiz bir alan var. Işıklı Akgöz mevkii. Bu bölgede asla turistik bir tesis yapılmamalı. Yapılacaksa da bir sınır, bir mesafe konulmalıdır.

Akgöz’ün biraz ilerisindeki balık çiftliği de gölü ne kadar kirletiyor? Bunun da araştırılması gerekiyor. Bir konumum da  İlçe hıfzısıhha kurulunda bir üye. 6 adet yerleşim yerimiz var. Irgıllı, Karabedirler, Gürpınar, Özdemirci, Çıtak, Kıralan başta olmak kaydıyla. Kanalizasyonları var. Ama arıtma tesisleri yok. Bunlar da önemli konular.

Gökhan ÖZEN (Veteriner): “Tıp hekimliği insanlar içindir. Veteriner hekimlik ise insanlık içindir” denir.

Ülkemizde kesilen hayvanlarda hiçbir kimyasal kontrol yapılmıyor. Antibiyotik vs. ilaç kullanımı gibi.. En güvenilir diyebileceğimiz firmalar dahil bunun bir denetimi yok. Köylülerimiz ne yapıyor? Örneklersek;

Bir inek hasta oldu. Gittik, tedavi için çaba sarf ettik. İlaç kullandık. Ama hayvan iyileşmedi. Ne oluyor biliyor musunuz? Bu hayvan kesiliyor ve sofralarımıza geliyor. Bu acı bir şey. İşin içine kimyasallar girdiği zaman sorun daha da ağırlaşıyor. Sadece antibiyotik değil. Ağır metallerde içeren et de tüketiyoruz.

Sakatat tüketmeyenin olduğunu düşünmüyorum. Kimyasallar öncelikle sakatatlarda yoğunlaşıyor. Bunlar pişmeyle de giderilemiyor.

Antibiyotiklerin tehlikesinden söz ediyoruz ama işin içine ağır metaller de girdi. Bu temizlenmezse; yani suyumuz temizlenmezse, bitkiye geçen ağır metal, hayvanın onu yemesiyle hayvana geçecek. Bizler de onu yiyerek insana geçecek.

Bu örnekler bile olayın ciddiyetini bizlere göstermesi açısından önemli.

Mehmet GÜNDOĞDU: Ben Yuvaköy muhtarı ve aynı zamanda Ziraat Odası Meclis Başkanıyım. Köyümün içerisinden Bakırlı Çayı geçiyor. Köyümüzün atıkları maalesef bu çayın içerisine atılıyor. Bunlar da hem koku yapıyor, hem de çayın aktığı dönemlerde bu sular Işıklı Gölüne dökülüyor. Bu nedenle hem köyümüzün ve hem de Işıklı Gölümüzün kirlenmesine neden oluyor. Bu konunun bir an önce gündeme alınarak, çayın kenarı (özellikle köyün içerisi) hiçbir şekilde giriş olamayacak şekilde engellenmelidir.

Nuran ŞAFAK (Denizli Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi): Çivril’de 5 yıldır Özdemirci, Emirhisar, Haydan, Gürpınar, Irgıllı, Kıralan ve Çıtak’ta kanalizasyon yapıldı. Ama bu mahallelerin hiç birisine arıtma tesisi yapılmadı. Sadece Beydilli’de paket arıtma tesisi yapıldı. Paket arıtma tesisi; “atıkların belirli bir yerlerde toplandığı yer” demektir. Toplanan bu atıklar, merkez arıtma tesisine getiriliyor. Geçtiğimiz hafta Özdemirci Mahallemize gittik. Mahalle sakinlerinden gelen şikayetler üzerine gittik. Mahallenin ortasındaki kanalizasyon borusunun atıkları meydana akıyor. Bu boru, Özdemirci Mahallesinin ortasından geçen bir derede. Borunun çevresinde de hayvanlar otlatılmaktadır. Sonra bu hayvanlar ve hayvansal ürünler de bizlerin sofralarına gelmektedir. Böylece hayvanlardan sonra bizler de zehirlenmiş olmaktayız.

Bu tür aksaklıklar en kısa sürede giderilir diye düşünüyorum. Elbette birlikte çalışmalarımızla bunu sağlayacağımızı düşünüyorum.

Uğur BAYRAM (CHP İlçe Başkanı ve Çivril Ağaçlandırma-Çevre ve Doğayı Koruma Derneği Başkanı): Sorun varsa, bu sorunu çözmenin yolu, yetkili insanların bu sorun üzerine ciddi bir şekilde eğilmeleridir.

Çivril’de fütursuzca zirai ilaçlama yapılmaktadır. Işıklı Gölümüzde de bilinçsiz avlanma var. Her bir avcı en az 10 kutu mermi harcıyor gölde. Atılan mermiler ağır metal olarak gölümüzde kalıyor. Bu konularda görev elbette öncelikle çiftçilerimize, avcılarımıza düşüyor ama asıl görev, resmi yetkililerimize, yani ilçe tarım müdürlüğümüze ve avcılarımızı denetleyen yetkililerimize düşüyor. 

Niyazi VURAL (Çivril Belediye Başkanı): Değerli katılımcılar, bu toplantımızın hayırlara vesile olmasını dilerim. Öncelikle, konuyla ilgili sunumunuzdaki başarı, konu üzerinde ciddi olarak çalışmanızın bir ürünü olduğunu belirtmek isterim.

Bizler bu işlerin neresindeyiz? Hangi konularda müdahale edebiliriz? Bu çalışmalarımızı yapacağız. Birçok mahallemizde DESKİ marifetiyle alt yapı çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. Bunları da inşallah en kısa sürede tamamlayacağız.

Bu bölgelerde doğal arıtma tesisleri de oluşturabiliriz diye düşünüyorum.

Biz bu konuda ne yapabiliriz? diye Sandıklı Belediyesi ile, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ile ve değişik kurumlarla temasa geçtik. Buralardaki kirlilik, sadece bu yörede yaşayan insanları etkilemeyecek. Örneğin Karabedirler’deki vatandaşlarımızı da etkileyecektir.

Konunun siyaseten ulaşacağı yerler varsa bizler de meclis üyesi arkadaşlarımızla, muhtarlarımızla bu çalışmaları yaparız. Sandıklı bölgesindeki termal tesisler arttıkça sularımızdaki metal yoğunluk da artacaktır. Bu konuda galiba bu tesislerin arıtma yapmaları gerekiyor.

Biz, sizlerden gelen sinyallerle devletin kurumlarını harekete geçireceğiz. İnşallah bu sorunlarımıza da çözümler bulabileceğiz. Böyle bir toplantı organize etmenizden dolayı sivil inisiyatif olarak sizlere teşekkür ederim. Bizler üzerimize düşenleri inşallah fazlasıyla yerine getiririz. Alınan kararlara da uyarız. Bu memleket, bu topraklar hepimizin.

Arıtma tesisi ile ilgili konu hakikaten doğru. Haklısınız. Biz de bu konuda bastıracağız. Benim Küfi konusunda söylemek istediğim şuydu; Burada belli bölgelerde çalışma yapıp, filtre görevi yapacak bitki örtüsünü buralara dikebiliriz diye düşünüyorum…

SONUÇ:

Konuşmaların ardından, BÜYÜK MENDERES İNİSİYATİFİ Denizli Bileşeni dönem sözcüsü Ahmet ERGUN söz alarak adeta karar niteliğindeki konuşmasını gerçekleştirdi;

“Sivil inisiyatif olarak bundan sonra her türlü desteği vermeye hazırız. Bu toplantının ardından 4 önerimiz oluştu.

Küfi çayı ile ilgili çalışmalar resmen başladı. Önerilerimizi şöyle sıralayabiliriz;

1- Çalışmalarda alınan numunelerin, ölçümlerin sonucunu üniversiteden beklemek ve takip etmek işimiz olacak.

Kirlilik noktalarının ana nedenlerini öğrenecek şekilde takip edeceğiz.

2- Arıtması olmayan beldelerin hepsine arıtma tesisi yapılması.

Denilebilir ki, çok maliyetli. Doğru olabilir. Ama hiçbir şey insandan değerli değildir. O nedenle arıtma tesisi olmayan yerler için gerekli girişimlerimizi ivedilikle yerine getireceğiz.

3- Sandıklı’dan gelen termal atıkların Küfi Çayına atılmaması ve bunların arıtılması konusunda yetkili olan mercilere toplumsal baskı yapılması.

Sandıklı Belediyesi veya arkasında kimler varsa bunların tespiti ve tek tek gerekli girişimlerin yapılması.

4- En önemlisi de bu. Küfi Çayını konuşuyoruz ama, Çivril’i Çivril yapan Işıklı Gölü ve Adıgüzel Barajı.

Önerim, Işıklı ve Adıgüzel Barajı konulu bilimsel konferans düzenleyelim Çivril’de. Kimlerden destek alacaksak, onlarla birlikte konferans düzenleyelim.

Böylece yol haritamızı belirlemiş oluruz…

Toplantı, bu önerilerin sonunda tamamlandı. Böylece Çivril’de ilk defa çevre konulu geniş kapsamlı bir toplantı gerçekleştirilmiş oldu…

İlginizi çekebilir