Demiri tavında dövmek-Ertuğrul Kürkçü

Tayyip Erdoğan, 23 Haziran’daki İstanbul yerel seçim yenilgisini gazete ilanlarıya kutlamış (!): “Milli irade bir kez daha tecelli etmiş, sağlam temellere oturan demokrasimiz yine kazanmıştır.” İlanların yayınlandığı gün Türkiye’ye ayak basan bir yabancı, bu gazetelere göz atsa, “Türkiye lunapark gibi bir yermiş” diye düşünürdü ister istemez: “Galiba Cumhurbaşkanı İBB Başkanı olmuş!” Bu ilanlar, devletin topluma

Kapı eşiğinde çıkarılan ayakkabılar… Murat Sevinç

Sınıfsal ayrımlar ve bu ayrımlar üzerine inşa edilen duygu ve düşünceler, eşit yurttaşlık mücadelesinin önündeki en büyük engel. Küçümsenen insan, küçümseyeni anlamaya da, sevmeye de çaba harcamaz. Haklıdır da! Haftalar önce, büyük şehrin kenar mahallelerinde yoksul bir yaşam süren ve kendilerini genellikle ‘dindar’ sıfatıyla tanımlayan yurttaş kesiminin hâl ve tavırlarının, siyasi eğilimlerinin, günlük yaşam pratiklerinin

Kürtler, Türkleri anladı da Türkler, Kürtleri anladı mı?

31 Mart ve 23 Haziran seçimleri tarihsel Kürt-Türk ittifakının güncellenmiş daha somut bir parametresini oluştururken Kürt cephesinde, “Kürtler, Türkleri anladı da… Peki, Türkler, Kürtleri anladı mı?” sorusu yanıtını arıyor. Oktay Candemir* 31 Mart ve 23 Haziran İstanbul seçimleri Türkler ve Kürtler arasında yeni bir ittifakın kapısını aralar mı? Malazgirt, Çaldıran ve Kurtuluş Savaşı gibi tarihi

23 Haziran üzerine üfürizmalar – Aydın Selcen

Kürtler bir seçeneğe değil, bir olanağa destek verdi. Üçüncü yol denilen işte o olanaktır: Ülkemizin yerinden ve katılımcı bir demokrasiyle, AB standartlarında etkin biçimde yönetilmesi olanağı. Üçüncü yol olanağını olur kılmanın biricik yolu, yeni anayasa. Yahut mini anayasa. Masadaki “Kürt lokması”(*)  boğazlarda kaldı, sahanın ortasındaki “Kürt kayası”(*) yerli yerinde duruyor. Benden “adam yolcu mu üstat?”

AKP’nin İstanbul kalesi düştü: Artık baş aşağı gidiyorlar!

“Bu seçimi Tayyip Erdoğan kaybetmiştir. 25 yıl önce Belediye Başkanlığını kazanarak iktidar yürüyüşünü başlattığı İstanbul şehrinde yenilgiye uğramıştır. Kendi deyişiyle, ‘İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanır’. Ya da mefhumu muhalifiyle, ‘İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder’.” HALİT ELÇİ Dün yapılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi, demokrasi güçlerinin ve AKP-MHP faşist bloğunun karşıtlarının zaferiyle sonuçlandı. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve

Üçüncü Yol’a revan olmak – Nejat Uğraş

Seçim sonuçlandı. Resmi olmayan sonuçlara göre İmamoğlu kazandı ve aradaki fark bir hayli fazla. İmamoğlu’nun kazanması Türkiye siyasetinin fay hatlarında önemli kırılmalara ve sarsıntılara neden olacaktır. Ve hem kaybedenin hem kazananın Kürtlerin aleyhinde/lehinde açıklamalar, analizler, değerlendirmeler yapacağı/yapılacağı kesin gibi. Kürdün kendisinin bile inanamadığı kadar önemsenen ve “yüksek stratejik oy” derecesinde kıymetlenen tarihsel bir sapakta kimlerin

Gezi Davası: Bu bir ‘eşeğin gölgesi davası’dır

Gezi Davası, bir başka yandan bakıldığında bütün olağanlıkların olağan dışı hale getirilmeye çalışılması bağlamında bir eşeğin gölgesi davasıdır: Mısır’a seyahat etmek suç, herhangi bir başka ülkenin sivil toplum lideri ile aynı dönemlerde Mısır’da bulunmak da suç, telefon ile konuşmak suç, yardım toplamak suç, toplantı yapmak suç, aynı GSM servisinden hizmet almak suç, aynı lokantada yemek

Tek kişinin mutlu olduğu sistem çöktü – Ali Duran Topuz

Bugün aynı zamanda “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”nin birinci yıl dönümü. Bir yılda gelinen yer neresi? Ülkede mutlu tek kişi var, üstelik bu kişi ne sistemin iki mimarı Erdoğan ve Bahçeli ne de sistemle bir bağı olan bir başka isim. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi bir yaşında. Adı böyle uzun yazılıyor ama aslında “başkanlık” sistemi diye okumak gerekiyor. Her

Çin’in çıkmazı ve ticaret savaşları – Reza Behjati

Ticaret savaşlarının küresel ticareti ciddi tehditlerle karşı karşıya getirdiği bir dönemde Çin’in üstesinde gelmesi gereken daha önemli sorunları olduğu ortaya çıkmıştır. Bu ciddi sorunlara yakından göz atarsanız Trump’ın Çin hakkında ilginç ve bir o kadar tutarsız tweet’lerinin bunların gölgesinde kaldığını hemen anlarsınız. Ticaret savaşlarının bu tehlikenin yanında çok daha önemsiz kaldığından söz etmek istiyorum. Olsa

4. Sanayi Devrimi, yapay zekâ ve kapitalist işleyiş – Yiğit Yirmibeş

“Dördüncü sanayi devrimi ise [öncekilerden] temelde farklıdır. Fiziksel, dijital ve biyolojik dünyaları birleştiren, tüm disiplinleri, ekonomileri ve endüstrileri etkileyen ve hatta insan olmanın ne demek olduğu hakkında var olan fikirleri etkileyen bir dizi yeni teknoloji ile bütünleşmiştir.” YİĞİT YİRMİBEŞ Yaşayan Marksizm dergisinin son sayısında Mahir Sayın imzalı Kapitalizm ve Kriz başlıklı bir yazı yayınlandı. Yazı