Otoriter konsolidasyonun kapısı aralandı – Ümit Akçay

2020 TÜRKİYE’SİNİN MUHTEMEL MANZARASI Otoriter konsolidasyonun kapısı aralandı 10.12.2019 İç içe girmiş krizlerle girmiştik 2019’a. Birikim rejimi krizi ve devlet krizinden oluşan yapısal kriz 2020’de yeni bir evreye geçiyor. 2020-2023 arası dönem için bir otoriter konsolidasyon ihtimali belirmiş durumda. Bu yeni evreye yakın plan… Gilbert Garcin, “Le Visionnaire / Vizyoner” Bu yazı ile içinden geçmekte

Muhalefet Askeri Harcamaları Tartışmak Zorunda – Bülent Danışoğlu

Muhalefet yoksulluğu ortadan kaldırmak, işsizliği azaltmak gibi hedeflere ulaşmak için askeri harcamalarla ilgili yeni politikalar belirlemek zorundadır. Devlet Bahçeli 29 Kasım günü skandal niteliğinde bir demeç verdi. Aradan geçen günlerde muhalefetten bir tepki veya bir yanıt gelmedi. Oysa, üzerinde durulmasını hak eden önemli bir konuşmaydı. Çok sayıda rakam verildiği dikkate alınınca rastgele sözler olmadığı, üzerinde

İnsanlık suçları kıyamete kalmasın – Ertuğrul Kürkçü

Ankara’dan sevk ve idare edilen işgalcilerin dört gün önce Halep’in kuzeyindeki Til Rifat kasabasına açtıkları top ateşiyle, UNICEF’in açıklamasına göre, “hepsi 15 yaşından küçük 8 çocuk öldürüldü.”Bu katliamla birlikte “yalnızca son dört hafta içinde Suriye’nin kuzeyinde öldürülen çocuk sayısı 34’e vardı.” Ne var ki, katliamın hemen ardından NATO zirvesi için Londra’da bir araya gelen üye

Bak şu bebelerin güzelliğine – Ali Ergin Demirhan

O sekiz çocuk, haksız bir savaş yürütenlerin karşısında haklı bir savaş verenlerin kontrolündeki topraklarda doğdukları için hedef oldular Haklı ve haksız savaşlar vardır ama masum ve steril bir savaş yoktur. Savaşan bütün taraflar kan döker ve bu kan sadece ölmek ve öldürmek üzere gönüllü ya da zorunlu olarak karşı cephede yer alan savaşçıların kanı değildir.

Sizi nasıl boğuyorlar, farkında mısınız? – Mehveş Evin

Sansür ve yasakçılığın binbir türü Türkiye’de öylesine derin, yaygın ve sistematik hale geldi ki birçoğundan haberdar bile olamıyor, vehametin farkına varamıyoruz. Her kim bir halkın özgürlüğünü elinden almak isterse önce ifade özgürlüğünü bastırmakla başlar, demiş Benjamin Franklin (Silence Dogood, The Busy Body, İlk Yazılar). Cumhurbaşkanına hakaretten kitap yasaklamaya, gazetecilerin tutuklanmasından tiyatro oyunlarını yasaklamaya, sosyal medya

Kürtlere bir ‘örgütlü kötülük’ hikâyesi! – Celal Başlangıç

Kürtün dirisine özgürlük, hukuk, adalet, cezaevinde tedavi olma hakkı; ölüsüne de tabut, cenaze arabası, dini vecibeleri yerine getirecek imam, mezarını kazacak kepçe, taziye evi yok. Emine Aslan Aydoğan 65 yaşındaydı. HDP Kadın Meclisi üyesi olarak yaptığı çalışmalardan dolayı tutuklanmıştı. 8 yıl 7 ay hapis cezası almıştı ve 18 aydır Urfa T Tipi Kapalı Cezaevi’nde yatıyordu.

Türk sorunu değil Kürt sorunu – Mücahit Bilici

Türk sorunu mu yoksa Kürt sorunu mu? Retorik bir kullanım ile Türklük hegemonyasına dikkat çekme amaçlı iyi niyetli kullanımlar bile yol açtıkları sorunların yeterince farkında değiller. Türk sorunu demek bir karambol hamlesi olabildiği gibi çözüm açısından da kötü bir tercihtir. Sormak lazım: Niye problemi büyütüyorsunuz? Daha bir çözülemesin diye mi? Durumdan şikayetçi olan kim ise

Ulusal dil… Fadıl Öztürk

Mesela onların yazılarında tek bir sözcük de olsa ‘vatanın bölünmez bütünlüğü’ için ‘Kürt’ geçmez. Diyarbakır’ı yazsalar da bu böyle, Van’ı yazsalar da bu böyle, Kars’ı yazsalar da böyle. Dışarıda dünya cadıları Kürtlerin başına durmadan bela örerken, Kürtler o belaları ilmik ilmik, direniş direniş sökmeye çalışıyorlar. Kolay olmuyor ama iş başa düşünce, oluyor işte… Ya içeride?..

Amerikalılar neden ayaklanmıyor? –

Amerikalıların politik pasifliği, kültürünün tuhaf bir kazası değil, halkın kafasını karıştıran, dikkatini dağıtan ve güçsüzlüğüne ikna eden ekonomik, politik ve medya ağının kasti bir ürünüdür. Medea BENJAMIN Nicolas J. S. DAVIES Code Pink Dünyanın dört bir yanındaki ülkelerde art arda patlak veren protesto dalgaları şu soruyu sordurtuyor: Amerikalılar neden komşularımız gibi barışçıl protesto gösterilerle ayağa

Kitle siyaseti: Protesto sokağa düştüğünde – Ahmet Murat Aytaç

Gelişen protestoların adaletsizliğe ve zorbalığa karşı, ortak bir gündem ekseninde bütünleşmese bile, en azından anlamlı ve işlevsel bir dayanışmaya girebileceği günlerden henüz uzağız. Mevcut kalkışmaların neye itiraz ettiği belli olsa da, ne istediği ve nasıl elde edeceği çok net değil. Bu yüzden bazılarınca bu protestolar, çaresizlik ve ıstırabın kontrolden çıkardığı mahkumlarca yapılan hapishane isyanlarına benzetiliyor.