HALUK YURTSEVER’E MEKTUP – Gültekin Akarca

Merhaba hocam; Yazınızın üzerinde henüz çalışma fırsatı bulabildim. Alıntıların bağlamlarına falan bakayım derken biraz zaman aldı. İlk elden söyleyeyim metnin içeriği benim için sürpriz oldu. Bu tarz önermelerle daha önce de karşılaşmıştım ancak gerek bu yaklaşım tarzının sizde karşılık bulması, gerekse bunu taşıdığınız düzey oldukça şaşırtıcıydı. Bunlar benim duygu durumum. Elbet çok bir önemi yok.

TÜRKİYE EKONOMİSİ KRİZİN İKİNCİ FAZINDA (III) Krizlerin nedeni finansallaşma mıdır? – Mustafa Durmuş

Günümüzde kapitalist krizlerin nedenlerini analiz ederken çok az sayıda iktisatçının Marx’ın Kapital’ine başvurduklarını vurgulamak gerekiyor. Ancak Marx’ın kapitalist krizleri açıklarken başvurduğu ‘azalan kâr oranları eğilimi yasası’nı görmezden gelenler, sanıldığı gibi, sadece ana akım iktisatçılar değil. A. Shaikh (1), M. Roberts ve G. Carchedi (2) gibi istisnalar dışında, C. Lapavitsas gibi kendilerini Neo-Marksist olarak niteleyen çok

YENİDEN HAYKIRABİLMEK: “YERİMİZ MUTFAK DEĞİL, DÜNYA!”[1]

YENİDEN HAYKIRABİLMEK: “YERİMİZ MUTFAK DEĞİL, DÜNYA!”[1] “Geçmişin geçmiş olması için, zamanın geçmesi yetmez.”[2] Çok canımız yanmıştı… Gencecik bir kız… Üniversite öğrencisi üstelik… Gazetelerdeki, ekranlardaki o ışıl ışıl gözleriyle gülümsüyor bizlere. Hayat dolu, umut dolu. Güpegündüz, okul çıkışı bindiği minibüs şoförü tarafından kaçırılmış, tecavüze uğramış, öldürülmüştü. Hatırlayın, kıyametler koptu. Ülkenin dört bir yanında binlerce kadın sokaklara

Sarayköy’lüler JES’in yapılmaması için direnişte!

Denizli ili Sarayköy ilçesi Döşeme Mevkii’nde yapılmasını planlanan ‘Tekkehamam Jeotermal Enerji Santrali” Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinin parçası olan halk bilgilendirme toplantısını köylüler yaptırmadı. Köylüler yaşam alanlarına, topraklarına, çocuklarına ve geleceklerine sahip çıktıklarını zehir saçan Jeotermal Enerji Santralleri’ni (JES) istemediklerini haykırdılar. ‘Tekkehamam Jeotermal Enerji Santrali’ne karşı yöre halkı, Sarayköylüler, Menderes Havza İnisyatafi ve birçok demokratik kitle

TÜRKİYE EKONOMİSİ KRİZİN İKİNCİ FAZINDA (II) İktisat teorileri krizi nasıl açıklıyor? Mustafa Durmuş

Her ne kadar siyasal iktidarın sözcüleri ekonomik bir krizin varlığını kabul etmeseler de, “yeni dengelenme süreci” gibi lastikli sözcükler kullansalar ya da “helva yapma zamanı” gibi ekonomide zorlukların aşıldığını ima eden tasvirler yapsalar da gerçek çok farklı. Ülke ekonomisi zorda. Bu zorluk insanlarımıza, emeğinden başta satacak ve geçimini sağlayabilecek bir şeyi olmayan işçi sınıfına, işsizlere,

TÜRKİYE EKONOMİSİ KRİZİN İKİNCİ FAZINDA (I) – Mustafa Durmuş

Bu hafta TÜİK tarafından açıklanan büyüme verileri Türkiye ekonomisinin bu yılın üçüncü çeyreğinden itibaren krizin ikinci fazına, yani resesyon sürecine girdiğini gösteriyor. Dahası uluslararası raporlara göre 2019 yılı Türkiye ekonomisi için resesyonun derinleştiği yıl olacak. Bu yılın Ağustos ayında krizin ilk fazı olan finansal krizin belirtileri kendini göstermişti. Milli gelirin yüzde 52’sine kadar yükselen dış

“İLKİNDE TRAJEDİ, İKİNCİSİNDE KOMEDİ OLUR…” (II)Kredi kurumasına karşı menkul kıymetleştirme çözüm olacak mı? – Mustafa Durmuş

KREDİLER AZALDI Kredi kapitalist üretim ve ticaretin dişlilerini yağlayan bir yağ gibidir. Ancak kâr azalmaya başladığında, artık kredinin adı ‘geri ödenemez hale gelmiş borç’tur. Yani artık borca dönüşen kredi sistemin dişlilerini yağlamaz, üretim ve ticaretin durma noktasına gelmesine ve iflaslara neden olur. Türkiye’de Ağustos ayından bu yana kredilerde bir düşüş yaşanıyor. Bunu piyasanın içinde olanlar

“İLKİNDE TRAJEDİ, İKİNCİSİNDE KOMEDİ OLUR…” (I) – Mustafa Durmuş

Sizce yaşamakta olduğumuz ekonomik krizden iktidar bloku ders çıkartmış mıdır? Buna uygun olarak son 15 yıldır izlenmekte olan sermaye/servet birikim modeli ve ekonomi politikalarından vaz geçilir mi? Sanmıyorum. Öncelikle inkâr politikaları ekonomi alanında da işliyor ve krizin varlığı inkâr ediliyor. İkincisi şu ana kadar izlenen strateji ve politikalar en azından iktidar blokunun siyasal temsilcilerini ve

Kriz ve Sağlık-4: Krizden sağlık emekçileri de payını alıyor, tüm emekçiler gibi… – Mehmet Zencir

Kriz sağlık emekçilerini işsiz bırakıyor, ücretlerini düşürüyor, iş yoğunluğunu artırıyor, erken emekliye ayrılmak zorunda bırakıyor… Dahası sağlıkta şiddeti körüklüyor… Yaşanan kriz dönemlerinde sağlık harcamalarında azalma (hem kamu hem de aile bütçelerinde) sağlık kurumlarında ciddi zorluklara yol açmıştır. Bu zorluklar sıklıkla tıbbi malzeme ve ilaç kısıntıları şeklinde ele alınmıştır. Bununla birlikte sağlık emek gücü üzerinden yapılan

Yurttaşı nasıl bilirsiniz?- Fikret Başkaya

Türkçedeki ‘yurttaş’ Fransızca citoyen’in çevirisi sayılabilir ama pek öyle değil. Büyük Türkçe Sözlükte yurttaş: “Yurtları veya duyguları aynı olanlardan biri” olarak tanımlanıyor. Oysa, Fransızcadaki citoyen, “Sitedeki yaşama kendi isteği, kendi arzusuyla katılan birey” anlamına geliyor ki, oradaki site de devlettir. Diğer yurttaşlarla birlikte kanunlar yapan, seçen ve duruma göre seçilendir. Eğer kanun yapansa, yaptığı kanunlara