BREXIT, KÜRESELLEŞME VE ROSA LUXEMBURG’UN ÖNGÖRÜSÜ – Mustafa Durmuş

İngiltere’de muhafazakâr May Hükümetinin Brexit ile ilgili, Avrupa Birliği (AB) ile uzlaşarak parlamentoya getirdiği anlaşma ezici bir çoğunlukla reddedildi. Bu oylamada iktidar partisinin milletvekillerinin yarıya yakın kısmı da muhalefet ile birlikte “hayır” oyu kullandı. Bu gelişme bir politik krize neden olmadı, zira ardından yapılan güven oylamasında (çok dar bir çoğunlukla da) olsa May Hükümeti güvenoyu

Prof.Dr.Nejla Kurul: ‘Sözün yerini şiddet aldı’

Türkiye’de siyaset, bilim, sanat ve siyasete yönelen baskılar karşısında tepkilerini dile getiren Metin Akpınar, Müjdat Gezen, HDP ve CHP’den milletvekilleri, akademisyenler, gazeteciler, öğrenciler, hukukçular gözaltına alınıyor, bir kısmı tutuklanıyor. Siyasal iktidar her toplumsal eleştiriye şiddet vaat ederken, bunun toplumsal alana yansımaları da büyük oluyor Ailede, okulda, sokakta kısaca hayatın her alanında şiddet artıyor ve sıradanlaşıyor.

Fabrikalar neden, nasıl, niçin yanıyor, yakılıyor?-Hasan Deniz

“Birçok işyeri gibi birçok fabrikanın da sigortasız olduğu, işçilerin de güvencesiz çalıştırıldığı düşünülürse fabrika yangınları ile birlikte onbinlerce işçinin işsiz kaldığı, evlerine ekmek götüremediği, yanan ve zararda olan işyerinden dolayı işverenden alacağını tahsil edemediği görülecektir.” Siyasal krizle birlikte derinleşerek devam eden ve her yurttaşın yaşamını olumsuz etkileyen ekonomik kriz koşullarında, fabrika yangını haberleri medyada daha

Rojava’da restleşen ve çarpışan iki ayrı dünya, iki ayrı ilahiyattır!

Hikmet Acun, yaklaşık 4 yıldır Rojava’da bulunuyor. Rojava Savaşı’nın değişik cephelerini deneyimledi, tanıklık etti, savaşı içeriden gördü. Halen Rojava’nın demokratik inşasında yer alıyor, farklı alanlarda demokratik inşanın sorunlarıyla ilgileniyor. Genel ekonomi, planlama, kooperatifçilik, işçi örgütlenmeleri ve meclisleri, sosyal politikalar alanında çalışmalar yürütüyor. – Rojava’da yaşamakta olduğumuz bir devrim midir? Nasıl bir devrimdir? Buradaki sınıfların rolü

“YA SEV YA TERKET”: BİR BİAT ARACI OLARAK MOBBİNG[1]

“acıya sevinen zalimlerin zevk çığlıkları bir gün kendilerini sağır edecektir.”[2] [Önce bir açıklama: “Mobbing” hakkındaki görüşlerimi, Sağlık Emekçileri Sendikası’nın 30 Ocak 2012 tarihinde Ankara’da düzenlediği çalıştayda sunma olanağını bulmuştum. Bu tebliğ, daha sonra yayınlandı.[3] Bu bildiride, neoliberal iktisat politikalarının mobbing’i nasıl ilişkin hâle getirdiğini, daha doğru bir deyişle, neoliberalizm ile mobbing yakınmalarının yoğunlaşması arasındaki doğrudan ilişkiyi

TİLKİYE TAVUK KÜMESİNİ EMANET ETMEK – Mustafa Durmuş

Teşbihte hata olmaz, alttaki iki haber sabah sabah bana yukarıdaki halk deyimini hatırlattı. Amerika’da Pentagon’un başına, yani Savunma Sekreterliği’ne (bizdeki Bakan muadili bir pozisyon), dünyanın en büyük iki sivil havacılık devinden biri olduğu kadar, dünyanın en büyük silah üreticisi de olan Amerikalı Boeing şirketinin bir üst düzey yöneticisi, “Bay İş Bitirici” (Mr. Fix-It) olarak da

TÜRKİYE EKONOMİSİ KRİZİN İKİNCİ FAZINDA (VII) Birikim krizi nasıl ortaya çıkıyor, KOAEY araştırmalarla doğrulanıyor mu?- Mustafa Durmuş

Sermaye birikimi krizi Ekonomi politik yasaların ışığında kapitalist krizlerin nasıl ortaya çıktığı şöyle formüle edilebilir: (M——C—— P—— C’—— M’) (Para— Meta— Üretim—Daha fazla meta— Daha fazla para)   Kapitalist yatırıma parayla (M) başlar ve bu para ile üretim araçları ve hammadde (sabit sermaye = c) ve ücretli emek (değişken sermaye = v ) satın alır

TÜRKİYE EKONOMİSİ KRİZİN İKİNCİ FAZINDA (VI) Marksist Kriz Teorileri (Kâr Oranlarının Azalma Eğilimi Yasası (KOAEY) – Mustafa Durmuş

Marx, Grundisse’de (1) Kâr Oranlarının Azalma Eğilimi Yasasının (KOAEY) her bakımdan modern ekonomi politiğin en zor ilişkilerinin anlaşılabilmesini sağlayan en önemli, ancak basitliğine rağmen tam olarak hiçbir zaman anlaşılamamış bir yasası olduğunu” yazar. Bu yasa kapitalist ekonomileri anlamamızı sağlayan diğer ekonomi politik yasalardan, özellikle de Emek-Değer Yasası ve Genel Birikim Yasası gibi iki önemli yasadan

TÜRKİYE EKONOMİSİ KRİZİN İKİNCİ FAZINDA (V) Marksist Kriz Teorileri (Üretim Anarşisi, Eksik Tüketim, Kâr Realizasyonu) – Mustafa Durmuş

Önceki iki bölümde detaylı olarak ele aldığımız ‘finansallaşma olgusu’ özellikle 1980 sonrası gelişmeleri anlamamıza yarayan bir sözcük olabilir ama Marksist ekonomi politik açısından bu durum ekonomik krizlerin temel nedeninin finansallaşma olduğu anlamına gelmemelidir. Bu bağlamda da kriz sadece finansal krizlere de indirgenmemelidir. Nitekim 2008 krizi sadece bir finansal kriz ya da ‘Minsky Anı’ değil, tarihin

TÜRKİYE EKONOMİSİ KRİZİN İKİNCİ FAZINDA (IV) Finansallaşma teorileri krizleri nasıl açıklıyor? – Mustafa Durmuş

Finansallaşmanın başat bir olgu olarak ortaya çıkması onun aynı dönemde ortaya çıkan krizlerle (özellikle de 2008 krizi) ilişkisinin sorgulanmasıyla ve bu yönde yeni kriz teorilerinin ortaya atılmasıyla sonuçlandı. Bu teorileri savunan iktisatçıların çok büyük bir kısmı Keynesyen iktisatçı Minsky’in bir tür kontrolden çıkmış ‘borç deflasyonu’ durumunu anlatan bir hipotez olan ‘Finansal İstikrarsızlık Tezi’ni esas alır.