‘Aynı Gemi’de Oblomovka’nın Mezar Taşını Dikmek! – Nejla Kurul

Her çağın kendine ait ortak bir nevrozu var der ya filozoflar, Türkiye’de bir kitle nevrozu yaşanıyor sanki. Canlı bombaların üst üste yaşattığı travmalar ve toplumsal felç hali; OHAL dönemi baskıları, BUHAL döneminin OHAL’den farklılaşmaması; gayri meşru seçimler, sandığa güvenin yitimi; gücün tekelleşmesi, sorgusuz sualsiz işten atmalar, artan güvencesizlik, işsizlik ve kötü çalışma koşulları; doğaya yapılan

Umutsuzluktan Umuda, Marina Abramović’in Gözleri – Sefer Mavigöl*

Bir davranışın, duygunun ve düşüncenin anormal mi yoksa normal mi olduğunu söylemek her zaman zordur ve bir tartışma konusudur. Bununla beraber kriterlerin kimler tarafından ortaya konduğu da (ki genelde egemen güç tarafından belirlenir) önemlidir. Zamana göre de değişiklikler gösterebilir, yani dünün anormali bugün normal, normali anormal görülebilir. Ayrıca bireyler için kullanılan bazı kriterleri toplumlar, gruplar

510 (K) Tıbbi Endüstriyalizmi açık ediyor – Hasan Deniz-Mehmet Zencir*

Daha doğmadan yaşamımıza giren, hayatımızın her alanında yer alan, bir kısım insan için adeta bedenin bir parçası haline gelen, uzun ve kaliteli yaşam vadeden tıbbi cihaz endüstrisi, yıllık 300 milyar dolarlık bütçesi ile birçok şirketin iştahını kabartıyor. The Bleeding Edge filmi tıbbi teknolojideki ticarileşmenin hastalar için ne gibi yıkıcı sonuçları olabileceğini konu alıyor. Kirby Dick’in

ALMANYA TÜRKİYE’YE MALİ YARDIMA HAZIRLANIYORMUŞ (!) – Mustafa Durmuş

Bugün ABD’li Wall Street Journal Gazetesinde yer alan bir haber yoruma göre (1), Alman Hükümeti Türkiye’ye acil bir yardım planı hazırlığı içindeymiş. Bunun nedeni Türkiye ekonomisindeki bir çöküşün Avrupa’ya sirayet etmesi halinde, bölgenin istikrarsızlaşacağı ve bunun çok ciddi ekonomik ve siyasal sonuçlarının olacağı endişesi. Bu yardımın nasıl yapılacağı konusundaki görüşmeler henüz başlangıç aşamasında, ama 2010

‘Kutsal devlet’, Cumartesi Anneleri’nin çığlığı ve vicdanı kirlenmiş çoğunluk! – Fikret Başkaya

Türkiye’deki rejim, Osmanlı İmparatorluğunun ‘doğrudan devamıdır’! Osmanlı imparatorluğu varlığını esas itibariyle kitle katliamlarına ve zorunlu göçertmelere (iskân siyaseti) borçluydu. Bu, kutsal devlet refleksinin bir boyutuydu… Saray içi cinayetler de istisna değil, kuraldı… Baba, oğul, kardeş, torun ve akrabalar da ‘gerektiğinde’ kutsal devlete kurban edilirdi… Esasen bu bir imparatorluk pratiğidir ki, tüm imparatorluklar, hanlıklar, vb. için

Suriye’nin Kuzey’i, Türkiye’nin Güneyi-4: Baharat kokulu kentte yeni rejimin nüveleri

Celal BAŞLANGIÇ & Ragıp DURAN Kuzey Suriye ilginç bir geçiş dönemi yaşıyor; Esad diktatörlüğünden demokratik özerkliğe… Henüz başlangıç aşamasındalar ama bütün Ortadoğu’ya umut verebilecek gelişmelere tanık olduk. Süheyl Kemal Hicabi, Süryani bir esnaf. Kamışlı çarşısında erkek giysileri satan bir dükkanı var. Babası 1962’de Midyat’tan göçmüş.HicAbi de 1964’te Kamışlı’da doğmuş. Sınır kapısının açık olduğu yıllarda Nusaybin

AVRUPA BİZİ NEDEN KAYBETMEK İSTEMEZ? (2) (Tasarımı dışarıda, imalatı içeride yapılmış, sonucu belli bir kriz yaşıyoruz) – Mustafa Durmuş

TEKRAR IMF KAPISI MI? Geriye Türkiye’nin tarihte 19 kez çaldığı IMF kapısına gitmek kalıyor. Ama genel olarak Batı ve özel olarak da ABD ile iyice gerilen ilişkiler bu kapının açılmasının zor, verilebilecek desteğin de hem ağır koşullu, hem de yetersiz olabileceğine işaret ediyor. Son dönem ABD ile ilişkilerin kötüleşmesi seçim süreçlerinde olan hem Erdoğan’ın hem

Avrupa bizi neden kaybetmek istemez? (1) – Mustafa Durmuş

Türkiye’deki gibi ciddi bir finansal kriz ABD, Japonya gibi merkez ülkelerden ve yükselen ekonomiler diye tabir edilen Çin, Hindistan ya da Rusya gibi ülkelerden ziyade, Avrupa’yı etkiler. Ayrıca Türkiye’nin NATO’nun önemli unsurlarından biri olması da AB’nin bu krize bir çözüm bulmasını gerektiriyor Almanya Maliye Bakanlığı birkaç gün önce açıkladığı aylık raporunda “Türk lirasındaki değer kaybının

VARLIK BARIŞI : “EKONOMİK SAVAŞ ALTINDA” KRİZ FIRSATÇILIĞI MI?-Mustafa Durmuş

Biz dövizdeki son bir haftadaki sert iniş çıkışları yorumlamakla meşgulken, “Varlık Barışı” kapsamında “Varlık Barışında Önemli Değişiklik” başlığıyla yeni bir düzenleme yapıldı ve Resmi Gazetede yayımlanarak hayata geçirildi (1). Siyasal iktidara göre, “ülke dış güçlerin ekonomik kuşatması altında, bu nedenle de bir ekonomik savaş veriliyor. Bu saldırıyı savuşturabilmek için her türlü kaynağı harekete geçirmek gerekiyor.”

BU DÜNYADAN SAMİR AMİN GEÇTİ – Mustafa Durmuş

  Yakınlarda kaybettiğimiz Marksist sosyal bilimci Mısır doğumlu Prof. Dr. Samir Amin, dostu Fikret Başkaya’nın tanımlamasıyla “ sadece yetkin bir iktisatçı, sosyolog, antropolog, tarihçi, filozof değildi, bunların ötesinde veya hepsiydi”. Kuşkusuz onu “dünyanın ezilen halklarının ve emekçilerinin organik aydını” yapan şey onun ezilen dünya halklarının ve işçi sınıfının sömürüden kurtulma ve özgürleşme mücadelesine verdiği destek