“Üzgün” sendika başkanı ve bir anekdot – Fikret Başkaya

1980 öncesinde bir sendikanın eğitim etkinliği dahilinde Ankara’dan İzmir’e gitmiştim. HAVAŞ servisinden indikten sonra bir taksiye bindim ve sendikanın adresini taksi şoförüne verdim. Sendika, betonla kaplı genişçe bir avlu içindeydi. Siyah bir Mercedes araba hızla önümüze geçip durdu, arabadan hışımla inen şoför arka kapıyı açtı, orta yaşlı tıknaz ‘şık giyimli’ adam indi ve hızla binaya

Kirliliğe karşı ‘Menderes Havzası İnisiyatifi’

Büyük Menderes Nehri’nin geçtiği Menderes Havzası’nda bulunan Aydın, Denizli, Afyon ve Uşaklı çevreciler, Menderes Nehri’ndeki kirlilik ve bölgedeki çevre sorunlarını önlemek amacıyla Denizli’de bir araya geldi. Menderes Nehri ve Havzası için düzenlenen toplantıya Aydın’dan Germencik Çevre Dayanışma Derneği ve AYÇEP, Uşak’tan ÇEDAY, Avgan Banaz Çayı Yaşatma Derneği ve Murat Dağı Yok Olmasın Platformu, TMMOB, Diş

Ötekinin Yüzü-Can Pençe

   “İnsan uyur dedi çocuğa ama bir daha uyanmaz. Ben hep uyanırım dedi çocuk neşeyle” (Elias Canetti) Düşüncenin kavrayamadığı tek şey kendi var-olmayışıdır. İnsan, maddenin olmadığı bir varoluş zor da olsa düşünebilmesine karşın, düşüncenin var olmadığı bir varoluşu düşünemez. Bu nedenle ölüm; aklın en büyük yenilgisidir. Kendimizi ne zaman ölü olarak düşlesek; tabloda kaçınılmaz olarak ölen

“TOPYEKÛN ENFLASYONLA MÜCADELE PROGRAMINİN” TOPYEKÛN OLMAYAN ETKİLERİ-Mustafa Durmuş

Çok iddialı bir adı var iki gün önce açıklanan programın: Enflasyonla Topyekûn Mücadele Programı. Böyle bir adla açıklandığı için de haklı olarak kapsamlı ve tutarlı bir program bekliyorsunuz. Ancak durum hiç öyle değil. İki ay süreli, 50 üründe yüzde 10 fiyat indirimi, kredi faizlerinde yüzde 10’luk bir faiz indirimi ve bekleyen KDV ödemelerinin yapılması gibi

EKMEĞİMİZİ NASIL BÖLÜŞTÜRECEĞİZ? – Mustafa Durmuş

Nefis yazısında Fatih Yaşlı “ekmeğimizi nasıl bölüştüreceğiz” sorusunun politikleştirilmesi gerektiğini söylüyor. Çok doğru. Ekmek yıllardır neo-popülist söylem ve eylemlerle rıza üretebilen iktidara yoksulların ekonomik açıdan gösterebilecekleri tahammülünün sınırıdır. Bunun çok sayıda örneği mevcut. 2010’da Tunus ve Mısır’daki isyanların çıkış nedenlerinden biri de aslında ekmekle ilgili. Ancak ekmeğimizi nasıl adaletli bölüşeceğimiz kadar, “nasıl verimli büyüteceğimiz” de

ENFLASYONLA MÜCADELE : “İYİ DÜŞÜNELİM İYİ OLSUN!” – Mustafa Durmuş

Hayır, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın enflasyonla mücadele programını henüz açıklanmadı. Yazının başlığındaki mücadele yöntemine Bakanlığın da inanıp inanmadığını önümüzdeki hafta göreceğiz. Ancak böyle bir mücadele yöntemine inanan iktisatçı sayısı az değil. Bunların (özellikle de eğitimlerini Neo-Klasik iktisat ideolojisi altında almış olanların) büyük bir kısmının ortak özelliği ekonomide olup biteni indirgemeci bir ideolojiye uygun olarak oluşturulan

İŞÇİ SAĞLIĞI HANGİ ZEMİNDEN DOĞRU KONUŞMAYI HAKEDER? – Levent KOŞAR

YÖNTEM Kendimize sorular sorarak soyutlamaya doğru yol almayı tasarlayan bu yazı, “provakatif” bir yöntemden yararlanmaya çalışacaktır. Doğaldır ki; bu “provakatif yöntem”in işçi sağlığındaki farklı görüşlerle aramızdaki mesafeyi tanımlaya hizmet etmesi düşünülmüştür. Ve “İşçi sağlığı hangi zeminden doğru konuşmayı hak eder?” sorusunu gündem yapıp tartışırken farklı görüşlerin de geleceğe yönelik “hayallerinin” olduğu ve yine bu “hayallerinin”

Ulubey Kanyonu’ndaki kirliliğe karşı yöre halkı mücadelesini yükseltiyor

Bölgemizde önemli bir Çevre mücadelesi veren ÇEDAY başkanı Arslan Civan ile geçen hafta yapılan dayanışma pikniği vesilesi ile Özgür Denizli olarak konuştuk. Civan, uzun soluklu mücadelesini anlattı. İlmik ilmik örülen mücadelenin devam ettiğini ve önlerine koydukları hedefleri bizlerle paylaştı. Civan’ın uzun uzun anlattıklarını sizlerle kısaca paylaşıyoruz: Ulubey Kanyonu’nda çevresel kirlilik Ulubey, Uşak’ın beş bin nüfuslu

İŞÇİ SAĞLIĞI HANGİ ZEMİNDEN DOĞRU KONUŞMAYI HAKEDER? (5) BAŞKA BİR DÜNYA, BAŞKA BİR İŞÇİ SAĞLIĞI – Levent KOŞAR

Üretici güçlerin gelişiminin önünde engel olan bir “üretim tarzı”nın yarattığı tıkanıklığı gören ve onu aşan bir tarz ile; “Başka bir dünya istiyorsak, başka bir işçi sağlığı yaklaşımı vardır.” diyebiliyor muyuz? Egemen olan işçi sağlığı anlayışında sağlık ve hastalık kavramları nedir, bu kavramların bir tarihselliği var mıdır sorularının üzerinde bir “arkeolojik kazı”ya girebiliyor muyuz? Evet! Sınıfsal

MCKINSEY, ‘YENİ REJİM’ VE EKONOMİK KRİZ (3) (Borçlandırma emperyalizmin tarihsel sömürgeleştirme yöntemlerinden biridir)-Mustafa Durmuş

Kreditörler (alacaklılar) açısından Türkiye’nin Mc Kinsey ile yaptığı anlaşmanın öneminin altını çizmek gerekir. Çünkü faizi hariç 457 milyar dolarlık bir kredi alacağından söz ediyoruz. Batılı bankalar ve diğer uluslararası kreditörler doğal olarak, bu kredilerin (borçların) geri ödenmesini garantilemek istiyorlar. Tarihe baktığımızda emperyalist finans kapitalin, borçlu ülkeler ödeme zorluğuna girip borçlarını ödeyemediklerinde, değişik yollarla bu alacaklarını