Mevzubahis Kürtler ise gerisi teferruattır – Nurcan Kaya

Terörle mücadele deyince akan sular duruyor; ‘terörist’ gömleği giydirilen Kürtlere yapılan her zulüm mazur görülüyor. Evet, biliyorum. Bu böyle bir cümle değildi aslında. “Mevzubahis vatansa gerisi teferruattır” dediler ve o ‘teferruatlar’a karşı suç işlediler on yıllarca. Muktedirler cana ve mala yönelik suçlar işler, hatta bazen katliam gerçekleştirirken ülkedeki insanların çoğu da buna onay verdi zira

O iş bizde rahat olun! – İnci Hekimoğlu

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ‘IŞİD’den saldırı gelebilir mi?’ sorusuna gülerek verdiği yanıttan daha ikna edici ne olabilir. Daha yeni, üstünde dumanı tüten bir haber yer aldı, Duvar’da. 2017’den beri IŞİD Telafer emiri çoluk çocuk, Ankara Keçiören’de yaşıyormuş meğer. ‘Meğer’ dediğime bakmayın, IŞİD’in karargâh kurduğu yerlerin başında gelen Keçiören hiç yabancı değil kamuoyuna. Ta 2014 yılında CNN’in

İngiliz basını: ‘Suriye hükümeti ile anlaşma Kürtlerin özerklik hayallerine öldürücü darbe olabilir’

İngiliz gazeteleri, çoğunluğunu QSD ile Suriye hükümetinin vardığı anlaşmanın Kürtlerin son beş yıldır sürdürdüğü özerkliğinin de sonunu getirmiş olabileceği yorumunu yaptı. Türkiye’nin Suriye’nin Kürt grupları kontrolü altındaki kuzeydoğusuna yönelik başlattığı askeri operasyon, İngiliz basınında geniş yer bulmayı sürdürüyor. Gazetelerin bugünkü sayılarında, çoğunluğunu Kürtlerin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’nin (QSD) kontrolü altındaki bazı bölgelere Suriye ordusunun konuşlandırılmasıyla ilgili

Bataklık senaryosu tetiklenir mi? – Fehim Taştekin

Biz bunları yazarken bir Rus heyeti bölgeye gidip Kürtlerle masaya oturmuştu. Çok geçmeden de SDG’nin sınırları Suriye ordusuna bırakmayı kabul ettiği haberleri geldi. Mutabakat çerçevesinde Türkiye’nin ilerleyişini kesmeye dönük ortak hamle Menbic ve Kobani’den başlayıp tüm sınırlara genişleyebilir. Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna yönelik 9 Ekim’de başlattığı ‘Barış Pınarı Harekâtı’na yeşil ışık yakan, rıza gösteren ya da

İroni ve Pavlov’un köpekleri!-Yusuf Gürsucu

Suriye’ye yönelik operasyona ironik bir isim koydular. Savaş uçakları, tanklar, bombalar eşliğinde süren ‘operasyonun’ adı ‘Barış Pınarı’! İronik bir sözcüğe bir örnek gösterin denilse herhalde Barış Pınarı sözcüğü bu tanıma cuk oturur. Düpedüz savaş gerçekleşiyor ve adına barış denebiliyor. Pınardan kasıt ise herhalde akacak kanların derelerin rengini değiştirme potansiyelinden kaynaklı olmalı. ‘Barış Pınarı’ ancak ‘Savaşta

Harekatın ilk kaybı CHP – Aydın Selcen

Muktedir, mağdurluktan bu defa ABD’ye kafa tutan Maduroluk aşamasına geçerken, muhalefetin düşünsel sefaleti parıl parıl önümüzde duruyor. Harekâtın ikinci kaybedeni daha yoksullaşacağı ve eşitlikçi, katılımcı demokratik gelecek umudundan daha uzaklaşacağı belli olan bizlerken, anamuhalefetin lideri de bizlerden ışık hızıyla uzaklaşıp karanlıkta gözden kayboldu. Şimdilik oyunu kuran, oyunun temposunu ve tonunu belirleyen Erdoğan. İçeride de, dışarıda

Enternasyonalizm neydi ki? – M. Ender Öndeş

Benim kafa kâğıdım tam uygun olmayabilir ama belki okurlar arasında belleği daha geriye gidenler vardır, Vietnam savaşı boyunca örneğin Moskova’da milyonlarca işçinin meydana çıkıp ‘Kahrolsun ABD emperyalizmi, yaşasın Vietnam’ diye haykırdığını hatırlayan var mı? Yok, ABD’de o büyük 1969 gösterilerini sormuyorum; Moskova’da ne olmuştu, onu soruyorum. Ya da mesela, 1967’de Che’nin katledilmesi Washington dâhil dünyanın

İktidar ve muhalefetin ortak iktidarı – Cengizhan Kaptan

Geçen günkü yazımda, bir ülkedeki genel politik tabloyu anlamak için o ülkedeki iktidar ile ana akım muhalafetin toplamına bakmanın, ülkedeki politik yapı ve değerleri anlamakta çok önemli bir faktör olabileceğini belirtmeye çalıştım. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu değerlerinde mevcut etnisite temelli ulusçuluk konusunda iktidar ile muhalefetin aynı noktada olduğunu ve buna binaen de CHP, İYİ Parti ve Saadet

Suriye’nin kuzeyindeki demografik yapı son 100 yılda nasıl değişti? Harekât ‘yeni bir Arap Kemeri’ projesi mi? – Fehim Taştekin

Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna yönelik “Barış Pınarı Harekâtı” ve devamında 2 milyon mülteciyi bu alana taşıma niyeti, “Yeni bir Arap Kemeri projesi mi?” sorusunu gündeme getiriyor. Öngörülen plan, mültecilerden 1 milyonunun mevcut yerleşim merkezlerine, 1 milyonunun da yeni inşa edilecek merkezlere yerleştirilmesini içeriyor. Kürtler aleyhine demografik yapıya müdahale anlamına gelen bu plan, Türkiye-Suriye sınır hattını bir

IMF’nin Marx Enstitüsü mezunu yeni Başkanı ve kapitalizmin geleceği – Barış Soydan

2008-2009 Küresel Krizi her şeyi değiştirdi Dünya Bankası’nın Başkanı teamül gereği Amerika, IMF’nin (Uluslararası Para Fonu) Başkanı ise Avrupa tarafından belirleniyor. Evet, adaletsiz bir teamül. “Galiplerin adaleti” de diyebiliriz buna. Çünkü bu teamül, II. Dünya Savaşı’nın sonunda dünya finansal sistemine yeniden şekil vermek üzere düzenlenen Bretton Woods Konferansı’nda yapılan “Centilmenlik Anlaşması”na dayanıyor. Dünya Bankası ve