Dr. Sevinç Özgüner’in katli: Tabipler ve faşistler – Hakkı Özdal

TTB Merkez Konseyi üyesi Dr. Sevinç Özgüner, 1980’de faşistlerce evi basılarak katledilmiş; bu olayın failleri birçok kez devletin ‘eline geçmesine’ rağmen yargılanmamış; dava zamanaşımına uğramıştı. Tetikçiler de sorumlu bürokratlar da devlet hizmetinde çalışmaya devam ettiler. Topluma karşı sorumluluk hisseden, ülkesi ve insanları için endişelenen tabipler ve onların örgütü Türk Tabipleri Birliği’yle devletin ve faşistlerin arasındaki,

Göbekli Tepe’nin uzun ve gizemli tarihi – Jo Marchant

Atalarımızın kendilerini doğanın üzerinde yükseltmeye başladığı yer burasıydı. Göbekli Tepe, binlerce yıl öncesine yapılan tarihsel bir yolculukta, insan türünün yaşadığı en önemli sosyal ve düşünsel değişimlerden birini gözler önüne seriyor. Başımızın üstündeki ışıklar soluyor. Yapay ışık kirliliği, günümüz şehirlerinde göğü kaplayan binlerce yıldızdan yalnızca birkaç düzinesini görebildiğimiz anlamına geliyor. Yakın zamanda yapılan dünya çaplı bir

100. yıl anısına ‘Emperyalizme Karşı Cihad’ – Ragıp Zarakolu

Bu kurultay Doğu halklarını emperyalistlere ve onların sömürü düzenine karşı teşkilatlandırmak amacıyla ‘Şark Şûrası’ (Doğu Halkları Propaganda ve Eylem Sovyeti) adıyla bir teşkilat kurdu. TUSTAV, Türkiye solunun tarihi köklerine ilişkin belgelere dayalı çok değerli kitap ve araştırmaları yayımlamaya devam ediyor. Bu çalışmalar sırasında farklı siyasal bakışı olan araştırmacıların işbirliği sağlamasını da önemli buluyorum. Ve kitaplar

Prof.Dr. Şebnem Oğuz: “AKP, 12 Eylül faşizminin revizyondan geçmiş versiyonu”

Prof. Dr. Şebnem Oğuz, 40. Yılında 12 Eylül rejiminin “geçmediğini”, aksine çeşitli revizyonlardan geçerek daha da kurumsallaştığını söyledi. Oğuz, “12 Eylül’ün 40 yıldır hâlâ ‘geçmeyen’ en önemli etkisi darbeyle kırılan emekçilerin ve solun örgütlü gücünün 80 öncesindeki düzeyine bir daha asla dönememiş oluşu” dedi. Siyaset bilimci profesör Şebnem Oğuz, bianet’e 40. yılında 12 Eylül 1980’in Türkiye’nin ekonomi,

12 Eylül Askeri Darbesi: Dövüşerek kaybetmenin tarihi

Sözlü Tarihçi Eylem Delikanlı, “Adaletsizliklere, suçlara karşı sessiz kalmanın ne tür bir iştirak olduğunu kavrabilirsek belki o zaman yüzyıllık sessizliklerimizi de kırabiliriz” diyor ve ekliyor: “Darbe benliğimizi şekillendirmeye devam ediyor.” Sözlü Tarihçi Eylem Delikanlı’nın 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’ne dair çalışmaları, kendi yolculuğunda ilerlerken bulduğu “hakikatler” ışığını başkalarıyla da paylaşmasıyla da ilgili. Kardeşi Özlem Delikanlı ile birlikte yazdıkları

Prof. Dr. Nilgün Toker: 12 Eylül kendine suç ortağı bir toplum yarattı

Siyaset felsefecisi Prof. Dr. Nilgün Toker, 12 Eylül’ün toplumsal hayatta hala devam ettiğini söylüyor. Toker, “Zalim rejimlerin başardığı, toplumları kendi zulümlerine yandaş ve ortak yapabilmeleri. Yoksa devam edemezlerdi” diyor. 12 Eylül’ün üzerinden bugün tam 40 yıl geçmiş olacak. Peki gerçekten geçmiş mi olacak? 12 Eylül’ün postalları belki eskidi ama hala sesi derinden gelmiyor mu? O

Kısa Türkiye Tarihi: Karanlığın başladığı ‘80’li yıllar – Murat Meriç

O yıllarda en çok tartışılan şey, arabesk. Dergiler ve gazeteler bu tartışmalara özel bölüm ayırdı, paneller düzenlendi, televizyonda açık oturumlar yapıldı. Devlet, bir yandan bu müziğin önünü açmışken diğer yandan karşı çıkıyor, onu ehlileştirme çabasına girişiyordu. Bu çabaların sonunda ortaya çıkan “acısız arabesk” halk nezdinde ilgi görmedi. Hatta Unkapanı’ndaki yapımcılar bu çabalara eğlenceli bir şekilde

Yalan haberler çağında uydurma küresel tarih yazmak

Mikhail’in Washington Post’daki yazısının görünürdeki niyeti “Osmanlı İmparatorluğu’nun ne olduğundan haberi bile olmayan Amerikalılar’ı” Osmanlı’nın son derece önemli olduğuna, Osmanlı tarihinin incelenmeye değer olduğuna ikna etmektir. Bizlerin bu niyete bir itirazı yok. Aynı şekilde, İslam’ı Batı’nın “tehditkâr ötekisi” olarak görmek yerine müslümanlar ile gayrimüslimler arasındaki çeşitli ve karmaşık tarihsel ilişkileri dikkate alma yolundaki görüşüyle de

24 Ocak’tan AKP’ye: Yeni bir devlet yaratmak – Bahadır Özgür

24 Ocak Kararları’nda çerçevesi çizilen iktisadi modelin ve onu topluma dayatan zor gücü olarak askeri darbenin merkezinde devletin dönüşümü vardı. Yani emekçi kesimlerin pazarlık gücüyle kendi lehine işlemesini sağlayabileceği kamusal imkanlar ve araçları -devletin ‘sol eli’- kesilecek; kamusal imkanların, sermaye birikimini hızlandıracak biçimde kullanılmasını sağlayacak bir bürokratik ve hukuki yapı, temsil mekanizmaları –devletin ‘sağ eli’-

Kısa Türkiye Tarihi: ‘80’li yıllara yaklaşırken… – Murat Meriç

‘70’li yılları, en azından ilk yarısını simgeleyen sözcük umuttu; sonrasında tam tersi oldu ve mutsuzluk ve umutsuzluk, ‘80’li yılları anlatan sözcükler olarak tarihe geçti. Renksiz bir dönemdi bu ve bu renksizlik, hayatın her alanında kendini gösteriyordu. Baktığımızda gördüklerimiz, sokaklarda dolaşan tanklar ve onlara eşlik eden askerlerin postal sesleri… Türkiye’de popüler Batı müziğin tarihini 1950’li yıllardan