Büyük Menderes Havza İnisiyatifi ‘Avdan Termiğe Karşı’ direnişine destek verdi

Enerji meselesi Egenin ana gündemi haline geldi.

Enerjinin elde edilme durumu, yenilebilir olsun fosil yakıtlardan olsun, sermaye için farketmiyor. Gözünü elektrik üretiminden kazanacak paraya dikmiş durumda. ‘Enerjide dışa bağımlılık’ da her zaman ana söylem oluyor. Sanılır ki hükümet her konuda toplumla birlikte karar veriyor. Dışa bağımlılık bahanesi ile Ege bölgesinin bereketli toprakları tarumar edilecek. Sanki tarım politikaları yerli üretici için. Eli kolu bağlanan Ege köylüsü üretemez hale getirilmiş durumda, yine de tarımsal üretimde ısrar ediyor. Bu sefer de karşısına enerji sektörü çıkıyor. Hükümet siyasal tercihini sermaye grupları lehine kullanıyor, küçük üreticiyi yok sayıyor.

Sarayköy örneğinde yaşanan ‘Sera’ ve ‘Turizm’ bölgesi olma kararı, bir günde ‘Enerji’ bölgesi olma ile değiştiriliyor. Benzer konu Tavas Avdan-Kale Adamharmanı yöresi için de geçerli. Bölgede büyük bir oranda Ormanlık alanların güçlendirilmesi çalışmaları yapılıyor, zeytincilik hızla büyümüş, köylüler büyük emekle Zeytin‘e sarılmış, yöre alabildiğine zeytin ağaçları ile dolmuş. Hangi ihtiyaçtandır bilinmez, enerji değeri çok düşük olan yöreye ait Linyit’ten Termik Santrali kararı verilecek, ‘Zeytinlik’ alanlar ve ‘Orman’ yok edilecek.

Menderes Havza İnisiyatifi bu duruma sessiz kalmadı. Yöreden gelen arkadaşlarla temasa geçerek Avdan-Adamharmanı Termik Santrali projesi direnişine destek için çalışmalarını yoğunlaştırdı.

Önce kısaca proje hakkında bilgi verelim, ardından yürütülen direniş ve gerekçelerini paylaşalım.

AVDAN TERMİK SANTRALİ (AVDAN-TES)

Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunda proje şu şekilde tanımlanıyor: Avdan Madencilik Enerji San. ve Tic. A.Ş. tarafından Denizli İli, Tavas ve Kale İlçeleri sınırları içerisinde tamamen yerli kömür yakıtlı 303,5 MWm / 300 MWe kurulu güçte (2×150 MWe ve yaklaşık ısıl gücü 782,4 MWt), hızla gelişen ve endüstrileşen ülkemizin enerji ihtiyacını karşılamak üzere “Avdan Termik Santrali (2x150MWe/2×151,75 MWm/2×391,2 MWt Termik Santral, Endüstriyel Atık (Kül-Cüruf) Depolama Alanı, Kömür Ocakları ve Kireç Taşı Ocağı Dâhil) Entegre Projesi ’’ planlanmaktadır. Kısaca Avdan-TES.

http://eced.csb.gov.tr/ced/jsp/dosya/dosyaGoster.htm?tempAd=sign7502551521956517724.pdf&orjinalAd=AVDAN_TES_%C3%83%C2%87BD__SK_2016_27062016.pdf&yuklemeTarihi=2016-06-27

İroniktir Avdan-TES için hazırlanan Haziran 2016 ÇED raporunda girişte şu bilgiye yer veriliyor: ‘AB’nin 5. Çevresel Faaliyet Programında yer alan “Sürdürülebilirliğe Doğru” başlığında; gelecekteki en önemli hedefin ekonomik gelişmeyi sağlama, verimli ve güvenli enerji kaynakları ve temiz bir çevre’ olduğu belirtilmektedir. Kömürden enerji üretiminin en zararlı enerji üretimi olduğunu duymayan kalmadı, tüm ülkeler vazgeçip farklı enerji kaynaklarına yönelirken, ÇED raporu hazırlayan sözde bilirkişiler çevreden bahsediyor.

Avdan-TES projesi Tavas ve Kale İlçeleri sınırları içerisinde yer alıyor. Santral Tavas İlçesine kuş-uçuşu olarak yaklaşık 24 km, Avdan Köyü‟ne ise yaklaşık 1,2 km mesafede. Termik santral alanına diğer yakın yerleşim yerleri olarak proje alanının batısında yer alan Adamharmanı Köyü, Kırköy Köyü ve Narlı Köyü gösteriliyor. Oysa ÇED raporlarının 10-50 km’lik alanları göz önünde bulundurularak yapılması isteniyor. Bu nedenle Avdan-TES, yakın köyler olan Kurbalık, Gölbaşı, Doğanköy, Denizoluk, Kayapınar, Sofular ve Ebecik başta olmak üzere tüm Tavas ovasını ve Kale ilçesinin ormanlık alanlarını etkileyeceğinin özellikle altının çizilmesi gerekiyor. En çok etkilenecek bölgelere Karacasu da eklenebilir.

Projenin olumlu katkısı olarak ülkeye katma değerin yanında Tavas ilçesinde sosyo-ekonomik açıdan olumlu gelişmeler, yeni bir iş olanağı, yatırımcı firma ve yerel yönetimler artan nüfusun sosyal ve teknik altyapı ihtiyaçlarını karşılaması olarak belirtiliyor.

Projenin yapılacağı yerler özel mülkiyetli, bir kısmı ormanlık alan, bir kısmı ise tarım arazisi vasfında. Tüm ÇED raporlarında olduğu gibi hem kamu mülkiyeti hem de özel mülkiyetli alanlar için çaresi belli.  5403 sayılı “Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu‟ hükümleri gereğince, Denizli Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü ve/veya Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı‟ndan gerekli izinler alınacaktır. Çok iyi biliyorlar ki, zaten bu kamu kurumları izin verecek. ‘Özel mülkiyete ait alanlarda ise öncelikli olarak karşılıklı anlaşma yoluna gidilecek, anlaşmazlık durumlarında ise 05.05.2001 tarih ve 24393 sayılı Resmi Gazete‟de yayımlanarak yürürlüğe giren 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu ve 30.03.2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazete‟de yayımlanarak yürürlüğe giren 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu‟nun 19‟uncu Maddesi çerçevesinde kamulaştırma işlemleri gerçekleştirilecektir.’ deniyor. Ve şöyle devam ediyor: ‘6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu‟nun 19‟uncu Maddesi gereğince; kamulaştırma işlemleri Maliye Bakanlığı tarafından yürütülecek, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından verilecek olan kamulaştırma kararı “Kamu Yararı Kararı” yerine geçecek ve kamulaştırılan taşınmaz mallar tapu kütüğünde hazine adına tescil edilecektir.’ Özetle vatandaşın topraklarına kamulaştırma yolu ile el konulacaktır deniyor. Denizli Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü’nden tarım alanlarının korunması için ses çıkmasa da  kamulaştırmaya vatandaşların itirazı var,  mahkemeye verilmiş durumda ve mahkeme süreci devam ediyor.

Tahmin edeceğiniz gibi ÇED raporlarında yer alması gerekli her türlü konu kılıfına uydurulmuş durumda. Üzücü olan içinde geçen ‘kamu yararı’, ‘kamulaştırma’ vb. söylemlerle tüm kamu kurumlarının sermaye lehine pozisyon alması, sessiz kalmaları, göstermelik olduğunu bilseler bile önlemlerin alındığını kabul etmiş olmaları. (ÇED raporunun ayrıntısı yukarıda verilen linkten okunabilir.)

Avdan-TES ÇED süreci hala bitmemiş, nihai rapor verilmemiş

Bu türü büyük projelerden ÇED raporu alınması zorunlu. ÇED sürecinde halkın katılımının sağlanması gerekiyor. Şirketleri zorlayan en önemli aşama burası. Halktan bu aşamada en basitinden projeyi isteyip istemediğini ortaya koyması isteniyor. Halkın konu ile ilgili bilgilendirilmesi, itirazlarına yanıt verilmesi ve ikna edilmesi gerekiyor.

Yöre halkı bu aşamada sessiz kalmamış. ‘Avdan Termiğe Karşı’ adıyla bilinen bir çalışma başlatmış ve mücadelesine devam ediyor. Şansızlık ÇED halk bilgilendirme toplantısı 4 Ağustos 2016 tarihine denk gelmiş. OHAL’ın en sert olduğu dönem, Jandarma eşliğinde bilgilendirme yapılmış. İtirazlar yapılmış, ancak tutanaklara geçip geçmediği bilinmiyor. Bununla birlikte yöre halkından 850 imza ile itiraz dilekçesi, Avdan-TES’in istenmediği dilekçesi Denizli Valiliği’ne avukatlar eliyle teslim edilmiş.

ÇED süreci hala devam ediyor. Akıbetin ne olduğu tam bilinmiyor. ÇED nihai raporunu verecek ‘İnceleme, Değerlendirme Komisyonu (İKD)’ 4 Mayıs 2018 tarihinde toplanmış, fakat hala ÇED sürecini bitirmemiş görünüyor. Eksikliklerin giderilmesi, itirazlara yanıt verilmesi için ek süre istenmiş olabilir. Özetle ÇED süreci geçikmiş durumda, yöre halkının itirazlarına ses verilmiş olunabilir. Ya da şirket vazgeçmiş olabilir.

Avdan ve yöre halkı yeniden ayakta

Geçtiğimiz sonbahar ile birlikte Denizli ilinde hareketlenen yaşam alanı savunucuları, ekoloji dostları Büyük Menderes Havzası İnisiyatifi-Denizli Bileşeni ile güçlerini birleştirmeye başladı. Menderes Havzası başta olmak üzere tüm kentteki ekolojik tahribata yol açan projelerin üzerine gitmeye başladı. Sarayköy JES projeleri, Çal meyve suyu fabrikası ve kentsel atıklara bağlı kirlilik, Dinar Termik Santrali… Şimdi de gündeme Avdan-TES yerleşti. Bölge halkı ekoloji alanında ses vermeye başladı, topraklarına, havasına, suyuna sahip çıkmaya başladı. Büyük Menderes Havza İnisiyatifi ile temasa geçen Avdan’lılar Avdan-TES için neler yapabileceklerine birlikte karar veriyor, güçlerini birleştiriyor, birlikte öğreniyor ve mücadele ediyor.

Geçtiğimiz hafta sonu Büyük Menderes Havza İnisiyatifi ile yöre halkı bir araya geldi. Avdan, Ebecik, Kırköy ve Denizoluk muhtarları ve köylerinin katıldığı buluşmada Avdan-TES’i masaya yatırıldı. İtirazlarını yeniden gözden geçirdi ve yeni güçlü bir imza kampanyasına başlayacak. Buluşmada öne çıkan itirazlar şu şekilde özetlenebilir:

  • Avdan TES yapılması planlanan bölge, Denizli’nin en verimli sulu-susuz tarım, hayvancılık yapılan arazilerini barındırmaktadır.
  • Bu tesis ile oluşacak uçucu küllerin asit yağmurlarına dönüşmesi sonucu insan, hayvan ve bitki yaşamı tümüyle olumsuz etkilenecektir.
  • Yapılması planlanan tesis zeytin ağaçları için tehlikelidir. 3573 sayılı zeytin ağacı koruma kanunu ile zeytin ağaçları koruma altına alınmıştır. Bu tesisin kurulması kanuna aykırıdır.
  • 30 yıldır yatırım yapılan ormanlık alanlar zarar görecek, kamunun yatırımlarının tümü heba edilecek. Dahası ormansızlaştırmanın etkisi başta Tavas ve Kale olmak üzere Denizli, Aydın ve Muğla bölgesini de olumsuz etkileyecektir.
  • Bölgenin önemli geçim kaynağı olan tütün, badem, ceviz tesisin atıklarından zarar görecek, köylüler geçim araçlarını kaybedecektir.
  • Tavas ovası küllerden etkilenecektir. Tavas ovasında sulu tarım yapılan topraklar çoraklaşacak, her geçen gün rekoltesi düşecektir. Başta Denizli olmak üzere yakın bölgeleri besleyen ovada yetişen ürünler nedeniyle kirliliğin etkisi (gıda kirliliği) yayılacaktır.
  • Ovada bulunan gölet, sulama tesisleri, bakım yolları, yeraltı sulama suyu ve tesisleri gibi tüm su kaynaklarının bozulmasına sebep olacaktır.
  • Bu bölgede bulunan Tarımsal SİT alanları büyük zarar görecektir.
  • Bu bölgede bulunan Tarihsel SİT alanları büyük zarar görecektir.
  • Tesise komşu çok sayıda su kaynağı vardır, Yenidere barajı gibi. Bu su kaynakları kirlenecektir. 
  • Santralde kullanacakları soğutma suyu, atık su nedeniyle su kaynakları ve suya bağlı tüm yaşam olumsuz etkilenecektir.
  • Denizli’de kurulması planlanan kömürlü termik santralinin yaratacağı hava, toprak, su ve gıda kirliliği nedeniyle bölgede önemli halk sağlığı sorunları meydana gelecektir. Başta kanser (özellikle Akciğer) olmak üzere, kalp-damar hastalıkları (hipertansiyon, koroner kalp hastalığı, inmeler vb.), solunum sistemi hastalıkları (Kronik Obstrüktif Akciğer hastalığı, akut solunum yolu enfeksiyonları vb.) olmak üzere birçok hastalık için zemin hazırlamakta, dahası mevcut hastalıkların daha ağır geçmesine yol açacaktır. Anne karnındaki çocuklarımıza zarar verecektir. Bebeklerimizin, çocuklarımızın, gençlerimizin, yetişkinlerimizin erken ölümlerine yol açacaktır.
  • Santral; Denizli ve çevre köylerdeki doğal güzelliğin bozulması, turizm faaliyetlerindeki canlılığın azalması, konutların ve arazilerin değerinin düşmesi, işsizlik ve göçlerin artması, dolayısıyla ekonomik yapıda bozulmalara sebep olacaktır.
  • Ülke için 40 yıllık kısa ömrü olan bu tesislerden elde edilen yarar, yol açacağı zararlara göre çok daha az olacağı bilinmektedir.
  • Yine bilinmektedir ki, bölgenin kömürü çok düşük enerjili olmasına karşın yüksek azot içeriği nedeniyle gübre olarak kullanılmaktadır. Bölge kömürünün bu amaçla kullanılması ülke ve yöre halkı için daha avantajlı olacağı aşikardır.
  • Kömürlü termik santrallerinin zararları Dünya Sağlık Örgütü’nün çok sayıda raporunda dile getirilmekte, gelişmiş ülkelerde yeni tesis kurulması yasaklanmakta, dahası var olan kömürlü termik santrallerin de üretime son verilmektedir. Tüm bunlar bilinirken, bereketli Ege topraklarında bu tesislerin yapılmasına yöre halkı ciddi tepki duymaktadır. Hemen hemen her platformda itirazlarını dile getirmektedir.
  • Dahası Yatağan Termik Santrali örneği bölge için yaşanacaklar konusunda önemli bilgi sağlamaktadır. Yatağan’a komşu köylerin 5’inin tamamen boşaltıldığı, buna 48 köyün aşama aşama ekleneceği; köylerde tarım yapılamaz hale geldiği; bölgede sağlık sorunlarının çok arttığı, kanser köyleri diye adlandırıldığı, erken ölümlerin gerçekleştiği vb. herkesin bildiği, yerinde gördüğü gerçekler haline gelmiştir.

İtirazları şekillendiren nedenlerden bir dilekçe hazırlanacak ve dilekçe aşağıdaki talepler ile bitirilecek.

‘Yukarıda sıralanan tüm bu nedenlerle geçimini tarım ve hayvancılıktan kazanan ve projenin yapılacağı alanın çok yakınında yaşayan Denizli’li vatandaşlar olarak anayasal haklarımız olan yaşam, sağlıklı bir çevrede yaşama ve ekonomik faaliyette bulunma haklarına engel olacağı nedeniyle Kömürlü Termik Santrali kurulması ile ilgili;

  • Kamu yararı kararının kaldırılmasını,
  • ÇED sürecinin durdurulmasını ve devam ettirilmesi halinde ÇED Olumsuz Kararı verilmesini,
  • Özelleştirme ve ihale sürecinin durdurulması hususunda gereğini saygılarımla arz ve talep ederim.

İlginizi çekebilir