‘Bu fişlemenin de ötesinde’

Avukat Gülizar Tuncer ile Meclis’e sunulan Arşiv Araştırması ve Güvenlik Soruşturması’nı konuştuk: AKP, fişlemekle sınırlı kalmayacak, kendilerinden olmayanlara yaşam hakkı tanımayacak bir işleyiş oturtacak

AKP milletvekillerinin imzasıyla Arşiv Araştırması ve Güvenlik Soruşturması’na ilişkin yasa teklifi geçtiğimiz hafta Meclis’e sunulmuş ve TBMM İçişleri Komisyonu’nda kabul edilmişti. Kamuda çalışacak personel için güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması koşullarını düzenleyen ve daha önce iki kez Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından iptal edilen düzenlemeyi AKP, ilk kez kod kanun, yani ayrı bir yasa teklifi olarak TBMM Başkanlığı’na sundu. Muhalefetin “fişleme” olarak nitelendirdiği düzenlemeyi AKP, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminde, Fethullah Gülen yapılanması ile bağlantılı olduğu iddia edilen kamu görevlilerinin oynadığı öne sürülen etkin rolü örnek göstererek savunuyor. AKP, komisyonda kabul edilen teklifi TBMM tatile girmeden önce Meclis’ten geçirmeyi planlıyor. İlk kez veya yeniden kamu hizmeti ve görevlerine atanacaklar hakkında yapılacak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması hükümlerinin yeniden düzenlenmesini içeren Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu Teklifi’ni Avukat Gülizar Tuncer ile Yeni Yaşam’dan Yadigar Aygün konuştu.

  • Daha önce de Meclis’e sunulan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması hükümlerinin yeniden düzenlenmesini teklifini AYM, iki defa neden iptal kararı vermişti? Bu kanun teklifi ile ilgili biraz bilgi verir misiniz?

Daha önce de iki kez bu konuda yasal düzenleme yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmişti. Kamu görevlileri hakkındaki güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına ilişkin ilk düzenleme, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sonrasında çıkarılan OHAL KHK’sıyla düzenlenmiş ve Anayasa Mahkemesi, CHP’nin açtığı davayı haklı bularak, kişisel veri niteliğindeki bilgilerin memuriyete girişte değerlendirmeye tabi tutulmasının Anayasa’ya aykırı olduğuna hükmetmişti. Ancak 18 Ekim 2018 tarihinde AKP tarafından TBMM Genel Kurulu’na sunulan torba yasaya “Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşları arşivlerinden ve elektronik bilgi işlem merkezlerinden bilgi ve belge almaya, ilgili kayıtlara ulaşmaya, Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından yürütülen soruşturma sonuçlarını, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar ile kesinleşmiş mahkeme kararlarını almaya yetkilidir” hükmü eklenmiş ve bu düzenlemeyle ilgili olarak da yine CHP’nin başvurusu üzerine AYM bir kez daha iptal kararı vermişti. AYM kararında, güvenlik soruşturması yapmakla görevli olanların bu bilgileri ne şekilde kullanacağına, hangi mercilerin soruşturma ve araştırmayı yapacağına, bu bilgilerin ne surette ve ne kadar süre ile saklanacağı gibi konulardaki belirsizliğe dikkat çekilerek elde edilecek verilerin kullanılmasına ilişkin keyfiliğe izin vermeyecek düzenleme yapılması zorunluluğuna vurgu yapılmıştı. Aslında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını, insan haklarına ve hukukun temel ilkelerine aykırılığı yönünden ele almak yerine, daha çok usul şartları yönünden ele alan ve pek çok eksikliği barındıran bir karardı bu. AKP de AYM’nin iptal kararı nedeniyle yeni düzenleme gereksinimi doğduğuna dikkat çekerek getirdiği teklifin gerekçesinde, düzenlemeye neden gereksinim duyulduğunu “…Ülkemizin çok yakın tarihlere anayasal düzene karşı terör örgütlerince işlenen suçların kamu görevlileri eliyle kamu güç ve kaynaklarına dayanılarak yapılabildiği, 15 Temmuz 2016 hain darbe girişiminde açıkça görülmüştür. Bu ise, demokratik toplum düzenini korumak için güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının ne kadar önemli olduğunu ortaya koymuştur…” şeklinde özetlemektedir. Yani bu tasarının altında da üstünde de yatan neden “iç düşmanlar” olarak görülenlere karşı yürütülecek savaştır.

  • Hukuka aykırı olarak kişisel verilerle ilgili sorgulama yapılamayacak deniliyor fakat OHAL ile birlikte yüzbinlerce insan bir gecede işsiz kaldı. Her sektörden muhalif insanlar uzaklaştırıldı. Bu tasarıya fişleme tasarısı diyebilir miyiz?

Bu tasarı “fişleme” tasarısından öte bir şeydir; çünkü fişleme dediğiniz olay fişlemekle sınırlı kalmayacak biçimde devamını getirmekle zorunlu oldukları pek çok hukuksuzluğu da içerecek ve kendilerinden olmayanlara yaşam hakkı tanımayacakları bir işleyişi oturtacaklar. Yani fişleme insanlara yaşatacakları zulmün başlangıcıdır. Özellikle OHAL sürecinde yüzbinlerce insan işsiz kaldı, onlara bağlı olarak yaşamlarını sürdüren milyonlarca insan da açlığa mahkum edildi. Aslında bir bütün olarak AKP iktidarı döneminde, ama özellikle de OHAL sürecinde güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması uygulaması bütün kamusal alanlara yayıldı ve devamında da giderek özel sektöre kadar uzandı.

Bugün artık bırakalım kamu kurum ve kuruluşlarını, özel sektör alanında iş başvurusu yapanlar için de devletin yönlendirmesiyle güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması uygulaması yapılıyor. Yani devlet özel sektöre yönelik plan ve programı da kendisi yaparak dolaylı biçimde onları da bu baskı politikalarına alet ediyor ve kendi yandaşları dışındaki “güvenilir olmayan” kişilere iş olanağı tanınmayacağını göstermiş oluyor. Üstelik bu fişleme dediğimiz olayın kapsamı o kadar geniş tutuluyor ki kişinin “sıhri hısımları” denilerek anne ve babasının, kardeşlerinin, eşinin akrabalarının hatta giderek sülalesindeki diğer fertlerin de dahil edildiği bir yelpazeye açılıyor. Üstelik bütünüyle AKP’ye teslim olmuş bugünkü yargı işleyişinde maalesef ki güvenlik soruşturması nedeniyle işe giremeyenlerin idare mahkemelerine yaptıkları başvurular da genellikle olumsuz sonuçlanıyor. Mahkemeler “suç ve cezanın şahsiliği” ilkesine aykırı biçimde, başvurucuların bırakalım kendilerini, yakınlarının dahi haklarında hiçbir dava veya soruşturma olmadığı halde, sırf bir “basın açıklamasına katıldığının tespit edildiği” veya “sendikalı” olduğu gerekçesiyle davaları reddetmektedirler. Dolayısıyla bütün bu haksız hukuksuz uygulamaların yasal dayanaklarının oluşturulduğu bir süreci düşünmek bile ürkütücü.

  • Teklif, Meclis’ten geçerse ne gibi olumsuzluklar doğuracaktır? Bu tasarının altında neler yatıyor?

T.C. Devleti’nin Osmanlı’dan devraldığı fişleme geleneğinin devamı olan ve çok eskiden beri var olan arşiv araştırmasında, kişinin adli sicil kaydının yanı sıra, kolluk kuvvetleri tarafından aranıp aranmadığına, hakkında bir tahdit olup olmadığına, kamu davasının açılmasının ertelenmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar ile hakkında daha önce kamu görevinden çıkarılma ya da kesinleşmiş memurluktan çıkarma cezası olup olmadığına bakılmaktaydı zaten. Ayrıca yapılan güvenlik soruşturmasında ise arşiv araştırmasındaki konulara ek olarak kişinin, görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili kolluk kuvvetleri ve istihbarat birimlerindeki olgusal verilerinin, yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişiğinin, “terör örgütleri” olarak adlandırılan örgütler veya organize suç örgütleriyle eylem birliği, irtibatı olup olmadığının tespiti amacıyla yapılıyordu zaten. OHAL sürecinde bu kapsam genişletilerek örgütlerle “iltisaklı olma” hali diye ne idüğü belirsiz bir tanım eklenmiş ve yargı organları da bu doğrultuda hukuk dışı kararlar vermişti. Elbette ki yürütmenin birimi gibi çalışan mahkemeler, yasal güvenceye kavuşturulmuş bir hukuk dışılıkta daha da olumsuz kararlar vereceklerdir.

Bugün için esas tehlikeli olan güvenlik soruşturmasına, kişinin eşi, çocukları ve birinci derece kan bağı olan akrabalarının yanı sıra “sıhri hısımları” yani, eşinin anne ve babasını, akrabalarını da dahil edilecek biçimde genişletilerek kendilerine muhalif gördükleri kesimleri topyekün biçimde cezalandırmak. Sonuçta işe alınmak dediğiniz olay basit bir sorun değildir; onca yoksulluğun, sömürünün olduğu bir ülkede kendilerinden olmayanlara ekmek yok diyerek onları yok saymaktır. Bu yanıyla bakıldığında, söz konusu yasa tasarısı bugüne kadar AKP-MHP ortaklığıyla Meclis’ten geçirilerek yasallaştıran infaz yasasından farklı değildir. AKP’nin bu zamana kadarki süreç içinde geliştirdiği baskı ve şiddet politikalarının bir devamı niteliğindedir. Bir bütün olarak toplumu sosyal, siyasal anlamda cendereye alan, muhalifleri ezen ideolojik anlayışın sonucudur.

Düzenleme ne içeriyor?

Teklif ile getirilen bazı önemli düzenlemeler şunlar;

  • Güvenlik soruşturması ve ya arşiv araştırması sonucunda elde edilen kişisel verilerin değerlendirilmesi ile görevli bir değerlendirme komisyonu oluşturulacak.
  • Arşiv araştırması, statüsü veya çalıştırma şekline bağlı olmaksızın, ilk kez veya yeniden memuriyete ve kamu görevine atanacaklar hakkında yapılacak.
  • Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve istihbarat teşkilatlarında çalıştırılacak kamu personeli, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalıştırılacak personel için ise arşiv araştırmasına ek olarak güvenlik soruşturmasına tabii olacaklar.
  • Arşiv araştırmasında, kişinin adli sicil kaydının yanı sıra, kolluk kuvvetleri tarafından aranıp aranmadığına, hakkında bir tahdit olup olmadığına, kamu davasının açılmasının ertelenmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar ile hakkında daha önce kamu görevinden çıkarılma ya da kesinleşmiş memurluktan çıkarma cezası olup olmadığına bakılabilecek.
  • Güvenlik soruşturmasında ise arşiv araştırmasındaki konulara ek olarak kişinin, görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili kolluk kuvvetleri ve istihbarat birimlerindeki olgusal verilerinin, yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişiğinin, terör örgütleri ve ya organize suç örgütleriyle eylem birliği, irtibatı olup olmadığının tespiti amacıyla yapılabilecek.
  • Güvenlik soruşturmasına, kişinin eşi, çocukları ve birinci derece kan bağı olan akrabalarının yanı sıra “sıhri hısımları” yani, eşinin anne ve babası da dahil edilecek.
Kaynak: Yeni Yaşam –Yadigar Aygün

İlginizi çekebilir