Brest Litovsk’da Barış – Tayfun Mater

Alman Orduları Doğu Cephesi karargahı Brest-Litovsk Kalesi’nde buluştular, üç ay aralıklarla süren müzakerelerde barışa imza atıldı, Büyük Savaş’ın Doğu Cephesi’nde silahlar sustu. Müzakerenin başrolünde Troçki vardı.

Brest-Litovsk kasabası savaşın başında Rus saldırılarıyla neredeyse yok edilmişti. Barış müzakereleri toplanmaya uygun, ayakta kalan tek yer olan Kale’de yapılacaktı. Heyetler Kale’nin ortasındaki pavyon ve kulübelere yerleştirildiler. Kalenin çevresi dikenli tellerle ve nöbetçilerle çevriliydi. Almanlar, özellikle Rusları sindirmek için müzakerelerin karargah olarak kullandıkları Kale’de yapılmasında ısrar etmişlerdi.

135 metre yüksekliğindeki, Rus yapımı Kale İkinci Dünya Savaşı’nda Almanlara karşı direnişi nedeniyle “Kahraman Kale” unvanını alacaktı.

Brest-Litovsk görüşmeleri 9 Aralık 1917’de başladı. Heyetler birbirlerinin güçlerini ölçerek iki hafta geçirdiler. Almanya, Avusturya-Macaristan, Osmanlı imparatorlukları ve Bulgaristan Krallığı temsilcilerinin oluşturduğu Heyetler ile Rus Heyeti öğle ve akşam yemeklerini birlikte yiyor, karşılıklı nezaket ziyaretleri yapıyorlardı.

19 Aralık’ta Bolşevikler  Almanca bastıkları Meşale adlı gazeteyi proleter devriminin propogandası için Alman siperlerine dağıtırken, askerlerini terhis ettiler, Rus ordusunu da dağıttılar, Alman ve Avusturya esirlerini serbest bıraktılar.

Çarlığın devrimle yıkılmasıyla iktidarda yaşanan radikal değişim Fransa ve İngiltere için de çok anlaşılır değildi.

Devrim

Heyetlerin buluşma tarihi Ekim devrimin ilk aylarına denk geliyor.

7 Kasım’da gerçekleşen Ekim Devriminden iki hafta sonra Bolşevik hükümet savaş halinde olduğu Almanya’ya barış önerdi. Aslında Birinci Dünya Savaşı ortamında iki ana cephede savaşan Almanya için bu teklif rahatlatıcı olabilecekti. Ne var ki Almanya kararsız kaldı, Barış önerisi cevapsız kaldı.

İngiltere ve Fransa müttefik cephesinde birlikte oldukları Rusya’nın kendilerinden ayrılmasına büyük tepki gösterdi. Oysa artık devrim yaşayan topraklarda çarlık yıkılmış, Bolşevikler iktidarı barışı da hedefleyerek ele geçirmişti.

Aslında yeni iktidarda da savaştan yana olanlar vardı. Bolşevik hükümet halka savaşı bitirme sözü verdiği için kararlı bir politika yürüterek savaşın devamından yana olan komuta kademesini değiştirdi. Başkomutanlığa çar ordusunda başçavuş olan Krilenko getirildi.

Troçki

 

 

 

 

 

 

 

Brest-Litovsk antlaşması ve görüşmeleri denince ilk akla gelen isim Troçki’dir. Heyete başkanlık eden Troçki devrimden sonra kurulan Lenin başkanlığındaki Bolşevik Hükümette Dışişleri Komiseri olmuştu.

Ne var ki dışişlerine hakim olabilmesi için haftalar gerekti. Sonunda Bakanlığın kasalarını zorla açtırdığında savaş sırasında yapılan müttefiklerle yapılan gizli antlaşmalarla karşılaştı, anlaşmaları yayınladı.

Bu anlaşmaların en önemlilerinden biri de İstanbul’un Rusya’ya verileceğini imza altına alandı.

Erzincan mütarekesi

Brest Litovsk’da başlayan barış müzakereleri yaşanan bu sürecin sonucuydu.

3. Ordu Kurmay Başkanı Kurmay Albay Ömer Lütfü Bey’in başkanlığındaki Osmanlı heyetiyle ve Sovyet heyetiyle 15 Aralık 1917’de Erzincan-Refahiye yolu üzerinde biraraya geldiler.

Üç gün süren müzakerelerden sonra 18 aralık 1917’de 14 maddelik Erzincan mütarekesi imzalandı.

Bu Kafkas cephesindeki savaşları sona erdiren ve orduların bulundukları yerde kalmasını öngören bir ateşkesti.

Brest

Troçki devrimden iki ay sonra 27 Aralık’taki toplantı için Brest-Litovsk’a hareket etti. Orada olmaktan o kadar da memnun değildi. Isaac Deutscher’in General Hoffman’dan aktardığına göre memnuniyetsizlikte yalnız da değildi.

“Troçki geldikten sonra  konferans salonu dışındaki ilişkiler kesildi. Troçki yemeklerin heyetlerin bulunduğu dairelere getirilmesini istedi ve genel olarak bütün özel ilişkileri ve eğlenmeleri yasakladı.”

İlk günler Ukrayna, Polonya ve Baltık ülkelerini ilgilendiren self-determinasyon tartışmalarıyla sürdü. Alman tarafının barış istemediği, tam bir teslimiyetten yana olduğu ortaya çıkmıştı.

Sovyet hükümetinin tek amacı vakit kazanmak, barış amacını tüm dünyaya anlatmak, Avrupa’daki devrimci durumu görmek ve düşman hükümetlerinin düşüncelerini anlamaktı.

Tartışma uzarken Troçki aradaki derin aykırılığın nedenini hatırlattı; kendisinin savaş karşıtlığından Alman Mahkemesi’nce verilen hapis cezasıyla da tescil edildiğini söyledi.

“Toprakları işgal edilmiş bir ülkenin kendi kaderini tayin hakkını kullanmasının mümkün değildir. Başlangıç olarak adı geçen topraklarda yabancı askerler çekilmelidir.”

Troçki’nin  müzakereler sırasında yaptığı hararetli konuşmalardan birinde Alman Generali Max Hoffmann’ın  çizmesini konferans masasına dayayıp Sovyet delegelerine kapıyı gösterdiği de söylenir.

Lenin, müzakereler öncesi Troçki’yi  uyarıyor:  “Onlarla oynama! Ne kadar kötü olursa olsun ilk sunulan anlaşmayı imzala, yoksa daha kötüsünü imzalamak zorunda kalacağız.”

Albert R. Williams, … “Lenin yine haklıydı,” diye yazıyor, Lenin’in Kişiliği ve Çalışması başlıklı makalesinde “Ruslar, ‘haydutların’, ‘eşkıyaların’ Brest- Litovsk barış antlaşmasını imzalamaya zorlanmışlardı “.

Dönüş-Gidiş-Dönüş

Troçki 5 Ocak’ta görüşmelere ara  verilmesini istedi, Petrograd’a döndü. Petrograd’da Bolşevik Partisi Merkez Komitesi ikiye bölünmüş, Troçki’nin oyu tayin edici hale gelmişti.

Aslında Bolşevik yönetimde  esas olarak Lenin barıştan yanaydı, Alman isteklerinin kabulünü savunuyordu. Kendisiyle aynı görüşleri savunan etrafında sadece Stalin ve birkaç kişi daha vardı.

Bu nedenle de Troçki’nin “ne savaş, ne barış” gibi açıklanabilecek tezi partide kabul görmekte pek zorlanmadı.

Troçki Ocak ortasında barış müzakerelerinde  Sovyet Heyeti’ne başkanlık yapmak üzere tekrar Brest’e gitti, müzakereler sonuçlanmayınca, yeniden Petrograd’a geri döndü.

Almanlar da 17 Şubatta saldırıya geçtiler. Rus ordusu dağıtıldığı için de ilerlememeleri imkansızdı. Almanlar öncekine göre çok daha ağır şartlar öne sürüyordu, Alman ilerlemesi petrograd’ı tehdit eder hale geliyordu. Troçki kararsızdı; kimi oylamalarda “evet” kimlerinden “hayır” dedi.

Merkez Komite 23 şubatta Alman şartlarını kabul etmeye karar verdi. Lenin ve Stalin  kazanmıştı ama tartışmaların etkisi 20 yıl sonraki Moskova Duruşmaları’nda ortaya çıkacaktı.

İmzalar atılıyor

Antlaşma 3 Mart 1918’de Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti ile Alman İmparatorluğu, Avusturya Macaristan İmparatorluğu, Osmanlı imparatorluğu ve Bulgaristan krallığı arasında imzalandı.

İmzalayanlar

Richard von Kahlmann, Dışişleri Bakanı, Alman İmparatorluğu

Konnt Czernin, Dışişleri Bakanı, Avusturya İmparatorluğu

Andrea Tosheff, Viyana Büyükelçisi (Bulgaristan Krallığı)

İbrahim Hakkı Paşa, Ayan Meclisi, Osmanlı İmparatorluğu

Talat Paşa, Sadrazam, Osmanlı İmparatorluğu

Grigori Sokolnikov Bolşevik Partisi MK üyesi, Sovyet Rusya

Lev Karakhan, Sovyet Rusya

Georgiy Çiçerin, Dışişleri Bakan Yardımcısı, Sovyet Rusya

Grigory Petrovski, Sovyet Rusya

Anastasia Alekseevna Bitsenko, Sovyet Rusya

Brest- Litovsk antlaşmasını imzalayanların biri kadındı, kalanı da erkek: Anastasia Alekseevna Bitsenko. 2020’de halen barış görüşmelerinde kadınların katılımının konuşulduğu, bu katılın hala bir mücadele konusu olduğu bir dünyada yaşadığımızı hatırlarsak 1918’de Bitsenko’nun Sovyet heyetinde yer almasına özel bir kıymer biçmek gerekir.

Anastasia Alekseevna Bitsenko (1875-1938)

Rus devrimci. Sol Sosyalist-Devrimci Parti (SR) üyesi. İlkokul öğretmeni. Partisi mücadeleye verdiği hizmetler nedeniyle onu Brest Litovsk barış görüşmelerinde delegasyonda görevlendirerek onurlandırdı. Adı, 1905’te Çarlık Rusyası Savaş Bakanı Viktor Sakharov’ü öldürmesiyle duyuldu. Yargılandı, idam cezasına mahkum oldu. Cezası ömür boyu hapse çevrilince SR üyesi beş kadın yoldaşıyla birlikte Sibirya’ya sürüldü. Altı kadın 11 yıllık hapislikten Şubat Devrimi sonrası serbest kaldı.

Bolşevik Partisi’ne her zaman muhalifti. Lenin’in ölümü sonrası Stalin döneminde “terör örgütü üyeliği”nden yargılandı, ölüme mahkum oldu, 16 Haziran 1938’de kurşuna dizildi. 1961’de itibarı iade edildiğinde artık yaşamıyordu.

Troçki Brest Litovsk’a gitti, geldi, gitti geldi, imzada bulunamadı.

Antlaşma uyarınca Finlandiya, Baltık ülkeleri, Polonya, Ukrayna ve Kırım Rusya kontrolünden çıktı. Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı imparatorluğunun kaybettiği Doğu Anadolu bölgesi (Sarıkamış, Erzincan, Trabzon, Erzurum gibi) Rusya işgalinden kurtuldu.

Görüşmelerde “Ermeniler” de bir konuydu, ancak, anlaşmanın konusu olamadılar. Osmanlı heyetinin başının dönemin sadrazamı Talat paşa olduğunu da hatırlayalım.

Antlaşmanın imzalanmasından iki hafta geçmeden Almanlar Kiev’i, Ukrayna’nın büyük kısmını, Avusturyalılar Odessa’yı işgal etti.

Sonuçta Lenin’in barışın gerekliliği öngörüsü doğru çıktı, silahlar sustu; en başından beri savaşın ne pahasına olursa olsun bitirilmesinden yanaydı ve haklı çıkmıştı.

Troçki Brest Litovsk’a imzaya gitmemişti. Antlaşma onun için bir yenilgiydi. Dışişlerini bırakıp savaş komiseri oldu. “İşçilerin ve köylülerin Kızıl Ordusu”nu yarattı. İç savaşın sonunda 1922’de Troçki’nin Kızılordusu 5 milyonluk bir güce erişmişti.

Bu antlaşmayla Büyük Savaş’ın Doğu Cephesi sona erdi. Batı Cephesi’ndeki savaş ise sekiz-dokuz ay sonra, 1918 yılı bitmeden Alman İmparatorluğu’nun müttefiklere teslim olmasıyla sona erdi. Sovyetler de kaybettikleri toprakları geri aldı.

Troçki de Biteski’den iki yıl sonra 1940’ta Meksika’da öldürüldü. Sovyet Heyeti’nden Lev Karakhan 1937’de Büyük Temizlik’te (Great Purge) idam edildi. Grigory Sokolnikov 1939’da üç yıldır tutulduğu Gulag’daki hapishane hücresinde öldürüldü. Çiçerin 1936’da öldüğünde Stalin’in emriyle görkemli bir törenle toprağa verildiyse de adı Komünist Parti tarihinden çıkarıldı. Petrovski 1958’de öldüğünde Kremlin Duvarı’na gömüldü, Ukrayna’daki heykeli 2016’da yıkıldı.

Talat Paşa da 1921’de Berlin’de sokakta öldürüldü.

Brest-Litovsk barışının da ömrü uzun olmadı. O günün “Büyük Savaş”ı, üzerinden çeyrek asır bile geçmeden bir büyük savaş daha yaşanınca Birinci Dünya Savaşı adını aldı.

Kaynak: BİANET

İlginizi çekebilir