Bizlerin özgürlük şarkıları dünyanın bütün dilllerinde ve gökkuşağının tüm renklerinde olacak – Asya Erdal

Zorunlu hormon tedavileri, tecavüzler ve akıl hastanelerine kapatılma gibi saldırılar artık geride kalmıştır. Fakat patriyarkal saldırılar, güvencesizlik, yoksulluğa terk edilme hali, nefret cinayetleri ve daha pek çok saldırı aynı barbarlığıyla sürmektedir.

17 Mayıs Uluslararası Homofobi, Bifobi ve Transfobi Karşıtlığı Günü. Dünyanın her yerinde mücadeleyi büyütmek ve “buradayız” demek için pek çok LGBT-i plus, homofobiye karşı ses çıkarıyor ve nefret suçlarına dikkat çeken bir dizi etkinlik düzenliyorlar.

Pek tabi eşitlik, adalet, hürriyet ve insanlık adına sözü olan ve toplumun tüm dezavantajlı kesimleri için eşit ve özgür bir yaşam hayal eden tüm kesimler de LGBT-İ plus bireylerin varoluş mücadeleleriyle dayanışmaktan geri durmuyorlar. Ülkemizin pek çok yerinde 17 Mayıs için kaosGL, Pembe Hayat vb dernekler etkinlikler düzenlerken, pek çok feminist örgüt, insan hakları derneği ve pek tabi siyasal partiler ve devrimci örgütler, homofobi karşıtı mücadeleye dün olduğu gibi bugün de omuz veriyorlar.

Çünkü hepimiz biliyoruz ki şu karanlık dünyada gerçek eşitlik yalnızca hepimize yeten bir özgürlük şarkısıyla mümkün olacak. Ve elbetteki bizlerin özgürlük şarkıları dünyanın bütün dillerinde ve gökkuşağının tüm renklerinde vuku bulacak.

İşte bu hepimiz için özgürlük ve eşitlik şarkılarının kendine bir durak daha kattığı, umutlu güzel günlere bir adım daha yaklaştığımız tarihlerden birisidir 17 Mayıs.

Esasen 17 Mayıs 1990 tarihinin önemi Dünya Sağlık Örgütü’nün cinsel yönelim ve kimlik farklılıklarını en nihayetinde hastalık olmaktan çıkarmasında düğümlenmektedir. Pek tabi bu bir lütuftan ziyade LGBT-İ plus mücadelesinin onlarca yıldır verdiği kavganın sonuç ve kazanımlarından biri olarak okunması gereken bir karardır. İşte bu tarihte, dünyadaki pek çok LGBT-İ plus birey o tarihe kadar uğradıkları saldırıların bir kısmını sonsuza kadar bertaraf edip, pek çok çağ dışı uygulamayı tarihin çöplüğüne gönderecek bir kazanımla biraz olsun rahat nefes almaya başlamışlardır. Aslında Amerikan Psikiyatri Derneği 1973 yılında bu kararı vermiştir, lakin bu kararın Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından da kabul edilmesi ancak 1990 yılına tekabül edebilmiştir. Buna sebep olan da kuzey ve güney yarım kürede LGBT-İ plus mücadelesinin yükselmesi olmuştur.

Fakat söylemekte yarar vardır ki, bu kazanımların elde edildiği tarihlere gelinceye kadar geçen süre zarfında okulda, iş yerinde, kampüste, sokaklarda ve evlerde yükselen patriyarkal sarmalın ağırlığının altında varolmaya çalışan tüm LGBT-İ plus bireyler dünyanın pek çok yerinde “hastalıklı” ilan edilmişler ve bilimsel olmamakla beraber insan haklarını da alenen ihlal eden onlarca uygulamaya maruz bırakılmışlardır. 1990 da vücut bulan kazanımlar evvelinde tümüyle insan hakları ihlali olan hormon tedavilerinden “iyileştirme” tecavüzlerine varana pek çok insanlık dışı saldırı LGBTİ bireylere yönelmiş ve pek çoğunun ruhsal ve fiziksel sağlığı, devlet ve devletin sağlık kurumları eliyle tarumar edilmiştir. Fakat yükselen mücadeleyle 1990 yılında tüm bu uygulamalar yasaklanır bir hal almış ve cinsel yönelim farklılığı ile hayatta kalmaya çalışan tüm bireylerin yaşam hakkı bir nebze de olsa güvence altına alınmıştır. İşte bu güvence ve kazanımın tarihi olan 17 Mayıs Uluslararası Homofobi, bifob, ve transfobi  ile mücadele günü olarak kutlanmaya başlamıştır.

Bugüne geldiğimizde evet zorunlu hormon tedavileri, tecavüzler ve akıl hastanelerine kapatılma gibi saldırılar artık geri de kalmıştır. Fakat patriyarkal saldırılar, güvencesizlik, yoksulluğa terk edilme hali, nefret cinayetleri ve daha pek çok saldırı aynı barbarlığıyla sürmektedir. Bu yüzden dün, bugün ve yarın nefret suçlarına karşı ses çıkarmak ve homofobi karşıtı mücadeleye omuz vermek halen büyük önem ve anlam ifade etmektedir.

Bizler bunun bütün manalarının farkındayız. Zira Rita Hester’ın çığlığı hala kulaklarımızda. Hande Kader’in bakışları kör olmayan bütün vicdanları deldi ve yerle yeksan etti çağımızı. Fakat hiç şüphemiz de yok. Mücadele, dayanışma ve direniş toplumun tüm dezavantajlı kesimleri için özgür ve eşit bir dünya yaratacak! Ve bizler o güzel ve onurlu günlere yürürken hangimizin ayağına taş değse kaldırmaktan, hangimizin kirpiği yere düşse rüzgar olup o kirpiği göğe uçurmaktan asla yorulmayacağız.

Bizler, toplumun tüm dezavantajlı kesimlerini nefrete karşı gökkuşağından şemsiyelerle sakınmak isteyenleriz. Bugün ve daima, yanınızdaydık ve hep yanınızda olacağız!

Uluslararası homofobi, bifobi ve transfobi karşıtlığı günü kutlu olsun!

Kaynak: SİYASİ HABER

İlginizi çekebilir