Bilirkiş raporu: ‘Murat Dağı’na maden olmaz’

Murat Dağı’nda açılması planlanan altın ve gümüş madeniniyle ilgili bilirkişi raporunda; tarımsal üretim, gıda güvenliği ve insan sağlığını tehdit edecek riskler olduğu belirtildi.

Türkiye’nin endemik bitki ve orman örtüsü açısından zengin dağlarından biri olan Murat Dağı’nda planlanan maden projesine ilişkin bilirkişilerden “siyanür” uyarısı geldi.

Ege’nin en yüksek dağı olan ve Türkiye deprem haritasına göre 1. derecede tehlikeli deprem bölgesi içerisinde yer alan Murat Dağı’nda Anadolu Export Maden A.Ş. firması tarafından planlanan altın-gümüş madeni projesi için “ÇED Olumlu” kararı verilmişti.

Bölge baroları ve yurttaşlar konuyu yargıya taşıdı. Kütahya İdare Mahkemesi’ne ulaşan ve 9 uzman tarafından hazırlanan 119 sayfalık ayrıntılı raporda maden projesinin yaratacağı risk ve tehditlere dikkat çekildi.

‘ORMANLARI SADECE ODUN DEĞERİ OLARAK GÖREN DÜŞÜNCE…’

Raporda proje nedeniyle Orman İdaresi tarafından belirlenen 354 hektar işletme alanında kesilecek ağaç sayısının 190 bin 89 adet olacağı belirtildi.

Uzmanlar kesilmesi öngörülen ağaçların parasal karşılığı için verilen 200 milyon TL hesabını sert bir şekilde eleştirerek “Ağaçlardan elde edilen gelirin ne kadar küçük kaldığının gösterilmesini sağlamaya ve ormana verilecek zararın çok küçük bir değer olduğu algısını yaratmaya yönelik olduğu değerlendirilmektedir. Bu tür değerlendirmeler ise orman ekosistemini sadece ağaç varlığı ve ekonomik bakımından sadece odun değeri olarak gören düşüncenin ürünüdür. Ormanın ekosistem hizmetleri ise ne yazık ki göz ardı edilmektedir” ifadelerini kullandı.

Uzmanlar “Yukarıda açıklandığı üzere kesilecek ağaç sayısı ve dikili ağaç hacmi öngörülerinin açık üstündedir” dedi.

‘BİNLERCE YILDA OLUŞAN ORMAN EKOSİSTEMİN TEKRAR ESKİ HALİNE GELMESİ 50 YILI BULACAK’

Raporda “projenin ekonomik ve sosyal boyutları” kısmında binlerce yılda oluşan ekosistemin tamamen yok edileceği uyarısı yapılarak şu tespite yer verildi:

“Yapılacak hesaplamalarda maliyet olarak doğaya verilen zarar, binlerce yılda oluşmuş bir ekosistemin tamamen yok edilmesi, arazi topoğrafyasında meydana gelen değişikliklerinin doğal yapıya etkileri, tekrar eski durumunu alıncaya kadar geçen zamanda orman ekosisteminden yapıya etkileri, tekrar eski durumunu alıncaya kadar geçen zamanda orman ekosisteminden beklenen odun üretimi ve diğer ekosistem hizmetlerinden mahrum kalınması konuları dikkate alınmamaktadır.”

Raporda “Mevcut orman ekosisteminin eski haline gelmesi 50 yılı bulacaktır” diye de belirtildi.

‘AÇIK MADEN OCAKLARI BESİN ZİNCİRİNİ BOZUYOR’

“Genel olarak açık maden ocaklarının doğaya etkileri” başlıklı bölümde ise açık maden ocaklarının yarattığı risk ve tehditler için şu ifadeler yer aldı:

“Genel bir değerlendirme yapılacak olursa açık maden ocağı işletmelerinde öncelikle toprağı koruyucu fonksiyonu olan bitki örtüsü tahrip edilir ve böylece bölgedeki doğal madde döngüsü ve besin zinciri bozulmuş olur. Açık ocağın yer aldığı sahanın ve çoğunlukla komşu sahaların da su dengeleri özellikle yeraltı ve yer üstü suları açısından az ya da çok etkilenir.”

Uzmanlar projede kullanılacak patlayıcıların binalarda hasar ve zamanla çatlaklara neden olacağına dikkat çekerek “Patlayıcıların çıkardığı sesin insan ve çevredeki diğer canlılar üzerinde olumsuz etkisi söz konusu olacak” dedi.

‘AĞIR METALLER SUYA KARIŞTIĞINDA TELAFİSİ MÜMKÜN OLMAYAN ZARARLAR OLUŞACAK’

Uzmanlar “Riskler içinde işletmede yüksek oradan kullanılacak siyanür ile ilgilidir” değerlendirmesinde bulunarak diğer risk ve tehditler hakkında şu uyarılarıda bulundu:

“İkinci risk ise üretim sırasında uygulanacak işlemlerin sırasında altını ve gümüş yanında topraktaki cıva, nikel, arsenik, antimon, krom, kurşun gibi diğer minarellerin de çözülerek açığa çıkma riskidir. Dava konusu işletmede HCI asit ile minareller çözüldükten sonra sadece altın ve gümüş alınıp diğer toksik ağır metalleri içeren atıklar barajlarda depolanacaktır. Ancak barajlarda toplanan çok riskli kimyasal karışımın yeraltı ve yerüstü sularına öngörülen ya da görülemeyen nedenlerden karışması durumunda telafisi mümkün olmayan zararlar oluşturması söz konusudur.”

‘AĞIR METALLER TARIMSAL ÜRETİM, GIDA GÜVENLİĞİ VE İNSAN SAĞLIĞINI TEHDİT EDECEK’

Maden projesinin tarımsal üretim, gıda güvenliği ve insan sağlığını tehdit edebilecek riskler içerdiği belirtilen raporda şu ifadeler yer aldı:

“ÇED raporunda ve proje tanıtım dosyasının incelenmesinden çalışma sahasında atık depolanan barajlarda cıva, nikel, krom, arsenik, kurşun gibi ağır metallerinden kaynaklanan riskler konu edilmemiştir. Bu kirlenmenin yan dereler ve yeraltı suları ile yakın çevredeki tarım alanlarına, Gediz havzasının kaynağı olması nedeniyle tüm havzanın tarım topraklarına taşınması olasıdır. Bu durum tarımsal üretim, gıda güvenliğini ve insan sağlığını tehdit edebilecek riskler içermektedir. Mevcut ÇED raporu bu konularda yeterli değerlendirmelere sahip değildir. Bu gerekçelerle dikkate alınarak tarımsal çevre açısından Murat Dağı üzerinde bulunan ruhsat sahası için verilen “ÇED Olumlu” kararının uygun olmadığı değerlendirilmektedir.”

‘PROJENİN ORMAN, TARIM, YER ALTI VE YER ÜSTÜ SULARI ÜZERİNDE OLUMSUZ ETKİLERİ OLACAK’

Raporda uzmanlık alanlarına göre yapılan değerlendirmelerde yer alan tespitler ise şöyle:

Orman Mühendisliği açısından:

-Gerek projenin gerçekleştirileceği yerin gerekse etki alanının insan sağlığı, orman ve bitki varlığı, hayvanlar, yer altı ve yüzey suları, tarım alanları ve çevre üzerinde olumsuz etkilerinin olacağı, bu etkilerin alınacak önlemlerle mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olmadığı sonucuna varıldığı,

‘ALINACAK TEDBİRLER YETERİNCE GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURULMAMIŞ’

Kimya bilimi açısından:

-Olumlu kararı olan ÇED raporunun, işletme faaliyeti sırasında ve tamamlandıktan sonra çevreye, insanlara, hayvanlara, havaya, suya ve toprağa verilecek zararı yukarıda açıklanan gerekçelerle dayalı olarak özellikle de ağır metal kirlenmesi ve yaygın etkileri açısından yeterince ele almadığı, bunun sonucu olarak teknolojinin gerektirdiği bütün tedbirleri yeterince göz önünde bulundurmadığı kanaatinin oluştuğu,

UZMANLAR: ÇED OLUMLU RAPORUNUN İPTAL EDİLMESİ DOĞRU VE YERİNDE OLACAK

Biyoloji bilimi açısından:

-Flora ve fauna birimleri için bilirkişi raporunda verilen detaylı gerekçeler dikkate alınarak Murat Dağı üzerinde bulunan ruhsat sahası için verilen “ÇED Olumlu” raporunun iptal edilmesi doğru ve yerinde olacaktır. Böylelikle dar yayılışı endemikler korunmuş olurken, flora ve fauna açısından telafi edilemez kayıpların ve geri dönüşümü olmayan biyotik ve abiyotik özellikli ekosistem bozulmalarının önüne geçilmesinin sağlanacağı.

PROJE DOKUZ BİLİM DALINA GÖRE UYGUN DEĞİL

Raporda yapılan uyarı, tespit ve değerlendirmelerden sonra uzmanlar projenin dokuz bilim dalı açısından uygun olmadığını belirterek sonuç kısmında şu ifadelere yer verdi:

“Ayrı bilim disiplinlerinde inceleme ve değerlendirmelerini yapan bilirkişi heyetimizce dava konusu “Kütahya ili Gediz ilçesi Karaağaç Köyü mevki sınırlarında Anadolu Export Madencilik  tarafından yapımı planlanan “Yıldız altın gümüş madeni kapasite artırımı cevher zenginleştirme tesisi ve kırma eleme tesisi” projesine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın “ÇED olumlu” kararının harita mühendisliği açısından koordinatları onaylanan keşif ve ilgili bölümlerde yer alan açıklamalar bağlamında biyoloji bilimi, kimya bilimi, çevre mühendisliği, harita mühendisliği, hidrojeoloji mühendisliği, jeoloji mühendisliği, maden mühendisliği, orman mühendisliği ve ziraat mühendisliği açısından uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.”

Kaynak: Artı Gerçek – Rıfat DOĞAN

İlginizi çekebilir