Beşik Afrika güzergah farklı

Homo Sapiens’in Doğu Afrika’dan tüm dünyaya yayıldığı tezi yeni bir araştırma ile çürütülürken, insanların bilinenden daha eskilerde var olduğu ve farklı bir güzergah izlediği sanılıyor

Fas Cebel İhrud’da onlarca yıl süren ve 2004 yılında yeniden başlatılan çalışmalar sonucunda, bölgedeki insan türünün günümüz insanıyla benzer özellikler taşıyan bir Homo Sapiens türü olduğu tespit edildi. France Info’ya konuşan Fransız paleantropolog Jean-Jacques Hublin, son çalışmalarının günümüz insan türü olan Homo Sapiens’in tarihi ve gelişim sürecine dair bilinen tezleri değiştirdiği görüşünde. Günümüzden 300 bin yıl öncesine kadar tarihlendirilen Cebel İhrud’da yaşayan insanların primitif özelliklerinin yanı sıra günümüz insanına çok yakın olduğunu vurgulayan Hublin, bunun günümüz insanının Doğu Afrika’dan çıktığına dair teze alternatif oluşturduğunu kaydetti. Ancak bunun insanlığın beşiğinin Fas olduğu anlamına gelmediğine dikkat çeken Jean-Jacques Hublin, buna karşın Afrika’daki farklı insan topluluklarının bu kıtada insanlığın evrimine dair sürecin parçaları olduğunun söylenebileceğini ifade etti.

İklim değişimi dolaşımı tetikledi

Bu evrim sırasında söz konusu insanların başta beyinlerinde olmak üzere bir değişimin yaşandığını kaydeden Hublin, aynı dönemde Afrika’yı batıdan doğuya ikiye bölen Sahra Çölü’nün ise geçişleri kolaylaştıracak şekilde yoğun yağış aldığını belirtti. Hublin’e göre, Sahara’daki iklimsel dönüşüm bundan 300 bin yıl önce kıta içindeki dolaşımı kolaylaştırıyordu. Bu sayede Afrika kıtası içindeki farklı toplulukların birbirleriyle kontak kurabildiğini savunan Fransız paleantropolog, “Kimi bireyler bir gruptan diğerine geçti veya kimi topluluklar diğer bazı toplulukları içerisinde eritti.

Yine yaratıcılık konusunda bir paylaşım olduğunu gördük, bazı aletlerde örneğin. Yine doğal seleksiyonun belirlediği bazı faydalı genetik mütasyonlar da oldu” diye konuştu. Hublin’e göre günümüz insanında herkeste bulunan en az 80 ortak gen türü tespit edilirken, bu duruma başta Neandertaller olmak üzere diğer insan türlerinde rastlanmıyor. Ayrıca gen mutasyonlarının Afrika’nın farklı bölgelerinde ve tarihsel süreç boyunca gerçekleştiği; yine bu mutasyonların Homo Sapiens türünün henüz tüm Afrika’ya ve sonrasında tüm dünyaya yayılmasından önce gerçekleştiği savunuluyor.

Afrika’da yeterince fosil yok

Öte yandan, günümüz insanının geçirdiği evrimin daha doğru anlaşılabilmesi için çıkış noktası olan Afrika’da daha fazla paleontolojik araştırmaya ihtiyaç duyuluyor. Homo Sapiens’e ilişkin bilinenlerin büyük kısmı sadece Afrika’daki 12 insan fosiline dayanıyorken, günümüz insanının aslında çok geç tarihlerde ulaştığı Avrupa’da bile bunun kat kat fazlası fosil elde bulunuyor. Uzmanlar, Avrupa’nın doğusu, güneyi ve kuzeybatısında bulunan fosillere ek olarak kıtanın diğer bölgelerinde yapılacak yeni keşifler sayesinde Homo Sapiens’in Afrika’da oluşumu, oradan çıkarak diğer kıtaları yaşam alanı haline getirmesine dair güzergahların tespitinin de kolaylaşbileceğini tahmin ediyor.

Farklı türlerin genetik karışımı

Fas’ta veya diğer ülkelerde yapılan araştırmalarda ulaşılan bir diğer sonuç ise, Homo Sapiens’in günümüzden 300 bin yıl kadar önce Afrika kıtasında yaşayan tek insan türü olması. Bu durum Avrupa ve Asya kıtasında Neandertaller ile Homo Sapiens’lerin aynı anda var olmasına benzetiliyor. Son olarak 2015 yılında Amerikalı paleantropolog Lee Rogers Berger tarafından Güney Afrika’da günümüzde 236 bin ile 335 bin yıl önce yaşadığı tahmin edilen bir insan türü olduğu tezi ortaya atılmış ve bu türe ‘Homo Naledi’ adı verilmişti. Tıpkı Neandertal insanıyla olduğu gibi Homo Sapiens’in Homo Naledi ile de karışım içine girdiği ve genetik paylaşımının olduğu anlaşılıyordu.

Sosyal ve kültürel etkileşim

Araştırmalarda dikkat çeken bir diğer nokta ise, özellikle günümüzden 40 bin ila 300 bin yıl önceki dönem boyunca Afrika’da Orta Taş Çağı denilen dönemde kullanılan türden aletlerin ortaya çıkmış olması. Yeni tekniklerin günümüzden 100 bin yıl öncesinden itibaren ortaya çıktığını savunan Jean-Jacques Hublin’e göre, benzeri metotların birbirinden çok uzak bölgelerde aynı dönemlerde görülüyor olması ilginç. Hublin, Güney Afrika ile Ortadoğu ülkelerinde aynı dönemlerde süs takısı olarak kullanıldığı varsayılan kabukluların bulunmasının, var olan sosyal ve kültürel karmaşıklığın kanıtı olduğunu da savunuyor. Buna karşın örneğin farklı bölgelerde yaşadığı tespit edilen Neandertal gruplarında söz konusu benzerlikler görülemedi.

Kaynak: Yeni Yaşam

İlginizi çekebilir