Atilla Dorsay – Cem Erciyes

80’li yıllarda yetişenler sinemayı biraz da Atilla Dorsay’ın yazıları ve programlarıyla öğrendi, sevdi. Altmış yıldır sinema yazarlığını sürdüren Dorsay bu nedenle sinema sevgisinin simge isimlerinden biridir.

Atilla Dorsay’ı seviyor ve çok önemsiyorum. Çünkü kimliğimizin oluşmasına katkıda bulunmuş, kültür dünyamızın kendine özgü kişiliklerinden birisidir. Sinema sevgisinin, sinema bilgisinin oluşmasında, yaygınlaşmasında, sinema yazarlığının bir meslek olarak kendini gösterebilmesinde onun kadar emeği olan başka kaç kişi vardır, bilmiyorum. Ben kültür sanatın abc’sini Cumhuriyet’in ilgili sayfalarından alan bir kuşaktanım. Dolayısıyla bizim biricik sinema yazarımız Atilla Dorsay’dır. Dorsay’ın 1966’dan 1993 yılına kadar aralıksız yazdığı Cumhuriyet’teki yazıları, bütün bir 80’ler boyunca ve 90’ların başında benim için hazine değerindeydi. Sinema yazısı okumak film seyretmekten bağımsız, başlı başına bir keyifti. Bunun etkisiyle olmalı, 80’li yıllarda okuduğum ilk sinema kitabı da Atilla Dorsay imzasını taşıyordu. Yurtdışı festivallerinde, özellikle Cannes’da dünya sinemasının devleriyle yaptığı röportajları içeren ‘Yüzyüze’. Sanıyorum bu röportajlarını daha sonra başka kitaplarına aldı, şimdi bu kitabın yeni baskısı yok.

2014 yılında TÜYAP Kitap Fuarı’nda Onur Yazarı olan Atilla Dorsay için Faruk Şüyün’ün hazırladığı ‘Renkli Sinemaskop Hayat’ adlı kitaptan öğrendiğime göre, sinema yazarlığına küçük yaşta merak sarmış. Ama mesela 70’lerde ilk adımını attığı uluslararası festivalleri aksatmadan takip etmeye, sevilen televizyon ve radyo programları yapmaya başlaması 80’lerde gerçekleşiyor. İşte özellikle bu yıllardan itibaren Atilla Dorsay, Türkiye’de sinefilliğin simge isimlerinden biri olarak kabul görüyor.

Biz sinema kültürünü İstanbul Film Festivali’nden ve devlet televizyonundan aldık. Rekin Teksoy’un ve Atilla Dorsay’ın hazırladığı sinema programları sinema tarihini tanımamızı ve sevmemizi sağladı. Posta Arabası gibi kovboy klasikleri, Viva Villa gibi çok eski siyasi filmler ya da Batı Yakasının Hikayesi gibi bir Hollywood müzikali… Hepsini bu programlarda tanıyıp dağarcığıma ekledim. Belki de yine onun programında seyredip sevdiğim Damdaki Kemancı’nın müziklerini ise Atilla Dorsay’ın radyo programında kasete kaydetmiş, çok uzun zaman çevire çevire dinlemiştim. (Evet Dorsay TRT Radyo 3’te de 1987-1994 yılları arasında Geçmişten Günümüze adlı bir müzik programı yaptı ve biz bunu da bayıla bayıla dinledik.)

Mimarlık okudu, rehberlik yaptı, müzik programı sundu, kent ve yeme içme yazıları yazdı ama esas işi her zaman sinema yazarlığı oldu. Atilla Dorsay Cumhuriyet, Milliyet, Sabah gazetelerinde, şimdi de T24’te 60 yıldır sinema yazıyor. Eminim ki Türkiye’de bu işi en uzun süre yapan kişi. Kendisi de zaten “Hayatımı bu işe adadım” diyor: “İnatla dedim ki başladım, bitireceğim. Neydi başladığım iş, ‘sinema yazarlığı bir meslek olacak’. Ama marjinal bir meslek, ama yüz kişi, ama iki yüz kişi, neyse ne… Türkiye’de var olacak adını yerleştirecek.” Evet, dediğim gibi yaptığı en önemli şey yıllardır yazmayı bırakmaması, kendi tabiriyle ‘sebat etmesi’ ve sinema yazarı kimliğinin simgesini oluşturması. Diğer önemli şey ise SİYAD’ın kurulmasını sağlayarak sinema yazarlarının örgütlenmesinin, sektörün önemli aktörlerinden biri olarak varlık gösterebilmesinin yolunu açması.

Atilla Bey, eğlenceli, hoşsohbet birisidir. Yazmayı da yeni projeler kitaplar geliştirmeyi de hiç bırakmadı. Yaptıklarının görülmesi, hakkının teslim edilmesi için de hep uğraştı. Kimi meslektaşları onun yaptıklarını önemsemesini, kendisiyle pek alakalı olmasını yadırgar… Atilla Bey de buna karşın “sinema yazarlığında kendimi aşılmış görmüyorum” der… Nihayetinde yazdığı bütün yazıları kitaplaştırmak için gösterdiği büyük çabanın motivasyonu da buradan kaynaklanmaktadır. Dorsay’ın Wikipedia’dan gördüğüm kadarıyla bugüne kadar yayımlanmış 34 kitabı var ki; bu bir sinema yazarı için gerçekten de ciddi bir külliyat anlamına gelir.

BEŞ YILI KAPSAYAN BİR REHBER KİTAP

Bütün bunları geçenlerde imzalayıp bana yolladığı yeni kitabını vesile edip yazıyorum. Hayatımızı Değiştiren Filmler 2015-2020 adlı bu yeni kitap da ilgiyi hak ediyor.

Atilla Dorsay bu kitabında son beş yılda seyrettiğimiz 426 filmi anlatıyor. Her bir filmin künyesi, dört yıldız üstünden puanı ve hakkında orta uzunlukta bir eleştiri yazısı var kitapta. Dolayısıyla Attila Dorsay’ın kaleminden son beş yılın dünya sinemasına toplu bir bakış vadediyor kitap. İki sütün halinde ve alfabetik olarak akan filmler arasında gezinirken bunun nasıl da büyük bir çaba olduğunu düşündüm. Neredeyse dikkate değer bütün yabancı filmleri içeren bu kitap bir tür katalog aslında. Vaktiyle, sinema haberlerinde doğru bilgi için yurtdışından getirttiğimiz yıllık film rehberleri geldi aklıma. Filmlerin künyelerini, konularını içeren bu kitaplar, internet öncesi çağda doğru bilgi peşindeki kültür-sanat gazetecisinin ya da sinemaseverin en önemli kaynaklarından biriydi. Atilla Dorsay işte tam da bu bakış açısıyla, yazdığı sinema yazılarını bir tür rehber kitap haline getiriyor. Bu kitap, daha önce yayımlanan 1985-95, 1995-2005, 2005-2015 yılları arasındaki filmleri tanıtan üç kitaplık serinin dördüncü kitabı. Dorsay bu kitaplarla hem yazdığı sinema yazılarını bir kitapta toplayıp kalıcılaştırıyor, hem de onar ya da beşer yıllık dönemler halinde seyrettiğimiz yabancı filmlerin bir dökümünü çıkartıyor.

2015-2020 kitabının girişinde bu beş yılın hem çeşitlilik içeren hem de çok sayıda iyi film izlediğimiz bir dönem olduğunu yazmış. “Başyapıt denilecek bu kadar çok yapımın bulunması kolay kolay görülen bir şey değil” diyen Dorsay bu dönemde hem ‘me too’ etkisiyle kadına karşı istismarı anlatan filmlerin arttığını, aynı zamanda eşcinsel duyarlığı taşıyan filmler yapıldığını, müzikallerin canlandığını ve bol biyografi çekildiğini anlatıyor. Öte yandan kadın yönetmenlerin uluslararası düzeyde yeterince etkin olamaması halinin altını çiziyor. Dorsay’a göre bu dönemin en büyük özelliği ‘türlere ve kalıplara sığmayan’ filmler; yani ‘Roma’, ‘Parazit’, ‘Birdman’, ‘Diriliş’, ‘Sevgisiz’, ‘Arakçılar’, ‘Beden ve Ruh’…

Sinema yazarlığının şanındandır, listeler yapmak yıldızlar vermek. Dorsay da kitabın sonunda 70 filmlik bir liste yayımlamış. Bu yazıyı Dorsay’ın 2015-2020 ilk onunu sıralayarak bitirelim: ‘Parazit’, ‘Roma’, ‘Birdman’, ‘Yüzündeki Sır’, ‘Ida’, ‘Joker’, ‘Carol’, ‘Diriliş’, ‘Aşıklar Şehri’, ‘Ay Işığı’.

Not: Bu yazıdaki bütün Atilla Dorsay alıntıları, ‘Renkli Sinemaskop Hayat’ kitabındandır. Faruk Şüyün, TÜYAP Yayını.

Kaynak: DUVAR

İlginizi çekebilir