Ateşe körükle gitmek: İhtiyat akçesi Hazine’ye aktarılıyor

Hükümet TCMB bünyesindeki ihtiyat akçesini kullanmak için düğmeye basıyor. İhtiyaç akçesi kullanmak para basmaktan farklı değil. Bu adım bir türlü yenilemeyen enflasyonun yeniden tırmanışa geçmesine neden olabilir.

Mühdan Sağlam

Uzun süredir medyanın gündeminde olan ihtiyat akçesi konusunda hükümet adım attı. 8 Temmuz’da hazırlanan kanun teklifinin ilgili maddesinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) saf kârındaki birikim olan ihtiyat akçesinin bir kısmının Hazine’ye aktarılması için düğmeye basıldı. İhtiyat akçesi nedir? Söz konusu kanun teklifinde ihtiyat akçesi nasıl ele alındı? Hükümet bu adıma neden ihtiyaç duydu? İhtiyat akçesini kullanmanın zararları nedir? Bu yazımızda bu sorulara yanıt arayacağız.

İHTİYAÇ (YEDEK) AKÇESİ: KARA GÜNÜN KURTARICISI

İhtiyat akçesi, şirketlerde yaygın olarak kullanılan bir tedbir. Genel olarak ihtiyat akçesi, doğabilecek risklere karşı şirketi korumak ve acil durumlarda kullanılmak üzere şirketlerin yıllık net kârından belirli oranda ayrılan ve ortaklara dağıtılmayıp şirket bünyesinde bir çeşit yedek sermaye olarak tutulan para. Peki Merkez Bankası’yla bunun ne alakası var?

Merkez Bankası’yla bu durum yakından ilişkili çünkü TCMB de bir şirket. TCMB şirketinin yüzde 55 hissesi Hazine’ye, geri kalan yüzde 45’i kurum ve şahıslara ait. Şirket modelinden görmeye alışık olduğumuz ihtiyat akçesi yönteminin kullanılma sebebi de bu. Benzer biçimde istisnaları ve özel durumu hariç Merkez Bankası da diğer şirketler gibi Türk Ticaret Kanunu’na tabii.

TCMB, kanununun 60’ıncı maddesine göre yıllık net kârının yüzde 20’sini genel kanuni yedek akçe olarak ayırmak zorunda. Kanun uyarınca TCMB’nin kasasında +40 milyar lira ihtiyat akçesi birikti.

KANUN TEKLİFİ VE İHTİYAT AKÇESİ:

Basınla paylaşılan kanun teklifindeki 6. madde ihtiyat akçesini düzenliyor. Maddeye göre 1211 Sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenecek:
“GEÇİCİ MADDE 12- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar ayrılmış bulunan ihtiyat akçelerinin tamamı, birikmiş fevkalade ihtiyat akçelerinin ise son yılın kârından ayrılan kısmı hariç tamamı Genel Kurul kararı aranmaksızın Hazine’ye verilir.”

KANUN TEKLİFİNDE BU MADDE NEDEN VAR?

Bu adımın atılmasının temel nedeni bütçe hesaplaması. Hazine’nin açıkladığı hedeflemeye göre 2019 için bütçe açığı 80 milyar liraydı. Ancak 2019’un ilk dört ayında bütçe açığı 52 milyar liraya çıktı. Hatırlanacağı üzere Ocak 2019’da Merkez Bankası’nın nisan ayı temettüsü nisan ayı beklenmeden zaten bütçeye aktarılmıştı. Nisan beklenmeden bu adım atıldığı için de Hazine’ye gelecek para kısıtlandı. Ayrıca yerel seçimler için para muslukları açıldı. Bu hesaplamada bir bozulmaya neden oldu. Yetmezmiş gibi İstanbul seçimi tekrarlanınca açık saklanamaz boyuta ulaştı. İşte bu noktada “o zaman Merkez Bankası’nın ihtiyat akçesini alalım” fikri gündeme geldi ve hükümet tarafından Meclis gündemine taşınıyor.

İHTİYAT AKÇESİNE EL ATMANIN SAKINCALARI

Tanımından da anlaşılacağı üzere ihtiyat akçesinin alınması demek Hazine’ye para girişi demek. Hazine borçlanarak da para bulabilir. Bu akla gelen ilk yol. Ancak bunun faiz ve risk primine etkisi nedeniyle hükümet bu yola başvurmak istemiyor. İkinci bir yol para basmak. Yani gerekli olan açığın para basılarak giderilmesi. Bunu 1990’larda Türkiye deneyimlemişti. Bu beraberinde enflasyonda artış getirir. Basitçe ifade etmek gerekirse para basmak ile enflasyon arasında doğru orantı var.

Hükümet para basmanın isminin bile bir olumsuzluk yarattığını bildiği için dolambaçlı bir yol kullanıyor ve ihtiyat akçesini kullanıyor. Yani Hazine’ye kullanılmaması gereken bir miktar para sokuyor. Hazine bu parayı piyasada kullanacak, yani dağıtacak. Peki bunun sonucunda ne yaşanacak? Tabii ki enflasyon. Aslında atılan bu adım pek çok ekonomistin daha önce uyardığı üzere para basmaktan farklı değil. Bu sefer, para için matbaa yerine Merkez Bankası’nın birikmiş lirasını piyasaya sürüyorsunuz. Bu neden enflasyonu tetikler?

İhtiyat akçesi bir yönüyle para basmaya benziyor. Basit bir örnekle açıklarsak. Piyasada birer lirası olan 5 kişi var. 5 tane de ürün var. Her kişi bir liraya bir ürün alabiliyor. Siz bu kişilere birer lira daha dağıtıyorsunuz (ihtiyat akçesini kullanarak). 5 kişinin 10 lirası var. Ancak hala 5 ürün var, ürün sayısı artmıyor. Yani talep fazla arz kısıtlı. Bu 5 kişi ellerindeki 10 lirayla bu 5 üründen almaya çalışır. Ne olur peki? Ürünler ortalama 2 liraya gelir. Yine her kişi bir ürün alır. Sonuç olarak herkes birer ürün aldı, ancak ilk seferden farklı olarak 1 lira değil, 2 lira ödedi. Yani ürünün fiyatı iki katına çıktı. İşte bu enflasyondur. Piyasaya para sürmek de ihtiyat akçesi kullanmak da bu basit hesapta olduğu üzere enflasyona neden olur. Peki her zaman enflasyon mı yaratır? Hayır, eğer ürün sayısını artıracak verimli ve geri dönüşü hızlı bir modelle hareket ederseniz, yani ürün sayısını artırırsanız bu lanetten kurtulursunuz. Ancak biliyoruz ki Hazine üretimi artırmaktan ziyade harcadığı parayı yerine koymaya, yani açığı kapatmaya çalışıyor.

Kaynak: DUVAR

İlginizi çekebilir