‘Asya’nın pirinç kasesi’nde isyan – Mühdan Sağlam

Darbenin bir ülkenin siyasi hayatında yarattığı yıkımın örneklerinden biri Tayland’da yaşanıyor. Ondan fazla askeri darbe gören ülke, krallık ile ordu arasındaki ittifaka karşı bir yıla yakın süredir sokakları inletiyor. Tayland halkı demokratik ve temiz siyaset için OHAL’e rağmen geri adım atmıyor.

'Asya’nın pirinç kasesi'nde isyan

‘Asya’nın pirinç kasesi’ olarak bilinen Tayland sokakları yaklaşık bir yıldır protesto sesleriyle inliyor. Ülkenin gün geçtikçe diğer şehirlerinde de karşılık bulan gösterilerin temelinde ekonomik memnuniyetsizlik ve monarşiye karşı tükenen sabır var. Yaklaşık bir yıldır pek çok şehirde üniversite öğrencilerinin öncülüğünü üstlendiği protestolar, yargının yozlaşması, cuntanın sivil hayatı askıya alması ve kral-ordu işbirliği ile ilan edilen OHAL’e rağmen geri adım atmıyor.

MONARŞİ VE CUNTA BASKISI ALTINDA SİYASAL KARMAŞA

Tayland, gösteriler sebebiyle uluslararası gündemde yer etmeye başlasa da aslında yönetimin yarattığı sorunlar anayasal monarşinin ilan edildiği 1932’ye kadar uzanıyor. Yaklaşık 90 yıldır Tayland halkı ülkenin yönetiminde kral, ordu ve diğer siyasi figürlerin dahil olduğu bir karmaşa yaşıyor. Parlamenter monarşi ülkenin yönetim biçimi olsa da sayısız darbe girişimi, gerçekleşen darbeler, toplum açısından vaka-î adiyeden sayılıyor.

Tayland’da son darbe 22 Mayıs 2014 tarihinde General Prayuth Chan-o-cha’nın yönetimindeki silahlı kuvvetlerin, yönetime el koymasıyla yaşandı. Darbeden 2 ay sonra Geçici Anayasa kabul edildi ve atama yoluyla oluşturulan 220 üyeli Ulusal Yasama Meclisi General Prayut Chan-o-cha liderliğinde göreve başladı.

Prayut darbeden sonra başbakanlığını sürdürecek bir adım atarak kendisinin atadığı komiteye yeni bir anayasa hazırlatmaya başladı. 2019’da katılım düşük olduğu bir referandumla kabul edilen yeni anayasa ile 220 üyeli Ulusal Yasama Meclisi’nin yerini Senato ve Temsilciler Meclisi’nden oluşan iki kanatlı meclis aldı. Dahası, 250 üyeden oluşan senato ciddi bir siyasi ağırlığa sahipken üyeleri seçimle değil, atamayla geliyor. 500 üyeli Temsilciler Meclisi ise 4 yıllığına halk tarafından seçilmişlerden oluşuyor.

2019’da kabul edilen yeni anayasa, ülkenin modern tarihinin başlangıcı kabul edilen 1932 yılında monarşiye karşı girişilen ilk darbeden bugüne kadar kabul edilen yirminci anayasa oldu. Her darbeden sonra gelen cuntanın kendi özlemlerine uygun bir anayasa hazırlaması ülkenin içinde bulunduğu siyasi karmaşanın kaynağını ve halkın neden öfkelendiğini de gösteriyor.

ORDUNUN POSTALLARINA KARŞI TAKSİN HAREKETİ

Ordu her kritik dönemeçte siyasi hayatı askıya alsa da güçlü muhalif liderler de var. Örneğin Taksin Şinavatra, ülkenin siyasi hayatında demokratik mücadelenin sembollerinden biri. 2001-2006 arasında başbakanlığı üstlenen Taksin, Ekim 2006’daki darbeyle görevinden oldu ve şu ana kadar da sürgünde. Ancak orduya karşı örgütlenen halk, 2007’de Taksin yanlısı Halkın Gücü Partisi’ni altı partili siyasi koalisyonun büyük ortağı olarak yeniden iktidara taşıdı.

Öte yandan ‘merkez siyaset’ olarak bilinen ordu, krallık ve siyasiler arasındaki ittifak Taksin yanlısı olarak nam salan Halkın Gücü Partisi’ni 2011’de yasakladı. Ancak halk, tercihinden vazgeçmedi. Bangkok merkezli askeri ittifak 2011’de Demokratik Parti’yi işaret ederken halk bir kez daha Taksin yanlısı Pheu Thai Partisi’ni iktidara taşıdı. Ülkenin liderliğine bu defa Taksin’in kardeşi Yingluck Şinavatra geldi. Yingluck iktidarına da tıpkı abisine yapıldığı gibi yine bir ordu darbesi son verdi.

2014’ten bu yana ülkenin başbakanlığını cunta lideri Prayut Chan-o-cha yürütüyor. Prayut’un ismi ön plana çıksa da aslında bu resim ülkedeki siyasi damarlardan sadece birini gösteriyor. Tayland’da ana akım siyasette başat rolü oynayan monarşi-ordu-siyasi parti ittifakının adı Demokrat Parti. Söz konusu parti yeni anayasayla gücünü perçinlendi ve siyasette tek özne haline geldi. Tıpkı anayasa referandumu gibi 2019 seçimleri de şaibelere ve büyük tartışmalara neden oldu. Ancak korku ikliminde yapılan seçimi de darbe lideri ve değinilen üçlü ittifak kazandı.

‘LESE MAJESTE’ YASASI VE PROTESTOLAR

Tayland’da darbeler kadar protestolar da yaygın. Ordunun 2014’teki darbesi, peşi sıra demokratik pek çok ilkeden feragat içeren hükümlere sahip postallı anayasa ve 2019’da cunta liderinin başbakan olarak görevine devam etmesine neden olan seçim nedeniyle halk sokaklarda. 2019’un Aralık ayından bu yana monarşinin dokunulmazlığı, ordunun siyasetinin ana öznesi haline gelmesine karşı sokaklarda protesto sesleri yükseliyor. Protestolar genel olarak bu taleplere sahip, ancak yargı cephesinde alınan kararlar adeta ateşi körüklüyor. Anayasa mahkemesinin 20 Kasım 2019’da muhalefetteki Gelecek Partisi lideri Thanathron Juangroongruangkit’in milletvekilliğini düşürmesi, 21 Şubat’ta Gelecek Partisi’ni kapatması, protestoların yargıya karşı da yükselmesine neden oldu.

Ülkede askerlerin her fırsatta siyasete müdahale etmesinin yanında monarşinin yasal bir zırhla korunması göstericilerin hedefinde. Tayland’da ‘lese majeste’ olarak bilinen ‘krala ihanet’ yasası, kraliyet ailesine yönelik her tür eleştiriyi yasaklıyor. Lese majeste, kraliyet ailesi mensubu herhangi birine hakarette ya da tehditte bulunanları 15 yıla kadar hapisle cezalandırmaya olanak veriyor.

Monarşiye karşı seslerin yükselmesinde Kral Maha Vajiralongkorn’un krallık perdesinin arkasına saklanamayan skandalları, Covid önlemlerinin yarattığı darboğaza karşı lükslerinden geri durmaması, liyakattan uzak keyfi atamaları, köpeğine dahi askeri unvan veren aşırılıkları, ekonomik olarak çıkmaza düşen halkın sessizliğini bozmasına neden oluyor.

Ülkede neredeyse bir yıldır devam eden protestolardaki net taleplere hükümet olağanüstü hal ilan ederek ve beş kişiden fazla insanın bir araya gelmesini engelleyen yasalarla cevap verdi. Ancak yasaklar halkın geri adım atmasını sağlamadığı gibi daha da öfkelenmesine neden oluyor. Tayland halkının daha demokratik bir ülke, özgür eleştiri hakkı ve ekonomik dertlerine çare arayışı devam ediyor. Öte yandan kral ve cuntayla ele ele yürüyen küresel sermaye sömürüye dayalı işçiliğin sürmesini talep ederken halkın çığlıklarını beklendiği üzere ‘gürültü’ olarak görüyor.

Kaynak: Darbe

İlginizi çekebilir