Ankara’yı hatırlatan albüm: Güzel Günler Göreceğiz – Murat Meriç

Güzel Günler Göreceğiz, Büyükgönenç’in eski kayıtlarından oluşan bir albüm aslında. 12 Eylül 1980’de yapılan darbe, onun dinleyiciyle buluşmasını geciktiriyor. Dokuz yıl sonra yayımlandığında, etkisinden ve güncelliğinden hiçbir şey kaybetmemiş şarkılarla karşılaşıyor dinleyici –ki bugün dinlediğimizde de aynı etkiyi hissetmek mümkün: Bir yanıyla eski ama sanki dün yapılmış gibi. Zamansız bir albüm.

Geçtiğimiz günlerde Ankara’da eskileri anmamıza sebep bir gelişme yaşandı: Karanfil Sokak’ta bulunan Dost Kitabevi, önündeki duvarı boydan boya bankla kapladı. Bir dönem, Konur Sokak girişinde bulunan ve zamanımı çokça geçirdiğim mekânın önü hepimizin buluşma noktasıydı. ‘80’li yılların sonlarından söz ediyorum. 1988’de üniversite okumak için Ankara’ya geldiğimde ilk keşfettiğim yerlerden biriydi Dost. Hâlâ kitap aldığım, yenileri takip ettiğim kitapçıdır. Eskiden İmge ve Bilim-Sanat vardı, sonradan yanına Evrensel ilişti. İmge hâlâ duruyor ama sürekli değişiyor. Onun için eski geleneği sürdürüyorum, kitaplarımı Dost’tan alıyor, sokağın ilerisindeki Evrensel’i ihmal etmiyorum.

Konur Sokak’taki Dost, Mimarlar Odası’na ait binanın en alt katındaydı. Bugün, orası odanın girişi. Yazık ki önünü kapattılar. Artık bir buluşma noktası değil. Yine de “Dost’un önü” denince akla gelen, hep orası. Bugün bile eski arkadaşlarla buluşma noktası belirlerken Dost dediğimizde “Küçük Dost mu?” sorusunu sorarız. Küçük Dost, sadece bir buluşma noktası değil. Hepimizin çok şey öğrendiği bir okul. Bir dönem alt katında konserler olurmuş, ben ona yetişemedim ama anlatılanları çok dinledim. Aynı zamanda bir yayınevi ve yapım şirketi Dost. Yeni Türkü’nün ilk albümlerini basanlar, onlar. Bugün külliyatın kayıp halkası sayılan “Film Müzikleri” kaseti, 1983’te Dost etiketiyle yayımlandı. 1986 tarihli “Günebakan” da öyle. “Film Müzikleri”yle hemen hemen aynı dönemde yayımlanan “Akdeniz Akdeniz”in enteresan bir macerası vardır: Albümün lansmanı, 1983 yılının 2 Nisan günü, Dost Kitabevi’nde düzenlenen bir imza günüyle yapılacaktır. Plaklar gelir ama kapak yetişmez. Son dakikada bir matbaada imza gününe özel bir kapak bastırılır ve grup üyeleri bu kapağı imzalar. Bugün, peşinden koşulan kapaklardan biri bu.

Karanfil Sokak üzerinde bulunan Gizem Müzik, Çağdaş Müzik ve sokağın girişindeki pasajın alt katında yer alan Ezgi Müzik, bir dönem kasetlerimi aldığım noktalar. Yazık ki hepsi kapandı. Dost’un küçük kaset reyonu, az ama seçme çeşidiyle uğrak noktamdı. Çekirdek Sanatevi kasetleri, Ankara’da burada satılırdı. Ucundan yetiştim, birkaç tanesini alabildim. Tezgâhta duranlar, müzik hakkında bilgi sahibi insanlardı, yönlendirirlerdi. Onlar sayesinde aldığım albümler, hâlâ arşivimin vazgeçilmezleri. Bunlar arasında biri var ki, özellerin özeli…

Bunca söz, üzerine birkaç kelam etmek istediğim o albüme ulaşmak için aslında. Dost Kitabevi’nin o küçük reyonundan aldığım kaset, ne zaman dinlesem bana Ankara’nın eski yıllarını hatırlatır. Ünol Büyükgönenç’in “Güzel Günler Göreceğiz” başlıklı kaseti bu. Kapağında Nâzım Hikmet’in portresi yer alır çünkü Büyükgönenç bu kasette onun şiirlerini bestelemiştir. “Yapıyla Yapıcılar” adlı muazzam yorumla açılan, “Lümüne” ile kapanan on bir şarkılık bu kaset, söylediğim gibi, vazgeçilmezlerimden. Öyle bir kaset ki ders çalışırken kaçtığım zamanlarda ya da yalnız kalmak istediğim anlarda, hep onu dinlerdim. Bugün, hâlâ yollarda dinlediğim kasetlerden. Nice yol gördü, kim bilir daha nerelere benimle gelecek…

Ünol Büyükgönenç, Cem Karaca ve Kardaşlar’ın has elemanı. “Dadaloğlu”nun girişindeki sazı, prodüktörlüğünü Cem Karaca’nın yaptığı Neşe Karaböcek şarkısı “Artık Sevmeyeceğim”in girişindeki gitarı o çalıyor. Cem Karaca ile Kardaşlar’ın yolu ayrılınca, Kardaşlar kendi adına bir 45’lik yapıyor ve bu 45’likte yer alan türküleri (“Çökertme” ve “Deniz Üstü Köpürür”) Ünol Büyükgönenç söylüyor. Sonrasında iki de solo 45’lik var: 1977 yılında CHP için yaptığı “Yeni Bir Türkiye” ve 1979 Altın Mikrofon yarışmasını kazanan “Dışarıda Kar Yağıyor”. İkinci 45’liğin arka yüzünde, bir Nâzım Hikmet bestesine rastlıyoruz: “Kız Çocuğu”. Sonrası uzun bir sessizlik…

Büyükgönenç, konservatuvar mezunu. Klasik ve İspanyol gitar eğitimi almış. Salim Ağırbaş Orkastrası’nda başladığı mesaisini Kardaşlar’da sürdürmüş. “Oy Gülüm Oy” gibi kimi Cem Karaca şarkılarının söz ve müziği ona ait. Bunları yaparken, “Dadaloğlu”, “Mehmet’e Ağıt” gibi plakların kapaklarını da çizmiş. Bir dönem Ersen’le çalışmış, Dervişan’ın kurucuları arasında yer almış. Sonrasında yukarıda anlattığım solo plaklar ve o sessizlik var. ‘80’li yılların ortalarına doğru, Hodri Meydan Kültür Merkezi’nde verdiği “Sevgi Kuşun Kanadında” başlıklı resitalle geri dönen sanatçı, öncesinde yayımlanan bir söyleşisinde şu cümleyi kuruyor: “Beynimizle Batılı, yüreğimizle Doğulu olmak zorundayız.” Konser enteresan: Bir pandomim sanatçısı (alanının en iyilerinden Vecihi Ofluoğlu) ona eşlik ediyor. Ayrıca konser biletinin üzerinde bir manifesto var. Yukarıdaki cümle, oradan esinle kurulmuş.

Sonrasında “Güzel Günler Göreceğiz” albümünde karşılaşacağımız şarkıların bir kısmını ilk kez bu resitalde dinleyici karşısına çıkartıyor. Orada kalmıyor, Ahmet Kaya, Selda Bağcan ve Yeni Türkü ile, “Şairler Dizeler Ezgiler” başlıklı bir başka konsere katılıyor. Albüm, bu konserden sonra yayımlanıyor.

1989 tarihinde kaset olarak basılan, sonrasında birkaç kez baskı yapan ancak CD üzerine (bildiğim kadarıyla) hiç raptedilmeyen “Güzel Günler Göreceğiz”, Büyükgönenç’in eski kayıtlarından oluşan bir albüm aslında. 12 Eylül 1980’de yapılan darbe, onun dinleyiciyle buluşmasını geciktiriyor. Dokuz yıl sonra yayımlandığında, etkisinden ve güncelliğinden hiçbir şey kaybetmemiş şarkılarla karşılaşıyor dinleyici –ki bugün dinlediğimizde de aynı etkiyi hissetmek mümkün: Bir yanıyla eski ama sanki dün yapılmış gibi. Zamansız bir albüm.

Ünol Büyükgönenç’in Nâzım Hikmet besteleri, bugüne kadar dinlediklerim arasında apayrı bir yere sahip. Sanatçı, albümde şairin yedi şiirini bestelemiş. “Japon Balıkçısı”nı destekleyen geleneksel bir Japon şarkısı (“Tairyo Utai Komi”) ile az önce andığım “Dışarda Kar Yağıyor” ve “Lümüne” yorumları albüme renk katıyor. Bir de Ahmet Çuhacı – Şehabettin Genç imzasını taşıyan “Arabacı Salih” var –ki dinleyiciye, “Memleketimden İnsan Manzaraları”ndan kopmuş izlenimi veriyor. Hepsi bir yana, “Aynı Daldaydık” ve “Hasret”in yeri ayrı. Eylül’e yakışan şarkılar bunlar.

Ünol Büyükgönenç, bu albümden sonra birkaç konser daha verdi ama sonrasında yine derin bir sessizliğe büründü. Yıllar önce, Cumhur Canbazoğlu sayesinde onunla çok sevdiği bir kahvede buluşmuş, uzun uzun sohbet etmiştim. Yazmamam kaydıyla anlattığı şeyler hâlâ aklımda. Hayatımda geçirdiğim en güzel günlerden biriydi. Yazık ki fotoğraf makinalı cep telefonları henüz icat edilmemişti ve yanımda bir fotoğraf makinası yoktu. Bu yüzden o günü kayıt altına alamadım ama yaptığımız sohbeti dün gibi hatırlıyorum. Küsmüştü. Hâlâ küskünlüğünü sürdürüyor olmalı. Memleket şartlarında müzik yapmanın ne kadar zor olduğunu bilen isimlerden. Bundan birkaç yıl önce birkaç konser verdi ama sonra yine köşesine çekildi. Keşke yine eline gitarı alsa, yine şarkılarını söylese… Nerede olursa olsun, koşarak gideceğim bir konser olur bu.

Dost Kitabevi’nden nerelere geldim… Bahsi geçen albüm, bugün müzik platformlarında bulunabiliyor. Kim bilir, belki birinin aklına gelir, plak olarak basılır. Bunu hak eden az sayıda çalışmadan biri “Güzel Günler Göreceğiz”. Nezdimde memlekette yapılmış en büyük “iş”lerden. Gençliğimde en çok dinlediğim albüm, hayatımın en özellerinden. Bu yazı, onun için bir saygı duruşu olsun.

Ünol Büyükgönenç, Armoni Müzik tarafından basılan kasetin kapağına Ü.B. imzalı küçük bir not koymuş. Yazının kapanışını onunla yapayım: “Emeği ile katkıda bulunan tüm dostlara yürekten teşekkürler.”

Kaynak: DUVAR

İlginizi çekebilir