Ankara’nın enerji politikası halk ve doğa düşmanı – Yusuf Gürsucu

Elektrik enerjisi kapitalizmin can damarı. Aşırı üretimlerle dünyayı yok oluşa sürükleyen kapitalizmin Türkiye versiyonu ise sanayi üretiminde bir artış olmamasına karşın enerji üretim kapasitesini aşırı yükseltirken, şirketlere üretmedikleri enerji için ödeme yapılıyor

Kapitalizm, yaşamın her alanına, her canlıya veya cansız varlıklara yönelik saldırılara amansız biçimde devam ederken, aşırı üretim ve tüketime dayalı ekonomik yapısı, hiçbir surette sürdürülemeyecek boyutlara ulaşmış durumda. Dünya emekçi halklarını açlığa ve yoksulluğa iten kapitalizm diğer yandan doğal yaşamın her noktasını ham madde üretimlerine bağlamaktadır. Doğa üzerinden elde ettiği ham maddeyi aşırı üretimlerinde işlemek için yine aşırı enerjiye ihtiyaç duymaktadır. Bu enerjiyi elde etmek adına yine doğaya dönen kapitalizm, kömür ve uranyum gibi madenler ile doğalgaz, ağaç, güneş, rüzgâr vb. varlıklar üzerinden enerji elde ederken yaşamı sınırsızca yağmalamayı sürdürmektedir.

Yasalar kökten değişti

Kapitalizmin dünyayı yerle bir eden yağma süreci Türkiye’de ise AKP iktidarı eli ile daha ileriden ve azgınca sürdürülmektedir. Doğal yaşamı koruma iddiasıyla geçmişte çıkarılmış olan güdük tüm yasa ve yönetmelikleri kökten değiştiren AKP; inşaat, enerji, maden, savaş sanayisi gibi üretimleri temel alırken sermayenin ihtiyaç duyduğu yeni yasalar ve yönetmelikler yayınlamayı sürdürmektedir. Son çıkarılan, “Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” Meclis Genel Kurulu’nda kabul edilerek yine sermaye kesimlerinin yağma yapma alanlarını genişletti. Bu kanunda enerji şirketleri dışında maden şirketlerinin yararına olan maddeler de yer aldı. Maden arama ve işletme ihalelerinde vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belge aranılması zorunluluğu kaldırıldı. Yani şirketin SGK veya vergi borcu olsa dahi ihalelere katılması sağlandı. Bu durum zaten vergi ödemeyen maden şirketlerinin yağmacı elini tamamen rahatlattı.

Yasalar sermaye için

Meclis’te kabul edilen kanunun komisyon görüşmelerine TÜSİAD, MÜSİAD, TOBB, Madenciler Derneği, RES Üreticileri Derneği ve diğer enerji şirketlerinin örgütlendiği 13 örgütün davet edilerek son hali verilen kanundan tek yararlanan kesimin sermaye kesimleri olduğu katılımcılardan anlaşılabiliyordu. Kanunla birlikte ‘Enerji Piyasası Kanunu’ yeniden düzenlenerek enerji ve maden şirketlerine özel imtiyazlar, teşvikler, kamudan kaynak aktarılması gibi uygulamalar için önlerinde hiçbir engel bırakılmadı. Kanun ile 21 dağıtım şirketi, YEKDEM’den faydalanan 818 enerji üretim şirketi ve diğer 1722 enerji üretim şirketleri ile çok sayıda maden şirketinin bu desteklerden yararlanması sağlandı.

Çöp yakma yenilenebilir mi?

Tehlikeli veya tehlikesiz atıkları yakarak (lastik vd. her türden çöp ve biyokütle yakma) elde edilecek olan enerji üretimlerini ‘yenilenebilir enerji’ olarak kabul edilerek, YEKDEM kapsamına alınıp havuz içinde yer alan şirketlere birçok destek sağlanmış oldu. BOTAŞ ve TPAO gibi kurumlar tarafından yurt dışında kurulmuş olan ve off-shore şirketler olarak nitelendirilen şirketlerin, Türkiye’deki kanunlardan muaf tutularak Türkiye’de faaliyet göstermesi mümkün hale getirildi. Enerji üretim tesisleri için kamulaştıma yetkisi Maliye’den EPDK’ye devredildi.

JES’ler suları zehirliyor

Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, jeotermal enerji ve doğal mineralli su kaynak aramaları yapan şirketleri ruhsat harcından ve teminatından muaf tuttu. MTA’nın arama ruhsatı aldığı sahalarda kaynak varlığı tespit etmesi halinde, bu alan MTA tarafından Devlet İhale Kanunu’na göre ihale edilecek ve ihale edilen alanların satışlarına ilişkin ihale bedelleri ise taksitlendirilmek sureti ile ödenebilmesi sağlanırken, JES şirketlerinin daha da agresif bir biçimde doğal yaşamı, yer altı ve yer üstü su varlıkları ile tarım arazilerini zehirlemeyi sürdürmeleri kolaylaştırıldı.

Son değişiklik bir rötuş

Doğalgaz üretim şirketi tarafından dağıtım şebekesine bağlantı yapılarak üretilen doğalgazın dağıtım şirketlerince öncelikle satın alınması zorunlu hale getirilerek doğalgaz ve kaya gazı üretimi yapan yabancı şirketlerin yüzü güldürüldü. Sıvılaştırılmış Doğalgaz (LNG) ihracatı yapmak isteyen tüzel kişiler, yurt içinde teslim faaliyetlerinde bulunmamaları kaydıyla LNG taşıma faaliyetinde bulunabilmeleri sağlandı. Tüm yasa ve yönetmelikleri sermaye çıkarına göre düzenleyen iktidarın son çıkardığı yasaların ortak özelliği ise sermayenin günlük faaliyeti içinde karşılaştıkları ufak tefek zorlukları ortadan kaldırmak amacıyla rötuş yapmak olduğunu söylemek gerekiyor.

Özelleştirmeler

1950’li yıllarda Menderes hükümeti döneminde özel sektör eliyle santraller yapılmaya ve işletilmeye başlanmıştı. İmtiyazlı şirket olarak kurulan Adana ve İçel yöresine elektrik veren Çukurova Elektrik A.Ş. (ÇEAŞ) ile Antalya yöresine elektrik veren Kepez Elektrik A.Ş.’dir. 12 Eylül askeri diktatörlüğünün fiili olarak sürdüğü 1984 yılında 3096 sayılı yasa çıkarılarak, Türkiye Elektrik Kurumu’nun (TEK) tekel konumu kaldırılmış ve özel sektör şirketlerine de enerji üretimi, iletimi ve dağıtımını yapmalarının yasal zemini hazırlanmıştı. Ayrıca aynı yıl TEK’in hukuki yapısı düzenlenerek bir Kamu İktisadi Kuruluşu (KİT) yapılarak özelleştirme hazırlıklarının köşe taşları döşenmeye başlandı.

1992’ye kadar 10 şirket!

Türkiye’de 1988-1992 yılları içinde, elektrik üretimi, iletimi, dağıtımı ve ticaretini yapmak üzere 10 kadar sermaye şirketine izin verildi. Türkiye Elektrik Kurumu, 13.8.1993 gün ve 513 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile ilgisi devam etmek üzere özelleştirme kapsamına alındı. Bu düzenlemenin hemen ardından, Bakanlar Kurulu’nun 93/4789 sayılı kararı ile TEK, “Türkiye Elektrik Üretim İletim A.Ş.” (TEAŞ) ve “Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş.” (TEDAŞ) adı altında iki ayrı yapıya bölündü.

Elektrik Piyasası Kanunu

IMF direktifleri doğrultusunda, enerji üretimlerini sermayeye devretmek amacıyla 3 Mart 2001 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan 4628 sayılı ‘Elektrik Piyasası Kanunu’ çıkarıldı. Bu kanunun gerekçesinde, “Elektrik üretimi, iletimi, dağıtımı, toptan satışı ve perakende satışı, ithalat ve ihracatı ile bu faaliyetlerle ilişkili tüm gerçek ve tüzel kişilerin hak ve yükümlülüklerini, Elektrik Piyasası Düzenleme Kurumu’nun kurulması ile çalışma usul ve esaslarını ve elektrik üretim ve dağıtım varlıklarının özelleştirilmesinde izlenecek usulü kapsamaktadır” ibareleri yer aldı. Yine Bakanlar Kurulu’nun 05.02.2001 tarihinde, 2001/2026 sayılı kararı ile TEAŞ; Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi (TEİAŞ), Elektrik Üretim Anonim Şirketi (EÜAŞ) ve Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt Anonim Şirketi (TETAŞ) olarak yeni bir düzenleme yapıldı.

Derviş’i AKP tamamladı!

IMF memuru olarak nitelenen Kemal Derviş’in çalışmalarıyla enerjide özelleştirme süreci yasalara yerleşirken sonrasında AKP iktidara geldi. AKP iktidarı sürecinde onlarca yasa ve yönetmelikle enerji şirketlerinin yağmasına açılan Türkiye coğrafyası büyük bir yıkıma uğratılırken, elektrik şirketleri Türkiye halklarının adeta kanını emmeye başladı. AKP iktidarı 2013 yılında çıkardığı ‘Elektrik Piyasası Kanunu’ ile ‘serbest’ enerji piyasasını düzenlerken Derviş’in yarım bıraktığı işi tamamlamaya yoğunlaştı. Çıkarılan kanunla şirketlerin altyapıları kamu eliyle sağlanmaya başlandı.

Sıra iletim hatlarında

Türkiye sınırları dışında veya bir dağ başında enerji üretim tesisi kuranların sistemle entegrasyonu kamu eli ile gerçekleştirilmesi sağlandı. TEİAŞ’ın (Türkiye Elektrik İletim A.Ş.) halen özelleştirilmemesinin tek nedeni, iletim hatlarının kurulumu ve uluslararası sisteme bağlantısının çok yüksek maliyetler oluşturmasıydı ve bu sistem kamu gelirleriyle inşa edildi. Yasanın 10. madde 2. paragrafında, “Tedarik şirketleri herhangi bir bölge sınırlaması olmaksızın toptan veya perakende satış faaliyetlerinde bulunabilir” ibaresi ile örneğin Maraş’ta bulunan şirketin ürettiği enerjiyi Türkiye içinde veya Almanya’daki bir tüketiciye ya da dağıtıcıya satabilmesinin koşulları oluşturuldu.

Silopi’den Irak’a elektrik

Yine kanunun 12. maddesinin 1. paragrafında, “Elektrik enerjisi ve/veya kapasitenin uluslar arası enterkonneksiyon şartı oluşmuş ülkelere ihracatı, tedarik lisansı sahibi şirketler ve üretim şirketleri tarafından, bakanlığın uygun görüşü doğrultusunda, bu kanun ve ikincil mevzuatı uyarınca kurul onayıyla yapılır” deniliyor. Aynı maddenin 3. paragrafında ise “Sınırda yer alan illerde kurduğu üretim tesisinde ürettiği elektriği iletim ve dağıtım sistemine bağlantı tesis etmeden kuracağı özel hat ile ihraç etmek isteyen tüzel kişilere, üretim lisansı almak kaydı ile bakanlığın görüşü doğrultusunda kurulca izin verilebilir” ifadeleri yer alıyor. Ciner Grubu ile Karadeniz Enerji, Şırnak Silopi’de kurdukları enerji tesislerinden Irak’a enerji satmaları sağlanırken ülkenin enerji ihtiyacı var söyleminin bir yalan olduğu açıkça  ortaya çıkıyordu.

Enerji yağma alanı

Enerji üretiminin ve dağıtımının neredeyse tamamı özelleştirilmiş durumda. Türkiye’deki 21 elektrik dağıtım bölgesi enerji satışları özel sektöre devredildi. Enerji piyasası, AB (Avrupa Birliği) ve komşu ülkeler (Gürcistan, Ermenistan, İran, Irak ve Suriye) ‘enterkonnekte’ sistem ile birbirine entegre edilerek büyük bir enerji pazarı yaratılması hedeflendi. Avrupa’da 1950’lerde kurulan Elektrik İletim Birliği (ENTSO-E) ile şebekelerin senkronizasyonuyla tek tip enerji piyasası oluşturulmuştu. Türkiye elektrik sistemi 18.09.2010 tarihinde ENTSO-E şebekesine bağlandı. 03.05.2011 tarihinde ENTSO-E kararları doğrultusunda 01.06.2011 tarihinden itibaren ‘Ticari Enerji Alışverişi’ döneminin başlayacağı açıklandı. Ancak AB ile süren görüşmelerin tıkanma sürecine girmesiyle birlikte bu kapı Türkiye için kapandı.

Halklar açlığa, doğa yok oluşa!

Türkiye’de enerji üretim kapasitesinin 94 bin 801 MW seviyesine ulaşmasına karşın tüketilen enerji 20-30 bin MWs seviyesine otururken üretim dışı kalan kapasite için şirketlere ‘kapasite bedeli’ adı altında ödemeler yapılmaya başlandı. AKP iktidarı; ithal ve yerli kömürle enerji üreten termik santrallere, doğalgaz çevrim santrallerine ve HES’lere kapasite bedeli adı altında 2 yılı aşkın süredir her ay ortalama 250 milyon lira açıktan ödeme yapıyor. İktidarın verdiği alım garantileri nedeniyle enerji şirketlerine kapasitelerinin çok altında alım yapılmasından kaynaklı, şirketlere üretmedikleri enerji için para ödemeyi sürdürürken halklar açlığa, doğa ise yok oluşa sürükleniyor.

Dağıtımı 3-5 şirket paylaştı

Üç yıl aradan sonra 4 Haziran 2016 günü Meclis’te kabul edilen Elektrik Piyasası Kanunu ile sermayeye destek dizginsiz seviyeye ulaştı. Elektrik dağıtım şirketlerinin yurt çapında sahip olabilecekleri lisans sayısı (bir) ile ilgili kısıtlama kaldırılarak aynı şirketin istediği kadar dağıtım ağını ele geçirmesi mümkün kılındı. Türkiye’nin imtiyazlı şirketleri olan Kolin İnşaat, Limak Holding, Cengiz Holding; ÇEDAŞ, Akdeniz EDAŞ, MEDAŞ, Uludağ EDAŞ, İstanbul BEDAŞ’ı alırken, EnerjiSa; Toroslar EDAŞ, Başkent EDAŞ ve İstanbul AYEDAŞ’ı aldı. Çalık Gurubu 2, Bereket Enerji 2, Aksa Enerji 2 bölgesinin dağıtımlarını alması sağlandı. Kanun da ayrıca, ‘teknik ve teknik olmayan kayıp’ ile ‘dağıtım şebekesi’ ibareleri tanımlandı. Teknik ve teknik olmayan kayıp ibaresi ile tüketicilerin kayıp- kaçak bedelini şirketlere ödemesi sağlanırken, ‘dağıtım şirketlerinin tarifeleriyle esas alınacak kayıpların’ EPDK tarafından belirlenmesine karar verildi.

Kaynak: Yeni Yaşam

İlginizi çekebilir