Aldar Xelîl: Suriye ile anlaşmamız için Ruslar çağırdı

‘Sözlerini tutarlarsa hava sahasını kapatmak zorundalar. Fakat farklı bir durum var; acaba Koalisyon güçleri ve Amerika bunu kabul eder mi?

Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM) Yürütme Kurulu Üyesi Aldar Xelîl, Ronahî TV yayınına katılarak soruları yanıtladı.

Suriye hükümeti ile varılan anlaşmanın detaylarını paylaşan Xelîl, Suriye hükümeti ile bir anlaşma değil bir anlaşmanın başlangıcında olduklarını belirttti.

Xelîl, Suriye ordusunun sadece sınır hattında yer alacağını ve Özerk Yönetim sistemi ile ilgili bir görevlerinin bulunmadığını vurguladı. Xelîl, öncelikli hedeflerinin de Afrîn’in kurtarılması olduğunu söyledi.

Aldar Xelîl’in konuşmasısın satır başarı şöyle: “Biz tek başımıza burada yaşamıyoruz. Burada yaşayanlar, dışarıdan gelenler ve etrafta olanlar var. Sadece bir grupla savaşmıyoruz. Burada senin de kartlarını oynaman, rolünü oynaman gerekiyor. Eski Kürt mantığında olduğu gibi ‘her şey bitti bu bizim kaderimizdir’ diyemeyiz. Kazanımlarımızı korumamız gerekiyor. Bu bir dünya savaşıdır. Birçok aydın da bunu belirtiyor. Bizim de çok zavallı durmamamız gerekiyor. Binlerce şehit var. Bizim şehitlerin emeğinin, halkımızın emeği ve kazanımları elden gitmemeli. Böyle hareket etmek zorundayız. DAİŞ’e karşı mücadelede Amerika ve Koalisyon Güçleriyle bazı ilişkiler kuruldu, bu da bir kazanımdı.

‘ÖNCELİĞİMİZ HALKIMIZI KORUMAK’ 

Efrin’de Rusya’nın politikası değişti. Efrin’i Türk devletine nasıl teslim ettiklerini dünya gördü. Şimdi bu topraklarda rejim var, ABD var, Rusya var, koalisyon var, çeteler var, Türk devleti ve biz varız. Önceliğimiz halkımızı korumaktır. Herkesin bizi yok etmeye çalıştığı böylesi bir durumda öncelikle halkımızı korumamız gerekiyor. Bizim Efrin konusunda daha önce özeleştiri verdiğimiz ve acı duyduğumuz konu neydi? Efrin’de halkımızı nasıl koruyacağımızın kaygısını yoğunca yaşadık ve bu nedenle savaşçı gücü de çıkardık halkın bombardımandan zarar görmemesi için ama kenti kaybettik. Direniş içinde her şey değişebiliyor. Bunun için erken harekete geçmeliyiz. Bu süreci sağlıklı bir biçimde atlatmak zorundayız. Şehitlerin emeğine sahip çıkmak, kazanımlarımızı bir çözüme ulaştırmak. zorundayız.

‘SALDIRIYI KİMSE KABUL ETMİYOR’

BM’nin 22/54 kararına göre öncelikle Suriye’de çözüm için anlaşma olsun denildi fakat uygulanamadı. Biz de çoğu zaman hazır olduğumuzu belirttik. Mevcut durumda öyle bir durum ortaya çıktı ki kimsenin gönlüne göre değil. Ne bizim, ne de diğer güçlerin kabul edebileceği bir durum. Bu da Erdoğan’ın saldırısı. Herkese rağmen istediğini yapma tutumu ve kararı var. Buna seyirci kalamayız. Suriye’nin parçalanması, Kürt halkıyla birlikte diğer halkların yok edilmesine yönelik kararın alındığı görülüyor. Madem böyle bir karar var, bizim de bunu boşa çıkarmak için elimizdeki kartları oynamamız gerekiyor.

‘BU BİR BAŞLANGIÇ’

Efrin döneminden farklı yönleri var. Efrin döneminde sadece Ruslar vardı, başka güç yoktu. Böylesi tepkiler yoktu. Demografyası ve coğrafyası da farklıydı. Burada ise Koalisyon güçleri var ve bu bölge üzerinde herkes etkili olmak istiyor. Suriye topraklarının yüzde 60’ı rejimin elinde ve burada olmaya ihtiyacı var. Her şeyden önemlisi burada işgale karşı halkımızı korumak ve diyalog için bir zemin hazırlamak istiyoruz. Küçük bir adım da olsa bu bir başlangıç olabilir. Bu bir başlangıç, bir anlaşma değil.

Aldığımız bu kararın maddeleri yok. Bu yönde yapılan haberler gerçeği yansıtmıyor. Herkes farklı bir şey belirtiyor. Bu ülkenin sınırları tehlike altında ve parçalanmasını istemiyoruz. Sınırların korunması görevi merkezi hükümete ait. Uluslararası sözleşmeler bunu belirtiyor. Demokratik Özerk Yönetim sözleşmesinde de sınırların korunmasından merkezi hükümet sorumludur diyor. Rejim hep diyordu bunlar parçalamak istiyorlar. Biz diyoruz gelin sınırlarınızı koruyun. Rejim güçlerinin sınırda konumlanmasındaki amacımız öncelikle Şam yönetimi adı altında bir gücün olması. Çünkü BM’de onlar Suriye’yi temsil ediyor. Sınıra askerlerini yerleştirip oraya bayraklarını asarlarsa, bu parçalanmanın olmadığını Suriye’nin varlığını gösterir. Buna rağmen Türk devleti saldırırsa o zaman Suriye’nin toprak bütünlüğüne saldırılmış oluyor.

‘EFRÎN KAYGISINI TAŞIYORUZ’ 

Efrin’deki senaryonun tekrarlanması kaygısını da yaşıyor ve bunu da hesaplıyoruz. Rusya söz verdi ve oldu diyemeyiz. Rusya söz verdi ve görüşmelerde onlar da vardı. Bu bir girişimdir. Biz dedik rejim gelsin sınırlarını korusun. Sözünü yerine getirirse sınır korunur. Ama sözünü tutmazsa biz savaşmaya devam edeceğiz. Diplomatik olarak da atılan bir adım. Şimdiki durum Efrin’deki gibi değil ama tersine de olabilir. O dönemde rejim güçleri Efrin’e gelmek istedi ama Rusya kabul etmedi. Bu kez Ruslar çağırdı. Onlar gelip gördüler, görüştüler. Sözlerini tutarlarsa hava sahasını kapatmak zorundalar. Fakat farklı bir durum var; acaba Koalisyon Güçleri ve Amerika bunu kabul eder mi?

Kaynak: Artı Gerçek

İlginizi çekebilir