20 soruda yargıyı sarsan dosya; eski Korgeneral Metin İyidil davasında ne oldu, ne oluyor, ne olacak? – Gökçer Tahincioğlu

Ağırlaştırılmış müebbet, beraat, tahliye ve tekrar tutuklama ile gündeme oturan sürece dair her şey…

Metin İyidil

21 Ocak 2020 22:45

15 Temmuz 2016’daki darbe girişimine katıldığı gerekçesiyle ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm edilen, TSK’den atılan eski Korgeneral Metin İyidil‘in istinaf mahkemesince beraatine karar verilerek serbest bırakılması, hemen ardından bu kararın kaldırılarak yeniden tutuklanması ve beraate hükmeden hâkimlerin başka illere atanması yargıyı sarstı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan‘dan gelen açıklamalarla boyutlanan bu süreç, darbe davaları ve yargıya ilişkin pek çok soru işaretine de yol açtı.

Metin İyidil ile ilgili süreç, soru ve yanıtlarla şöyle:

1- Tartışmaların odağındaki Metin İyidil kimdir?

İyidil, ordudan ihraç edildiği 2016’ya kadar, görev yaptığı son 20 yılın büyük bölümünü karargâhta geçirdi. Özellikle planlama ve atamalarda en etkili isimlerin başında geliyordu. 2012’de korgeneralliğe getirilen İyidil, önce Kara Kuvvetleri Komutanlığı, ardından da Genelkurmay Başkanlığı Personel Daire Başkanı olarak görev yaptı. 15 Temmuz darbe girişimine kadar geçen süreçte, en önemli atama kararlarına, ‘daire başkanı’ sıfatıyla imza attı. 2014’te 4. Kolordu Komutanlığı’na getirilen İyidil hakkında bu dönemde FETÖ’ye yakın olduğu yönünde MİT raporu düzenlendiği gündeme geldi. İyidil de 2015’teki YAŞ’tan hemen önce, 13 Temmuz 2015’te emeklilik dilekçesi verdi. Ancak emekliye ayrılmayan İyidil, Ağustos 2015’teki YAŞ’ta Eğitim Doktrin Komutanlığı (EDOK) Muhabere Destek Komutanlığı’na atandı. İyidil, 15 Temmuz’dan sonra tutuklandı ve TSK’den ihraç edildi. Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı, iş insanı Nihat Özdemir‘le evli olan ve Ocak 2016’da hayatını kaybeden Gülseren Özdemir ile kardeş olan Metin İyidil’in adı bu nedenle de 15 Temmuz sonrasında gündeme geldi.

2- Hakkındaki MİT raporuna rağmen İyidil, 2015’teki YAŞ’ta nasıl terfi etti?

Bu döneme ilişkin tartışmalar sürüyor. “MİT’in o dönem FETÖ’cü olabileceğini bildirdiği isimlerle ilgili ihbarların dikkate alınmadığı, Genelkurmay Karargâhı’ndaki FETÖ’cülerin bu konudaki raporları gizlediği” gibi iddialar konuşuluyor. Ancak aynı raporların TSK dışında başka kurumlarca neden değerlendirilmediği, YAŞ’taki kararların nasıl alındığı hâlâ soru işareti. 2015’teki YAŞ toplantısında sadece İyidil değil, daha sonra darbe teşebbüsüne destek verdiği gerekçesiyle TSK’den atılan ve yargılanan pek çok isim terfi etti. Genelkurmay Çatı İddianamesi’ne göre 2015 Yüksek Askerî Şûra’sında albaylıktan tuğgeneralliğe/tuğamiralliğe terfi edenlerin yüzde 78’i darbeye destek verdi.

3- Metin İyidil hakkında 15 Temmuz’dan sonra hangi iddialar ortaya atıldı?

İyidil’in “darbecilere destek verdiği ve darbe girişiminin başarısızlığa uğratıldığı saatlerde son bir ümit olarak 700 askeri Ankara’ya getirtmek istediği” öne sürüldü. İyidil, yürütülen soruşturmalar çerçevesinde darbe girişiminden hemen sonra tutuklandı ve 25 Haziran 2017’de TSK’den ihraç edildi.

4- İyidil hangi davada yargılanıyor?

İyidil hakkındaki tartışmalardan biri bu noktada yaşandı. İyidil’in ismi pek çok soruşturmada geçti, ama hakkındaki dava EDOK davası olarak bilinen dosyadan da ayrı hazırlanan 7 sanıklı iddianameyle açıldı.

5- İyidil neden çatı davalardan birinde yargılanmadı?

Yanıtsız sorulardan biri bu… Karar gazetesinden Yıldıray Oğur’un yazısına göre, İyidil’in ismi önce 2017 başında, Isparta’daki darbe suçlarıyla ilgili iddianamede yer aldı. Ancak savcılık bunun ‘sehven’ yapıldığını açıkladı. Aynı iddianamede, Isparta Valisi’nin, “Darbe sabahı 06.00 sularında İyidil beni aradı. 700 komandoyu devlet kurumlarını korumak gerekçesiyle Ankara’ya götürmek için izin istedi. Ama durumdan şüphelenip izin vermedim” dedi. Savcılık, İyidil’in, komandoları yenilen darbeciler için ‘son bir ümit’ olarak Ankara’ya götürmek istediği sonucuna varmasına rağmen iddianamede ismine yer vermedi. Akıncı ve Genelkurmay Çatı davasında da sanıklar arasında yer almayan İyidil için tutuklandıktan bir yıl sonra, Temmuz 2017’de iddianame hazırlandı.

6- Bu iddianamedeki suçlamalar neler?

Yedi sanıklı davada, İyidil bir numaralı sanık. İyidil’le birlikte, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Eğitim ve Doktrin Komutanlığı’na bağlı iki korgeneral, bir tümgeneral, iki tuğgeneral, bir albay ve bir binbaşı yargılanıyor. İddianamede, sanıkların darbeye hazırlıkla ilgili düzenli görüşmeler yaptıkları, olay günü, darbe girişimini yöneten “Yurtta Sulh Konseyi”nin üyesi olan Mehmet Partigöç‘ün İyidil’le görüştüğü, Genelkurmay Karargâhı’ndaki görüşmede, Isparta Dağ Komanda Okulu’nda eğitim gören Harbiyelilerin Ankara’ya getirilmesinin konuşulduğu, İyidil’in bu askerleri Ankara’ya getirmeye çabaladığı anlatıldı. “Darbecileri teslim etmeye yanaşmayan İyidil’in, darbenin başarısız olduğunu gördükten sonra ısrarla kendisinin darbe karşıtı olduğunu gösterecek şekilde faaliyetler ve davranışlar sergilemeye çalıştığı, bu kapsamda televizyonda açıklamalar yaptığı” kaydedildi.

İddianamede, “İyidil’in örgütün en başarılı olduğu takiye uygulamasını gösterdiği, EDOK Karargâhı’nda bir problem olmadığını öğrenmesine, darbenin engellenmesi için görevinin başına geçerek, olay gecesi ülke genelinde çok önemli olayların yaşandığı bağlı birliklerine resmi yollardan yazılı ve sözlü talimatlar verebilecek durumda olmasına rağmen bir kafede telefon görüşmeleri ile darbe kalkışmasının gidişatını anlamaya çalıştığı” öne sürüldü.

İddianamede, “İyidil’in isminin Partigöç’ün kasasından çıkan belgelerde bulunduğu, bu belgede MİT Müsteşarlığı’nın Genelkurmay’a gönderdiği 23 Haziran 2015 tarihli raporun bulunduğu, belgede İyidil’in Paralel Devlet Yapılanması (PDY-PÖ) mensubu olduğuna dair iddiaların bulunduğu yönünde bilgi mevcut olduğunun belirtildiği” aktarıldı. Partigöç’ün kasasından İyidil’in, “bu rapordan hemen sonra verdiği anlaşılan 13 Temmuz 2015 tarihli emeklilik dilekçesi suretinin de bulunduğu” kaydedildi.

7- Bu bulgular karşısında İyidil’in suçsuz olduğuna yönelik iddiaların temeli neydi?

İyidil hakkındaki iddianamede, lehinde tanıklık yapan isimlerin anlatımlarına da yer verildi. Bazı tanıklar, İyidil’in darbecilerin atama listesinde ‘kızak’ görevde yeraldığını söyledi. Tanıklar, İyidil’in, darbe gecesi 01.30’da üç ayrı televizyon kanalına bağlanarak hükümete destek açıklamaları yaptığını anlattı. Eski Askeri Savcı Ahmet Zeki Üçok da İyidil hakkında verdiği ifadede, “Ben Metin İyidil’in 15 Temmuz darbe karşıtı tutumunu ve edindiğim yeni bilgileri bir araya getirdiğimde FETÖ ile ilgisinin olmadığı, darbeye katılmadığı kanaatini edindim” yorumunu yaptı. İyidil de özellikle Partigöç’ün kasasından çıkan emeklilik dilekçesinin çarpıtıldığını, bu dilekçeyi kanser tedavisi gören ve sonradan vefat eden ablasının ABD’deki tedavi sürecine destek olmak amacıyla verdiğini açıkça yazdığını anlattı.

8- İyidil hakkındaki dava nasıl sonuçlandı?

Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 27 Nisan 2018’de davayı sonuçlandırdı. Mahkeme İyidil’le birlikte dönemin EDOK Kurmay Başkanı Hamza Koçyiğit, eski Harekât Eğitim ve Öğretim Daire Başkanı Tuğgeneral Lütfi İhsan Yanıkoğlu, ‘anayasal düzeni ihlale teşebbüs’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Davada, dönemin EDOK Okullar Komutanı eski korgeneral Abdullah Barutcu, dönemin Muharebe Geliştirme Başkanı eski tuğgeneral Mehmet Topçu ve gözlem subayı Ersal Duman ise beraat etti.

9- Tartışmalara yol açan süreç hangi karardan sonra gelişti?

Bu kararlara yapılan itirazı Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) 20. Ceza Dairesi görüştü. İstinaf mahkemesi, Cumhurbaşkanlığı ve TBMM’nin de ‘katılan’ sıfatıyla bulunduğu davaya ilişkin incelemesinde, 58 sayfalık kararının yaklaşık 40 sayfasını İyidil’e ayırdı. Mahkeme, İyidil’in ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını kaldırdı, beraatine karar vererek tahliyesine hükmetti. İstinaf mehkemesi, diğer iki sanığın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını ve davada verilen beraat kararlarını ise onadı.

10- İyidil hakkındaki beraat kararı hangi gerekçeye dayandırıldı?

İstinaf mahkemesi, ağırlaştırılmış müebbet hapse gerekçe gösterilen kanıtların tamamının yanlış yorumlandığını savundu. İyidil lehinde verilen ifadeleri aktaran mahkeme, darbecilerin atama listesinde İyidil’in ismine aktif görevde yer verilmediğini, emeklilik dilekçesinin darbe girişiminden iki gün önce değil 1 yıl önce verildiğini, olay gecesi darbeyi engellemek için her türlü girişimde bulunduğunu, 700 komandoyu Ankara’ya götürmek konusunda üstleri ile istişarede bulunarak valilikle görüştüğünü aktardı. İstinaf mahkemesi, İyidil’in, darbe girişimi gecesi Etimesgut’tan 4 adet tank çıkarma çabasını da darbeyi bastırma amacına bağladı.

11- Bu karar neden tartışıldı?

İyidil gibi üst düzey ve kritik görevler yapmış bir ismin, ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm edildikten ve 3 yılı aşkın süre tutuklu kaldıktan sonra birebir aynı kanıtlarla beraatine hükmedilmesi ve eşzamanlı olarak tahliye edilmesi dikkatleri çekti. Hemen ardından, istinaf mahkemesi ile ilgili iddialar gündeme geldi. Bölge Adliye (istinaf) Savcılığı da karara itiraz etti ve İyidil’in tutuklanmasını, kararın kaldırılmasını istedi.

12- Olağan yargı yolu, bu karara itirazı mümkün kılıyor mu?

Normal şartlarda istinaf mahkemesi kararı Yargıtay’a taşınabiliyor. Ancak savcılık itiraz hakkını kullanarak Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi’nin dosyayı görüşmesini sağladı.

13- Bu başvurunun ardından, tahliye edilen İyidil hakkında yakalama kararı çıkarıldı mı?

Evet. İyidil, tahliye edildikten sonra gittiği, eniştesi Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı, iş insanı Nihat Özdemir’in oğlu Batuhan Özdemir’in evinde yakalandı. İyidil’le birlikte Nihat Özdemir’in oğlu Batuhan, gelini Aslı Özdemir ve İyidil’in avukatı Abdullah Kaya da gözaltına alındı. İyidil yeniden tutuklandığı süreçte diğer isimler serbest bırakıldı.

14- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi, hangi kararı verdi?

Savcılık itirazını değerlendiren Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi, tahliyenin ertesi günü hakkında çıkarılan yakalama kararıyla tekrar gözaltına alınan Metin İyidil hakkındaki beraat kararını ortadan kaldırdı. İyidil, buradaki heyet önünde yaptığı savunmada, “serbest bırakılması gerektiğini, 44 yıl devlete ve millete hizmet ettiğini” belirterek, “Mankurt değilim. Darbe gecesi yaptığım tüm faaliyetler darbenin engellenmesine yöneliktir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin dikkatli şekilde incelenmesi halinde bunlar açıkça görülecektir. 20’nci Ceza Dairesinin kararında bunlar detaylı olarak anlatıldı. Darbeye karışmadığım tespit edildi” dedi.

21. Ceza Dairesi, bu beyanın ardından Metin İyidil’in “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan tutuklanmasına karar verdi. Tekrar tutuklama kararının gerekçesinde, “ilk derece mahkemesinin mahkûmiyete dayanak yapılan tanık anlatımları ve deliller, eylemlerin niteliği, hükmün henüz kesinleşmemesi, isnat edilen suçun gerektirdiği cezanın mahiyeti ve kaçma şüphesine” dikkat çekildi ve adli kontrolün yetersiz kalacağı ifade edildi.

15- Bu süreç neden çok tartışıldı?

Bütün bu gelişmeler yaşanırken Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) devreye girdi. Resen soruşturma başlatan HSK, İyidil hakkındaki beraat kararını veren hâkimlerden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi Başkanı Hulusi Gül‘ü Çorum’a, daire üyeleri Hakan Tural‘ı Eskişehir’e, İsa Karakoç ve Alaaddin Akdere‘yi Konya’ya atadı.

16- Hâkimler suçluysa neden açığa alınmayıp başka yere atandı?

HSK, bu nedenle çok eleştirildi. Ancak asıl eleştiri HSK’nın bu konuda daha önce işlem yapmaması nedeniyle geldi. HSK’nın, mahkeme başkanı Hulusi Gül ile ilgili olarak 6 ay önce farklı bir karar verdiği ortaya çıktı. Cemaatin yargıda etkili olduğu dönemde eski Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Savcısı Zeki Üçok ile Hava Hâkim Binbaşı Mehmet Çelik, Askeri Yargıtay’da ‘evrakta sahtecilik suçundan’ yargılanıp, cezaya mahkûm olmuşlardı. Anayasa Mahkemesi’nin ‘hak ihlali’ kararı sonrası her iki isim de beraat etti. Bu isimlerden Mehmet Çelik, 15 Temmuz’dan sonra Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak, toplam 22 askeri hâkim, 2 Cumhuriyet Savcısı, 2 memur ve 1 avukat hakkında “FETÖ’cü” oldukları iddiasıyla suç duyurusunda bulundu. Çelik’in verdiği isimlerden birinin de Hulusi Gül olduğu anlaşıldı.

Ancak savcılık bu isimlerle ilgili işlem yapmadı. Çelik’in başvurduğu HSK da 18 Temmuz 2019’da Çelik’e, Gül hakkındaki şikâyetinin işleme konulmadığını bildirdi. Çelik, bu karara “Gül’ün bir dönem FETÖ’cülerin içinde olduğunu kabul ettiği, daha sonra bu gruptan koptuğunu söylemesine rağmen çocuklarını FETÖ okullarına gönderdiğini” anlattığı ifadesini ekledi. Ancak itiraz da sonucu değiştirmedi. HSK, hakkındaki iddiaları işleme koymadığı Gül’ü, İyidil kararından sonra tayin ederek tartışmanın odağına oturdu.

17- Yargıya müdahale tartışmaları neden yaşandı?

Hem İyidil hakkında verilen beraat kararı, hem de bu kararın kaldırılış biçimi eleştirilere yol açtı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Yargı camiamız için çok çok üzücü bir adım olmuştur. Ve ilginç olan şey şu, tabii talimatlarını da verdik bunların. Kararı veren kişi veya kişilerin de FETÖ’cü olması bu işin nerelere vardığını gösteriyor. Ne gibi oyunlar olabileceğini de arkasında tabii gösteriyor. Hak sonunda er veya geç yerini buluyor. Düşünün müebbet hapse mahkûm olmuş bir kişiye tahliyesini verme gibi bir yola gidiyorlar. Böyle bir adımı nasıl atabiliyor bir mahkeme? Bu anlaşılabilir bir şey değil. Sağolsun Adalet Bakanlığımız ve savcılarımız adımlarını attılar ve operasyonla da yakaladılar, tekrar cezai müeyyide uygulanmaya başladı. Malum içeride şu an” sözleri yargıya müdahale tartışmalarına neden oldu.

18- Bu konuda HSK’dan bir açıklama geldi mi?

HSK Başkanvekili Mehmet Yılmaz, “Hâkim ve Savcılar hakkında FETÖ terör örgüt üyeliği ile ilgili her ihbar, HSK’ya iletilen her bilgi kurul tarafından değerlendirilmekte, iddiaların soruşturulması yönünden ilgili kurumlar aracılığı ile FETÖ ile iltisak, irtibat ve münasebeti belirleyen her delil araştırılmaktadır. Ankesör uygulaması, Bylock içerikleri, etkin pişmanlık hakkından yararlanan sanık beyanları, tanık anlatımları, FETÖ terör örgütü soruşturmalarında elde edilen tüm delilerin taranmasından elde edilen sonuç rapor ve kanaat verici her delil ilgili kurumlardan toplanmakta, gelen bilgiler HSK Genel Sekreterliği ve Teftiş Kurulu Başkanlığı’nca Genel Kurul’a sunulmakta, FETÖ iltisak, irtibat ve münasebeti bulunduğu konusunda delil elde edilenlerin 375 Sayılı KHK’nın 35 Maddesi’ndeki hüküm gereği savunmalarının alınması yoluna gidilmekte, hakkındaki delillerin nevi ve kanaat verici niteliğine göre göreve devamı sakıncalı görülen hâkim ve savcılar HSK 2. Dairesi’nce 2802 Sayılı Yasa’nın 77. maddesi uyarınca derhal görevden uzaklaştırılmaktadır” açıklamasını yaptı.

19- Yargıdan bu açıklamalar ve süreçle ilgili bir eleştiri geldi mi?

Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit, Sözcü gazetesi yazarı Saygı Öztürk‘e yaptığı açıklamada, “Yargıda aynı konuda bu kadar farklı değerlendirme olabilir mi? Olmaması lazım. Beraat kararı veren mahkeme başkanı ve üyelerini kararın arkasından görevden alan HSK’nın bu tavrı da yanlış. O zaman yargı bağımsızlığına gölge düşüyor. Ben bunu önceki dönemlerde yaptığım konuşmalarda da söyledim. ABD’li Rahip Brunson, gazeteci Deniz Yücel ile ilgili kararları örnek verdim. Yargı bu kadar zikzak yapılmasını kabul eder mi? Beraat kararına göre kişi serbest bırakılıyor. Hemen arkasından buna itiraz edilmiş. HSK da üç hâkimi hemen başka illere tayin etmiş” dedi.

20- Bütün bu gelişmelerden sonra İyidil dosyası ne olacak, gelişmeler diğer davaları nasıl etkileyecek?

Yargıtay, istinaf mahkemesinden çıkan son kararı esas alarak temyiz istemini karara bağlayacak. Ancak yapılan açıklamalar, HSK’nın verdiği kararlar, Cumhurbaşkanı’ndan gelen eleştirilerden sonra hem bu davada, hem diğer darbe girişimi davalarında özellikle üst düzey isimlerle ilgili değerlendirmelerin nasıl objektif yapılabileceği tartışma konusu. Aynı zamanda yargıda kritik makamlarda bulunan isimler de İyidil davası ile yeniden tartışılır hale geldi. Yargı, bu süreçte de güven kaybına uğradı.

Kaynak: T24

İlginizi çekebilir